Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7839 E. 2023/32 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7839
KARAR NO : 2023/32
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Malkara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/679 Esas, 2015/366 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.x

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan, kararı temyiz ettiğine dair süre tutum dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra başkaca dilekçe sunmamıştır.
2. Sanık, kararı temyiz ettiğini belirtir dilekçe sunmuş, gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra müdafii tarafından suçun unsurlarının oluşmadığı, sanığın suçu işlemediği ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasına ilişkin dilekçe sunulduğu görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, kendisini lehtar olarak gösterdiği suça konu bonoyu katılan adına düzenleyip borcuna karşılık tanık …’e vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır.
2. Suça konu belge aslının 16.05.2014 tarihinde sanık tarafından teslim edildiği, adli emanete alındığı ve belge üzerinde Mahkemece gözlem yapıldığı görülmüştür.
3. Uzmanlık raporuna göre, suça konu belgenin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazılarının, borçlu imzalarının ve arka yüzündeki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olduğu belirlenmiştir.
4. Sanık, katılanın bankalardan çektiği kredilere kefil olduğunu, ne olur ne olmaz diye aralarında suça konu senedi düzenlediklerini, borcun katılan tarafından ödenmemesi nedeniyle kefil sıfatıyla borçları ödemek zorunda kaldığını savunmuştur.
5. Katılan, sanığın borcuna kefil olduğunu kabul etmiş ancak suça konu senedin adına sahte olarak düzenlendiğini belirtmiştir.
6. Ayrıca, daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmadığı ve tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat edildiği için cezanın ertelendiği, ancak denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın, kendisini lehtar olarak gösterip katılan adına attığı sahte imzalarla suça konu senedi düzenleyip borcuna karşılık üçüncü kişiye vermekten ibaret eyleminde; katılanın beyanları ile sanığın savunmaları dikkate alınarak aralarındaki kefalet ilişkisi yönünden araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, taraflar arasındaki kefalet ilişkisinin gerçek olup olmadığının araştırılarak, eylemin TCK’nın 211 inci maddesinde öngörülen “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin 8 inci fıkrasına 28…..2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, suç tarihi itibarıyla engel adli sicil kaydı bulunmayan, bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluştuğundan cezası ertelenen sanık hakkında, adli sicil kaydında daha önceden verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3. Suç tarihinin, suça konu belgenin sanık tarafından teslim edildiği 16.05.2014 tarihi olduğu gözetilmeden, gerekçeli karar başlığında 28.04.2014 olarak yanlış gösterilmesi,
nedenleriyle, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Malkara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/679 Esas, 2015/366 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2023 tarihinde karar verildi.