Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/2553 E. 2022/10332 K. 15.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2553
KARAR NO : 2022/10332
KARAR TARİHİ : 15.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların miras bırakanı …’un dava dışı Akbank T.A.Ş’den kredi sözleşmesi ile kredi kullandığını, kredi taksitleri devam ederken 21.11.2013 tarihinde vefat ettiğini, bu kredi kapsamında davacıların murisine davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigorta poliçesi tanzim edildiğini, kredi borcunun tamamının davacılar tarafından bankaya ödendiğini bildirerek 46.200,00 TL poliçe tutarının yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek veraset ilamındaki payları oranında davacılara ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile 46.200,00 TL’nin 18/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, İstanbul 32. Noterliği’nin 02/12/2013 tarih ve 16353 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca (her bir davacı yönünden 1/4 olmak üzere) miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.
Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde “(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yine poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın C.2 maddesinde “Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü:
2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.
2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci,sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.
Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur.
Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.
Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.
2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.
2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, muris ile davalı sigorta şirketi arasında 28.06.2013-2014 tarihlerini kapsayan, 46.200,00 TL vefat teminatlı hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; muris 21.11.2013 tarihinde vefat etmiş ve ölüm belgesinde ölüm sebepleri arasında dolaşımsal şok, ameliyat edilmiş coumadin yüksek dozuna bağlı akut subdural kanama gösterilmiştir. Dosya içerisinde bulunan hayat sigortası başvuru formunda muris sağlığı ile sorulara hayır cevabı vermiştir. Murisin hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda rapor almaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması eksik incelemedir.
Mahkemece, sigorta hukuku uzmanı bilirkişiden rapor alınmış ve bu rapor esas alınarak davacıların murisi İbrahim Genç’in 28/06/2013 poliçe tarihi itibarıyla kendisi tarafından bilenen ancak düzenli ve hastane ya da bir tedavi kurumunda uzun süre yatarak tedavi gördüğüne veya poliçe başlangıç tarihinden önce kalp damar rahatsızlığı-kalp kapak ameliyatları veya comadin ilaç kullanımının sigortalının ölümüyle illiyet bağı bulunduğuna
dair kesin bir bulgu olmadığı, bu nedenle murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Mahkemece ATK’dan bir heyet raporu aldırılarak sigortalı murisin poliçe düzenlenmeden önce tedavi gördüğü ve gizlendiği iddia edilen hastalıkları ile ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalıktan meydana gelip gelmediği tespit ettirilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.