YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5581
KARAR NO : 2023/399
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Ret
Taraflar arasında kadastro harici bırakılan yerin tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gaziantep ili Oğuzeli ilçesi Direkli köyünde 649 parselin güneyinde kalan 650 parselin batısı ve 644 parselin kuzeyinde kalan yaklaşık 20.000.m2 mesahalı taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, müvekkilinin bu taşınmazı babasından satın aldığını ve taşınmazı 25 yıldan beri fiilen kullandığını iddia ederek dava konusu taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı nedeni ile zilyetliğe dayalı olarak müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devlet’in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, idare görevlileri tarafından yapılan araştırmada taşınmazın Kadastro Kanunu’nun 18. maddesine göre müvekkili adına tescilinin gerektiğini, zilyetlikle edinim şartlarının gerçekleşmediğini öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacının babasına ait iken davacıya taksim sonucu düştüğü, taşınmazda daha önce babası tarafından zilyetlik ve tasarruf edilmekte iken bu yerin davacı tarafından günün şartlarına göre makineli tarım yapma imkanı olmadığından ve şehre göçmüş olması ile bilahare makineli tarım imkanı olması sonucu taşınmaza 7-8 sene kadar önce zeytin ağaçlarını dikmek sureti ile tasarrufa devam ettiği, herhangi bir nizanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 2016/3658 Esas 2018/6568 Karar sayılı kararıyla: “taşınmaz …imar planı kapsamında ise imar planına alınma tarihinden, değil ise dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 adet stereoskopik … fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından getirtilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; komşu parsellerin dayanak kayıtlarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmeli; teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmaz bölümleri komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı… toplanacak delillere göre karar verilmeli…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayılı kararıyla,1985, 1992, 1999 yılı … fotoğraflarından ve 2004 yılı Google Earth uydu görüntüsünden dava konusu yerin kullanılmadığı, üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, üzerindeki zeytin ağaçlarının yaşının keşif yılı olan 2019 yılında yaklaşık 8 ile 15 yaşlarında olduğu, dava tarihinden geriye dönük 20 yıllık süre içinde 1994 ile 2006 yılları arasında ekonomik amaca uygun zilyetlik koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
1. Davalı Hazine temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 18. Maddesinin 1. fıkrasında sayılan yerler olduğundan; cevap dilekçesinde de bu yönde talepleri olduğunu, Mahkemece dava konusu yerin … adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davanın reddine karar verildiğinden davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili temyize gelmişse de harcı tamamlanmadığından ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, ek karara karşı davacı temyize gelmemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 1981 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan yerin davacılar adına tescili talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.”
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde; “tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde; “orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.”
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinde; “(1)Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükümlerine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2 maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı özellikle davalı Hazinenin 4721 sayılı TMK’nın 713/6 maddesi gereğince bir talebi olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3. Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince, 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesi gereğince kanunda yazılı haller dışında yargılama giderleri davada aleyhine hüküm verilen kişiden alınır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen hükmü temyiz eden davalı Hazine lehine yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle;
Hükmün 4. bendindeki “Maliye Hazinesinin” kelimelerinin hükümden çıkarılmasına, hükme 6. bent olarak; “6- Davalı Hazine lehine AAÜT tarifesi uyarınca karar tarihi itibariyle hesaplanan 22.127,50-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.