Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/38639 E. 2023/297 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38639
KARAR NO : 2023/297
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/493 E., 2021/778 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 16. Ağır Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/390 Esas, 2020/45 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/493 Esas, 2021/778 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İlk Derece Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.10. 2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın 07.08.2009 tarihinde … Polis Akademisi Başkanlığı Polis Koleji yazılı yarışma sınavına girerek sınavda 100 puan üzerinden 67,67 puan alarak sınavı 209. Asil Erkek olarak kazandığı, okula 23.09.2009 da kayıt yaptırdığı, Polis kolejini 14.06.2013 tarihinde bitirerek devamında Polis Akademisine 16.07.2013 tarihinde kayıt yaptırdığı, 10.04.2015 tarihinde de 6638 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında Güvenlik Bilimleri Fakültesinden ilişiğinin kesildiği, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının hazırladığı 17.08.2016 tarihli rapor kapsamına göre; sanığın müfredat dışı sorulara verdiği cevaplar incelendiğinde Matematik testinden 4, Fen ve Teknoloji testinden 6, Sosyal Bilgiler testinden 1, Yabancı Dil Testinden 0 soruya doğru cevap vererek toplamda 11 müfredat dışı soruyu doğru işaretlediği, ayrıca hatalı olduğu değerlendirilen Matematik testindeki 43. soruda da doğru cevabı işaretlediği, cevap örüntüsü benzeyen aday sayısının ise 24 olduğu, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 22.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın 2 kritere takılarak kuvvetli şüpheli olduğunun belirtildiği, 19.03.2019 tarihli veri inceleme raporunda; sanık hakkında okuldaki en son derece olarak (2) şeklinde kodlama yapıldığı, bu kodlama karşılığının ise “Mahrem yapıda ümit olarak nitelendirilen, örgüt vasıtası ile okula girmiş ancak irtibatını kesmiş haber alınamayan görüşmeye gelip gitmeyen ve dini hassasiyetleri olan, cuma namazlarına giden kişileri ifade ettiği” şeklinde olduğunun belirtildiği, usul ve esas yönünden Kanun’a aykırı bulunduğundan kararın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçu yönünden sanık aleyhine bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Her ne kadar Cumhuriyet savcısı mütalaasında sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiş ve sanık hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü polis koleji öğrencileri yapılanmasına dair fişlelemelerin bulunduğu veri inceleme raporu içerisinde “okuldaki en son derece olarak (2)” şeklinde kodlama yapıldığı, bu kodlama karşılığının ise “Mahrem yapıda ÜMİT olarak nitelendirilen, örgüt vasıtası ile okula girmiş ancak irtibatını kesmiş haber alınamayan görüşmeye gelip gitmeyen ve dini hassasiyetleri olan, cuma namazlarına giden kişileri ifade ettiği, sanıkla alakalı söz konusu fişleme mahkememizde FETÖ ile iltisakının olduğuna dair şüphe oluşturmuş olsa da; Dosyada SD KART fişlemesi dışında aleyhe herhangi bir delil bulunmaması, polis koleji

öğrencileri fişlemelerine ilişkin iddianamelerde adları geçen ve mahkememizce bizzat tanık sıfatıyla beyanları alınan tanık O. Ç.’nin ve tanık Ö. F. G.’nin sanığın FETÖ ile irtibatına ilişkin herhangi bir görgü ve bilgilerinin olmadığını beyan etmeleri ayrıca sanık hakkında yapılan araştırmalarda ByLock kaydı bulunmaması, örgütle irtibatlı Bank …’da örgüt liderinin talimatı ile mevduat artıranlar arasında isminin olmaması, örgütün tepe yöneticileri ile irtibatının tespit edilememesi, örgütle iltisaklı şirketlerle SGK kaydı olmaması ile dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mevcut deliller ışığında sanığın mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli, kesin ve açık delil elde edilememesi karşısında şüphe aşamasında kalan silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas – 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).

b) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık …’un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas sayılı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (Kom Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesi mümkündür.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Veri inceleme raporunda “okuldaki en son derece olarak (2)” şeklinde, “Mahrem yapıda ÜMİT olarak nitelendirilen, örgüt vasıtası ile okula girmiş ancak irtibatını kesmiş haber alınamayan görüşmeye gelip gitmeyen ve dini hassasiyetleri olan, cuma namazlarına giden” olarak kodlanan, suçlama tarihinde polis akademisinde öğrenci olan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olmak suretiyle müsned suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında ispat edilemeyen suçtan beraatine ilişkin verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/493 Esas, 2021/778 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.01.2023 tarihinde karar verildi.