YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/579
KARAR NO : 2023/1632
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : Alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 28.05.2012 havale tarihli asıl dosyadaki dilekçesi ile; borçlu şirket hakkında … 13.İcra Müdürlüğü’nün 2011/16736 E.sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, sanık şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, takip kesinleştiği halde borcun ödenmediği, … 5.İcra Müdürlüğü’nün 2011/186 Talimat sayılı dosyasından 2.kez borçlu şirketin faaliyet adresine hacze gidildiğinde borçlu şirketin adreste ticari bir faaliyetinin olmadığının tespit edildiği, şikayet olunan şirketin alacaklılarını zarara uğratmak ve borçlarını ödememek kastıyla işyerini boşaltarak ticari faaliyetine son verdiği, borçlu şirkete
ait “… Mah. 17084 Ada, 1 Kütük, 65 Sayfa” da bulunan taşınmazın 15.03.2011 tarihli devrinin bu amaçla yapıldığı ve şirket adresinde haczedilen menkullerin de kaçırıldığı, şirket merkezindeki malları kaçırmak tarzındaki kasti hareketinin alacaklıyı zarara uğrattığı, bu nedenle borçlu şirket yetkilisi sanık hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
2.Müştekinin birleşen dosyadaki dilekçesi ile; borçlu şirket hakkında … 13.İcra Müdürlüğü’nün 2011/17312 E.sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, sanık şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, takip kesinleştiği halde borcun ödenmediği, … 31.İcra Müdürlüğü’nün 2012/157 Talimat sayılı dosyasından borçlu şirketin faaliyet adresine hacze gidildinde borçlu şirketin adreste ticari bir faaliyetinin olmadığının tespit edildiği, şikayet olunan şirketin alacaklılarını zarara uğratmak ve borçlarını ödememek kastıyla işyerini boşaltarak ticari faaliyetine son verdiği, borçlu şirkete ait “Ostim Mah. 17084 Ada, 1 Kütük, 65 Sayfa” da bulunan taşınmazın 15.03.2011 tarihli devrinin bu amaçla yapıldığı ve şirket adresinde haczedilen menkullerin de kaçırıldığı, şirket merkezindeki malları kaçırmak tarzındaki kasti hareketinin alacaklıyı zarara uğrattığı, bu nedenle borçlu şirket yetkilisi sanık hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
3…. 16. İcra Ceza Mahkemesinin, 18.12.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan beraatine, karar verilmiştir.
4…. 16. İcra Ceza Mahkemesinin, 18.12.2014 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2019/2445 Esas, 2019/8116 Karar sayılı kararı ile “… Şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesinin içeriği ve talebi İİK’nın 331. maddesinde düzenlenen “Alacalısının zarara uğratmak için mevcunu eksilmek” suçuna ilişkin olduğu ve borçlu şirkete ait “… Mah. 17084 Ada, 1 Kütük, 65 Sayfa” da bulunan taşınmazın 15.03.2011 tarihli devrinin bu amaçla yapıldığı ve şirket adresinde haczedilen menkullerin de kaçırıldığı iddiasıyla şikayette bulunulduğu anlaşılmakla, şikayete konu gayrimenkul satış senedi dosyaya getirtilerek, şikayet süresinde ise taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp, taşınmazı satın alan şahıs ile sanık arasında yakın akrabalık ya da yakın arkadaşlık ilişkilerinin bulunup bulunmadığı, taşınmazın halen kimin kullanımında olduğu, satış bedelinin ödenip ödenmediği ve taşınmaz bedelinin bir kısım borçların ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılmadan, yapılan devrin ve hacizli menkullerin sanık tarafından kaçırılmasının alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılıp yapılmadığı tartışılmadan suçun vasıflandırmasında hataya düşülerek ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, kabule göre de; Birleştirilmesine karar verilen dosyanın şikayetçisi olan … Çelik Boru San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin isminin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5…. 16. İcra Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan beraatine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz isteği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2019/2445 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen bozma ilamında, bozma sebeplerinden birinin de ” satış bedelinin ödenip ödenmediği bir kısım borçların ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadan” karar verilmesi olduğu, yerel mahkeme tarafından 2019/466 esas sayılı dosya üzerinden yapılan incelemede bu eksiklerin tam anlamıyla tamamlanmamış, tartışılmamış olduğu, sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan borçlu şirkete ait cari hesap ilişkilerine bakılarak ödemelerin yapıldığına kanaat getirilmesinin hatalı olduğu, borçlu şirketin ticari defterleri ile cari hasap hareketlerine ilişkin kayıtların örtüşüp örtüşmediğinin tespiti
yapılmadan verilen ödeme yapılmasına kanaat getirilmesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiği, yine taşınmaz bedelinin bir kısım borçların ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bozma ilamı sonrası yerel mahkeme tarafından yapılan görevlendirmeyle düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, raporda yer alan basit hesap hataları, değer hesaplaması yapılırken gösterilen emsaller ile yapılan kıyaslamadaki hatalar ve görevi olmamasına rağmen yapılan hukuki yorumlar, bilirkişi raporunun nitelik bakımından yeterli olmadığını gösterdiği, rapora yapılan itirazların değerlendirilmediği ve dosyada ek rapor veya yeni bilirkişi raporu alınmadan, açıkça hatalı olan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar değerlendirilmeden verilen kararın açıkça hukuka yasalara ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu, örnek gösterilen iki adet emsal taşınmazdan ikisinin de konum itibariyle daha düşük şerefiyeli bir bölgede yer almasına rağmen, içi yapısız ve tadilat gerektiren emsalin içi yapılı olan emsale nazaran şerefiye farkının daha düşük hesaplanmasının raporu kendi içinde çelişkili duruma düşürdüğü, yine emsallere ilişkin yapılan hesaplamalarda belirlenen pazarlık paylarının farklı oranlarda olmasının da çelişki yarattığı, dosyadaki eksiklikler giderilmeden ve bir çok çelişki ve hata içeren bilirkişi raporu esas alınarak sanık …’ın üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkin karar verildiği, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu hususlara değinilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından ek rapor veya yeni rapor alınmadan karar verildiği, bu sebeple hukuka, yasalara ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Suç tarihinin 15.03.2011 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 03.03.2014 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 03.03.2022 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 16. İcra Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2019/466 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.