YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1027
KARAR NO : 2023/1164
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
– K A R A R –
Davacı vekilince açılan, alacak davası sonucunda bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş olup, verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 06.12.2022 tarih 2021/5750 Esas, 2022/5647 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez Dairemiz kararına karşı davacı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’nın 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve takdiren 1.470,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 21.03.2023 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflar arasında 07.01.2013 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalanmış ve sözleşmenin 16.1.2. maddesinde hak edişin ödenmesinden itibaren en geç üç gün içerisinde işçi ücretlerinin ödenmemesi halinde ceza ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin 16.1.3. maddesinde de niteliklere uygun işçi çalıştırmamanın cezası düzenlenmiştir. Davalı yüklenici tarafından bu madde hükümlerine uyulmaması nedeniyle cezalar kesilmiş ve bu dava ile bu ceza bedelleri talep edilmiştir.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda, sözleşme hükümleri ile getirilen yükümlülüklerin sözleşme serbestîsine müdahale niteliği taşıdığı ve yine kararlaştırılan cezaların tek taraflı olduğu ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönünde görüş belirtilmiş, yerel mahkemece de bu görüş yerinde görülerek davanın reddine karar verilmiş, verilen karar Dairemizce onanmış, davacı taraf karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Sözleşmenin 16.1.2. maddesinde yer alan hüküm, hakedişlerin yükleniciye ödenmesinden itibaren 3 gün içinde işçi ücretlerinin işçilere ödenmemesi halinde ceza kesilmesine ilişkindir. 4857 sayılı Kanun gereğince işçi ücretlerinden yüklenici ile birlikte işveren de sorumlu olup, işverenin kanunun yüklediği yükümlülük gereğince işçi ücretlerinin ödenmesi hususunda sözleşmeye böyle bir hüküm koymasından daha doğal bir şey olamaz. Sözleşme konusu zaten hizmet ifası olup, hizmetin ifasını yerine getiren işçilerin ücretlerinin yerine getirilmesi konusunda idarenin kanuni yükümlülüğünü de yerine getirmek amacıyla böyle bir yükümlülüğü kararlaştırarak sözleşme ilişkisine girmesi sözleşmeye müdahale olarak kabul edilemez. TBK’nın 27. maddesinde geçersizlik halleri belirtilmiş olup burada bu hallerden hiç birisi bulunmamaktadır. İdarenin hizmet alımı yaptığı yükleniciye, “çalıştırdığın işçilerin ücretini ödemen gerekir aksi takdirde ceza keserim” demesi sözleşme serbestîsine müdahale olarak kabul edilecekse, idarenin 4857 sayılı Kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü de yerine getirmek suretiyle hiçbir şekilde hizmet alımı yapması mümkün olmayacaktır.
Diğer yönden sözleşme serbestîsi TBK’nın 26. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, taraflar, bir sözleşmeni içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Burada da kanunda öngörülen sınırlara uyularak sözleşmenin içeriği düzenlenmiştir. Bunun tersini düşünmek ve bu konuda sözleşme hükmü kararlaştıramazsınız demek sözleşme özgürlüğüne müdahale olacaktır.
Gerekçe belirtilmeksizin karara esas alınan rapordaki diğer görüş ise, bu sözleşmede kararlaştırılan cezanın tek yanlı olması nedeniyle sözleşme hükmünün 4735 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönündedir. Sözleşme cezası bir edimin ifasını teminat altına almak için kararlaştırılmaktadır. Bu edim hangi tarafın yükümlülüğünde ise cezanın muhatabı o taraf olacaktır. Bunun aksinin düşünülmesi, borç ilişkilerinden bihaber olunmasını gerektirir. Örneğin, bir satım sözleşmesinde malın kararlaştırılan tarihte teslim edilmemesi için ceza kararlaştırılması durumunda cezanın muhatabı satıcıdır. Zira edimi ifa edecek olan satıcıdır. Bunun aksi düşünülemez. Zira sözleşmenin iki tarafının da satıcı olması eşyanın tabiatına aykırı olacaktır. Aksi durumda bu sözleşme alım satım sözleşmesi olmayacaktır. Davaya konu olayda da işçi ücretlerini ödeyecek olan ve yine belirlenen nitelikte işçi çalıştıracak olan yüklenicidir. Ceza da bu edimlerin gereği gibi yerine getirilmesi için kararlaştırılmıştır. Eşitlik olması açısından aynı edimin iki taraf için de kararlaştırılması gerekmektedir. Ancak bir hizmet sözleşmesinde bu hususun uygulanması fiziki olarak mümkün değildir. 4735 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı bir durum bulunmamasına rağmen, gerekçe belirtilmeksizin aksi yöndeki bilirkişi görüşünün esas alınması da doğru olmamıştır.
Diğer yönden taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi sürekli edimli bir sözleşme olup TBK’nın 126. maddesi gereğince fesih durumunun dikkate alınması ve buna göre ceza talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davacının karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.