Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/16748 E. 2023/3976 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/16748
KARAR NO : 2023/3976
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki imar uygulaması esnasında yerinde korunamayan muhdesat bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … ili, … ilçesi, … köyü, 475 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı davacı adına kayıtlı iken, … Belediye Başkanlığının 01.04.2008 tarihli ve 188 No.lu encümen kararıyla taşınmazın bulunduğu bölgede ilan edilen toplu konut alanı 2. etap toplu konut bölgesi ile

ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesi uygulaması yapıldığını, davacıya eski parselinin bulunduğu yerin dışında yerler verilerek, 608 ada 3 parsel, 610 ada 1 parsel, 613 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar yapıldığını, davacının 2002 yılında inşa ettiği iki katlı betonarme bina, kümes, su kuyusu ve muhtelif meyve ağaçlarının ise imar uygulaması sonucu mülkiyeti Maliye Hazinesine verilen 607 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın üzerinde kaldığını belirterek kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminatın dava tarihinden işleyen faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, husumet, yetki, derdestlik, zamanaşımı, kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/431 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhtelif ağaçların bedellerine ilişkin dava açıldığını onandığını, bu nedenle işbu davanın kesin hüküm nedeniyle de reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; idari yargı yerinin görevli olduğunu, husumet ve zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, belirlenen bedellerin gerçeğin üzerinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … ili, … ilçesi, … köyü, eski 10.300 m² alanlı 475 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı davacı adına kayıtlı iken … Belediyesinin 01.04.2008 tarihli ve 188 No.lu encümen kararıyla, taşınmazın bulunduğu bölgede ilan edilen toplu konut alanı 2. etap toplu konut bölgesi ile ilgili olarak 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığını, davacıya eski parselinin bulunduğu yerin dışında yerler verilerek, davacının 608 ada 3 parsel, 610 ada 1 parsel ve 613 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara hissedar yapıldığı, davacının iki katlı betonarme bina, kümes, su kuyusu ve muhtelif meyve ağaçlarının ise imar uygulaması sonucu mülkiyeti Maliye Hazinesine verilen 607 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığı anlaşılmış olup imar uygulamasıyla Hazineye intikal eden gayrimenkulde bulunan bina, ağaç ve diğer müştemilat bedelinin tazmini istemine ilişkin eldeki davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan muhdesat bedelinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve kanuna uygun olduğundan davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan

reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek idari yargı yerinin görevli olduğunu, husumet ve zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, belirlenen bedellerin gerçeğin üzerinde olduğunu, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/431 Esas sayılı dosyasında bedele hükmedildiğini bu nedenle davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki imar uygulaması esnasında yerinde korunamayan muhdesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.

4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun’un (2942 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. … ili, … ilçesi, … köyü, 10.300 m² alanlı eski 475 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı davacı adına kayıtlı iken … Belediyesinin 01.04.2008 tarih ve 188 No.lu encümen kararıyla dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilan edilen toplu konut alanı 2. etap toplu konut bölgesi ile ilgili olarak 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığını, davacıya eski parselinin bulunduğu yerin dışında yerler verilerek, davacının 608 ada 3 parsel, 610 ada 1 parsel ve 613 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara hissedar yapıldığını, davacıların iki katlı betonarme bina, kümes, su kuyusu ve muhtelif meyve ağaçlarının ise imar uygulaması sonucu mülkiyeti Maliye Hazinesine verilen 607 ada, 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığı anlaşılmış olup eldeki imar uygulamasıyla Hazineye intikal eden gayrimenkulde bulunan bina, ağaç ve diğer müştemilat bedelinin tazmini istemine ilişkin davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan muhdesat bedelinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Davacılar tarafından açılan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/431 Esas sayılı dosyasında bedeline hükmedilen muhdesat eldeki davada hükmedilen muhdesat ile aynı nitelikte olmadığından davalı idare vekilinin kesin hüküm itirazı yerinde değildir.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Davacılardan …’ın karar başlığında ad ve soyadının gösterilmemesi, bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığının davacılar bölümüne “…” ın ad ve soyadının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.