Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/2492 E. 2023/987 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2492
KARAR NO : 2023/987
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

… Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2021 tarihli ve 2021/669 Soruşturma, 2021/984 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin 09.05.2021 tarihli ve 2021/2124 Değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.05.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.02.2022 tarihli ve 2021/25479 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/20414 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/20414 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayeti nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, taraflar arasındaki meselenin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Şüphelinin; başkası adına kayıtlı bulunan, esasen müştekinin şikayet dilekçesine ekli tapu kaydından görüldüğü üzere, 09/03/2012 tarihinden itibaren … … adına kayıtlı Muğla ili … ilçesi 295 ada, 70 parsel üzerinde bulunan 4 nolu meskeni, kendisine aitmiş gibi göstererek, dosya arasında bulunan tarihsiz sözleşme ile müştekiye 230.000,00 … lirası karşılığında sattığı ve peşinat olarak 55.000,00 … lirası aldığı, söz konusu meskenin tapuda devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle de müştekiye 05/11/2020 vade tarihli bonoyu vermesine karşılık müştekinin zararını gidermediğinin anlaşılması karşısında, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında üzerine atılı suçtan kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Muğla ili … ilçesinde bulunan taşınmazın 230.000 TL karşılığında satışı için şikâyetçi ile şüpheli arasında sözleşme imzalandığı, şikâyetçinin şüpheliye bu bedelin 55.000 TL’sini ödediği, kalan kısmına yönelik de bankadan kredi başvurusu yaptığı ve bu başvurunun onaylandığı, tapuya gidildiğinde taşınmazın asıl malikinin … … olarak görünmesi ve taşınmaz üzerinde ipotek bulunması nedeniyle satışın gerçekleşmediği, akabinde evin bir başkasına satıldığı, şikâyetçiden aldığı peşinatı nakit olarak iade etmeyen şüphelinin, şikâyetçiye 55.000 TL bedelli bono verdiği, böylece şüphelinin kendisine ait olmayan taşınmazı, kendisininmiş gibi satmaya çalışarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması; bununla birlikte, şüphelinin 24.02.2021 tarihinde alınan ifadesinde; emlakçılık yaptığını ve taşınmaz satışı için şikayetçiden peşinatı aldığını ancak kredi başvurusunun onaylanmaması ve şikâyetçinin evi almaktan vazgeçmesinden dolayı söz konusu taşınmazı bir başka kişiye sattığını savunması karşısında; taşınmazın o tarihteki maliki olan … …’in beyanına başvurularak, taşınmazının satışı için şüpheliye yazılı ya da sözlü herhangi bir talimat verip vermediğinin sorulması, ilgili bankadan kredi başvurusunun onaylanıp onaylanmadığı sorularak, onaylanmış ise tarihinin araştırılması, şüpheli ya da bir başkası tarafından taşınmazın hangi tarihte ve kime satıldığının belirlenmesi, sözleşme altında ismi bulunan Cafer Yakıcı’nın tanık olarak beyanına başvurulması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken; “…müştekinin alacak olduğu evin kime ait olduğunu basit bir araştırmayla öğrenebileceği, bu nedenle somut olayda müştekiyi aldatacak nitelikte bir hileden bahsedilemeyeceği, diğer yandan şüphelinin aldığı para yönünden müştekiye senet verdiği, aralarındaki alacak verecek ilişkisinin hukuk mahkemelerinin konusu olabileceği…“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin 09.05.2021 tarihli ve 2021/2124 Değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.