YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16679
KARAR NO : 2007/2360
KARAR TARİHİ : 27.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman şerhinin kaldırılması ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddi yolunda kurulan 05.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.02.2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz edenler … … ve arkadaşları vekili Av. … ile karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av. … … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler 1992 yılında satın alma sonucu babaları … … adına tapuda kayıtlı bulunan ve kadastro yenileme çalışmalarında 107 ada 62 ve 64 parsel numaralarını alan … Köyü 6 pafta 559 ve 561 sayılı parsellerin yörede 1944 yılında yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılmışlarsa da 1950 yılında makiye ayrılmaları sonucu 1951 yılında 4753 Sayılı Yasaya göre dağıtımı yapılarak 1964 yılında yapılan tapulama sırasında 559 sayılı parselin Aralık 1951 tarih 98 numaralı tevzi tapusuna göre … …, 561 sayılı parselin Aralık 1951 tarih 116 numaralı tevzi tapusuna göre … … adına tesbit ve tapuya tescil edildiği halde, 1991 tarihinde yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bırakılarak tapu kaydı üzerine “orman sınırları içinde bulunduğu” şerhi konulduğunu ileri sürerek, şerhin iptalini yargılama sırasında da verdikleri ıslah dilekçesi ile tapu kaydına konulan orman şerhinin iptali yanında Orman Yönetiminin taşınmazlara elatmasının önlenmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm … … mirasçıları olan davacılar … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydı üzerinde bulunan orman şerhin iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1964 yılında genel arazi kadastrosu ile 1991 yılında yapılıp, 02.02.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazların 1944 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bulunduğu, 1950 yılında maki tefrik çalışması sonucunda maki alanına ayrıldığı, 1951 yılında 4753 Sayılı Yasaya göre … tevzi sonucu Aralık 1951 tarih 98 numarada … …, Aralık 1951 tarih 116 numarada … … adına tescil edildiği ve 1964 yılında yapılan kadastro sonucu bu tapu kayıtlarının revizyon görmesi sonucu sırasıyla 558 ve 561 sayılı parseller olarak aynı kişiler adlarına tapuya tescil edildikleri, 02.02.1993 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında eylemli orman niteliğinde olması nedeniyle 2/B madde uygulamasına konu edilmeyerek, 1944 tahdidinde olduğu gibi, orman sınırları içinde bırakıldıkları, halen tam kapalılıkta … ağaçları ile kaplı Devlet Ormanı niteliğinde ve eğimlerinin % 25-30 arasında bulunduğu, taşınmazların
-2-
2006/16400-18319
maki cinsinden ağaçlarla örtülü bulunmayıp, asli orman ağaçlarıyla örtülü olduğu, bu durumun keşif sırasında çekilen fotoğraflar ve CD’ye kaydedilip dosya içine konulan video kayıtlarından da anlaşıldığı, 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Devlet Ormanı sayılıp aynı Yasanın 1. maddesinin (e) bendi kapsamında olmaması nedeniyle maki tefrik komisyon çalışmasına ve makiliğe ayrılması olanaklı olmadığı halde, Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olarak maki tefrik komisyonu tarafından makiliğe ayrılması işleminin yok hükmünde olduğu, 4753 Sayılı Yasanın 8.maddesinde ormanların tevzi edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve Y.İ.B.B.G.K.’nun 1993/5-1996/1 sayılı kararının bu nitelikteki taşınmazlar yönünden uygulanmasının olanaklı olmadığından tevzi tapusunun ve bu tapuya dayanılarak kadastro sonucu oluşturulan tapunun yolsuz tescil olması nedeniyle hukuki değerinin bulunmadığı, kaldı ki, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerler orman sayılacağı, bilimsel ve teknik olarak ta % 12’den fazla eğimli sahalar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza makisi yani orman olduğunun kabulü gerekeceği, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasanın 1/son maddesine göre makiye ayrılmaları yasal olarak olanaklı olmadığı, 22.03.1996 tarih ve 1993/5-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K. kararı 5653 Sayılı Yasaya göre yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak makiye ayrılan ve özel yasalar gereğince oluşturulan tapulu yerlerde uygulanacağı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.10.1999 gün ve 1999/7693-9956 sayılı kararında muhafaza makilikleri orman rejimine tabi olacağından verilen tevzii tapularının hukuki geçerliliğinin bulunmadığı kabul edildiği, yine aynı dairenin 19.09.2001 gün ve 2001/8253-9337 sayılı kararı ile de eğimi % 12’den fazla olan makilik alanlar hakkında 5653 Sayılı Yasanın 43. maddesi hükmüne göre Bakanlar Kurulu Kararı olmasa dahi o yerin muhafaza makisi (Devlet Orman) sayılacağı, keza Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2000 gün ve 2000/20-1663-1664 sayılı ve 14.03.2001 gün ve 2001/20-214/239 sayılı kararlarında da % 12’den fazla eğimli funda ve maki ile örtülü taşınmazların muhafaza makisi niteliğinde olması nedeniyle orman sayılacağının kabul edildiği,
Açıklanan nedenlerle; halen eylemli biçimde orman olan taşınmazların Devlet Ormanı niteliğinde kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, usulsüz Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olarak maki tefrik komisyonu tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde bulunduğu ve bu işlem sonucunda oluşturulan tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, kesinleşen orman kadastrosunun varlığını sürdürdüğü ve taşınmaz tapu kayıtları üzerine konulan şerhinde yasal olduğu ve orman olan taşınmazları tapu kaydı ile satın alan kişinin Medeni Yasanın 1023 (eski 931) maddesindeki iyiniyet kuralından yararlanamayacağı gözetilerek, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.-YTL vekalet ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak davalı … Yönetimine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/02/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.