Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/637 E. 2023/769 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/637
KARAR NO : 2023/769
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile davacı şirketin davalı adına bir kısım inşaat yapım işi yapmayı üstlendiğini, sözleşmeyle üstlendiği işin bedeli ve davalının davacıdan aldığı malzemeler karşılığında sözleşmede belirtildiği üzere davacıya 300.000,00-TL değerinde bir daire verileceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda 210.000,00-TL değerinde bağımsız bölümün davacıya verildiğini, verilmesi gereken daire bedelinden 90.000,00-TL alacağın kaldığını, bunun yanı sıra davalının davacıdan faturalar ile aldığı malzeme satışından bakiye alacağın 76.749,48-TL olduğunu, ev bedelinden kalan 90.000,00-TL olmak üzere davacının davalıdan 166.749,48-TL olduğunu ileri sürerek söz konusu alacağın fatura tarihinden itibaren, bu kabul edilmezse ihtarname tebliğ tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın devir tarihi itibarı ile değerinin sözleşmede mutabık kalındığı üzere 300.000,00 TL olduğunu, davacının müvekkiline belli aralıklarla gönderdiği cari hesaplarda villa bedelinin 294.426,74 TL olarak kayıt altına alındığını, bunun 300.000,00 TL’den düşük olmasının sebebinin ise villa içindeki bir takım imalatların davacı tarafından yapıldığı iddiası olduğunu ancak, bu iddiayı kanıtlar bir delil sunmadığını, bu nedenle taşınmaz bedelinin 300.000,00-TL olmayıp, 210.000,00-TL olduğu ve 90.000,00-TL alacak kaldığı iddiasının iyi niyetli olmadığını, yine taraflar arasındaki fatura alış verişinden dolayı müvekkilinin 76.749,48-TL bakiye borcu kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının sözleşme ile yükümlendiği işlerin tamamını gerçekleştirmediğini, eksik kalan işlerin müvekkili tarafından 3. Şahıslarla yapılan sözleşmeler kapsamında tamamlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.06.2018 tarihli ve 2016/272 Esas, 2018/703 Karar sayılı kararı ile davacının faturalardan doğan 784.748,74-TL alacağından, bilirkişi raporunda ortaya konulduğu üzere davacının banka yolu ile yaptığı 396.460,05TL ödeme, davalının davacıya kestiği iade faturası tutarı 11.579,21-TL ile davacıya devredilen villa değeri 210.000,00-TL’nin düşülmesi sonrasında davacının kalan alacağının 166.749,48-TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 166.749,48 TL’nin 26/07/2015 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/941 Esas, 2020/2607 Karar sayılı kararıyla;
“1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-…Bu villa ile ilgili davalının davacıya kestiği faturada bedel 210.000,00 TL olarak gösterilmiş ve alınan bilirkişi raporunda söz konusu villanın sözleşme tarihindeki değeri 240.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de; taraflar sözleşmede verilecek villanın değerinin 300.000,00 TL olduğunu kabul ettikleri, sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca bu kabulleri kendilerini bağlayacağı, faturanın düşük değerde düzenlenmesi VUK’a göre tarafların sorumluluğunu gerektirir ise de kararlaştırılan bedeli değiştirici etkisinin bulunmadığı ve bilirkişi tarafından da değerinin farklı hesaplanması sözleşmede kararlaştırılan bedeli etkilemeyeceğinden davacının hesaplanan 784.748,74 TL alacağından banka yolu ile yaptığı 396.460,05 TL ödeme ile davalının davacıya karşı keşide ettiği iade faturası tutarı 11.539,21 TL ve davacıya devredilen villa değeri 300.000,00 TL düşüldükten sonra davacı kalan alacağı 76.749,48 TL olduğundan davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu devredilen villa bedelinin faturada yazılı miktar olarak davacı alacağından mahsup edilmek suretiyle daha fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.” denilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında akdedilen 28/02/2012 tarihli sözleşme gereği davacının davalıya yaptığı iş bedelinin 784.748,74-TL olduğu, davalı tarafından davacıya ödenen 396.460,05-TL ile davalının davacıya keşide ettiği 11.539,21-TL iade fatura bedeli tutarı ve iş bedeli karşılığı sözleşme ile kararlaştırılan davalının davacıya devrettiği villa değeri 300.000-TL’nin iş bedelinden düşülmesiyle davacının davalıdan kalan alacağının 76.749,48-TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 76.749,48-TL’nin 26/07/2015 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin 210.000,00-TL’lik taşınmazı teslimi borcu sona erdirmediğini, zira borç ilişkisinde asıl alacağa ikame olarak yapılan edimler kural olarak ifa yerine edim niteliği taşımadığını, bu nedenle, müvekkil şirketin davalı taraftan 300.000,00-TL değerinde villa borcuna ilişkin olarak bakiye 90.000,00-TL alacağı bulunduğunu, 76.749,48-TL bakiye ayrıca sözleşme gereği kararlaştırılan evden dolayı 90.000,00-TL olmak üzere toplam 166.749,48-TL alacağı bulunduğunu, davalı tarafın müvekkil şirket ve dava dışı 3. kişi ile yaptığı sözleşmeler birlikte incelendiğinde ,yüklenicilerin farklı işleri üstlendiğinin anlaşılacağını, davalı tarafça çekilen İzmir 20.Noterliği’nin 12561 yevmiye 31/07/2015 tarihli ihtarnamesi 2.maddesinde müvekkilinin üstlendiği işlerin sayıldığı,burada mantolamaya ilişkin yalnızca malzeme alım işini üstlendiği ifade edildiğini ,dış cephe boyası işinden bahsedilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı taşeronun sözleşme ile üstlendiği işlerin tamamını gerçekleştirmediğini, eksik kalan işler olduğunu, bu işlerin dava dışı 3. kişiye tamamlattığını, bu miktarın davacı hakedişinden kesildiğini, davacının üstlendiği işi yerine getirmemişken alacak talebinde bulunamayacağını, davacı tarafından düzenlenen faturalar ile sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatların tutarlı olmadığını, faturalara itiraz edilmemiş olmasının müvekkilini bağlamadığını, faturaya konu işlerin yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davacının cevaba cevap dilekçesinde her ne kadar davacının sorumluluğunun “mantolama malzemelerinin şantiyeye teslimi ile” sınırlı olduğunu belirtmekte ise de taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusu, ” (i) sıva ve saten yapımı işi, (ii) iç boya işçiliği, (iii) kartonpiyer yapılması işleri, (iv) mantolama malzemesi alım işi, (v) grenli boya ve astarı malzeme alımı şeklinde belirlenmiş olup mantolama malzemelerinin alımı ve şantiyeye teslimi sözleşme konusu işlerin sadece bir tanesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 353-370. maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.1. Davacı vekilinin temyiz itirazları değerlendirildiğinde; davacı taşeron, davalı yüklenici olup 28.02.2012 tarihi ince işler ve malzeme alım işleri başlıklı sözleşme ile davacı taşeron davalı yüklenicinin yaptığı villa inşaatlarında sözleşmede kararlaştırılan ince işlerin yapılması ve malzemelerin teminini üstlenmiştir. Sözleşmenin işin bedeli ve ödeme şekli başlıklı maddesinde yapılan iş üzerinden aylık hakedişler yapılacağı ve devamında taşerona 300.000,00 TL’lik A-N Blok (37) bir adet villa verileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu villanın davalı tarafından davacı yükleniciye devir ve teslim edildiği ihtilafsızdır. Bu villa ile ilgili davalının davacıya kestiği faturada bedel 210.000,00 TL olarak gösterilmiş ve alınan bilirkişi raporunda söz konusu villanın sözleşme tarihindeki değeri 240.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de; taraflar sözleşmede verilecek villanın değerinin 300.000,00 TL olduğunu kabul ettikleri, sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca bu kabulleri kendilerini bağlayacağı, faturanın düşük değerde düzenlenmesi VUK’a göre tarafların sorumluluğunu gerektirir ise de kararlaştırılan bedeli değiştirici etkisinin bulunmadığı ve bilirkişi tarafından da değerinin farklı hesaplanması sözleşmede kararlaştırılan bedeli etkilemeyecektir. Bu nedenle davacının taşınmazın devrinden kaynaklı 90.000 TL bakiye alacağı kaldığı yönündeki temyizinin reddi gerekmiştir.

2.2. Davalı vekilinin temyiz itirazları değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece sözleşme kapsamında birim fiyatlı olarak bildirilen işlerin hesaplanmasına ilişkin rapor alınmamış ise de; davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalı defterine kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Yine davalı vekili tarafından eksik iş savunmasında bulunulmuş ise de; işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair iddianın delillendirilemediği ve işin bitirilmiş olduğu, davalı vekilinin temyiz itirazlarının itirazlarının bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleştiği göz önüne alındığında davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

3.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraflar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunabileceğine

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.