YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13323
KARAR NO : 2023/1707
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/375 Karar sayılı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 19.10.2016 tarihli ve 2016/11988 Esas, 2016/8936 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık …’ün temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek noterliğin kamu hizmeti olmasına rağmen kamu kurumu niteliğinde olmaması nedeniyle eylemin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve bozmanın sanık …’e sirayet ettirilmesine karar verilmiştir.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
4. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli ve 2016/348 Esas, 2017/403 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’in temyiz isteği; beraatine karar verilmesi gerektiğine ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık …, kararı temyiz ettiğine dair dilekçe sunmuş ancak, dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanık …’ün kendisini “…” olarak tanıtarak, … İli Muratpaşa İlçesi … Mahallesinde bulunan ve gerçekte tapuda şikâyetçiler adına kayıtlı 7913 ada 14 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazı, bir arkadaşının olduğunu beyanla katılan …’a satmak üzere pazarlık yaptığı, yanında temyiz dışı sanık … Uymaz ile diğer sanık … olduğu halde arsayı göstermeye gittiği, katılanın alıcı olması üzerine yaptıkları pazarlık sonucu 285.000,00 TL’ye anlaştıkları 5.000,00 TL’yi kapora olarak aldığı akabinde noterde düzenlenen vekaletname ile … tarafından tapu işlemlerini yapabilmesi için alıcı/katılana vekaletname verildiği, sanıkların katılandan 144.150,00 TL parayı elden aldıkları, bu ödemelere katılanın kardeşi M. T.’nin tanıklığının olduğu, sanıkların ayrıca ödemeleri belgelemek ve kalan miktarı belirlemek üzere sözleşme düzenledikleri, düzenlenen bu belgelerin dolandırıcılık suçunu işlemeye yönelik olduğu, katılanın satın aldığı arsayı tapuda üzerine kaydettirmek için gittiğinde arsanın şikayetçilere ait olduğunu öğrendiği bu suretle sanıkların iştiraken dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanıkların … 13. Noterliğinde 31.07.2014 tarihli 24362 numaralı sanık …’in suça konu taşınmazın sahibi olduğunu söyleyerek katılana satış için bir vekaletname tanzim ettirdikleri anlaşılmakla, noterliğin bir kamu hizmeti olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurumu niteliğinde olmaması nedeniyle eylemlerinin aynı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun oluşturduğu gerekçesiyle sanıkların mahkumiyetine dair temyiz incelemesine konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık … özetle, suçu ikrar etmiş, katılanla pazarlığı yaparak anlaşmayı sağlayanın sanık … olduğunu belirtmiştir.
3. Sanık … özetle, sanık … ile temyiz dışı sanık …’nın katılanla arsa alışverişi için görüştüklerini, aralarında pazarlık yaptıklarını, katılanın kendisine aralarındaki anlaşmaya şahitlik yapmasını istediğini, kendisinin de kabul ederek aralarında düzenledikleri sözleşmeye şahit olarak imza attığını, bunun dışında olayla ilgisinin olmadığını savunmuştur.
4. Katılan özetle, olayın Mahkemenin kabulündeki gibi gerçekleştiğini, suçu organize edenin sanık … olduğunu, pazarlığı her iki sanıkla birlikte yaptığını, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
5. Tanık M.T.’nin beyanlarının, katılanın beyanları doğrultusunda olduğu görülmüştür.
6. Satışa konu taşınmaza ait tapu kayıtları, taşınmazın harici satışına ait ilişkin sözleşme, noter vekaletnamesi ve sair deliller dosya arasındadır.
7. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları UYAP üzerinden dosya arasına alınmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanık …’in ikrarı, katılan ve tanık M.T’nin oluşa ve dosya kapsamına uygun tutarlı beyanları, … sahte ismiyle sanık … tarafından da imzalanan harici sözleşme ve tüm dosya kapsamından, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde şikayetçilere ait arsayı sanık …’e aitmiş gibi katılana harici olarak satıp kapora aldıktan sonra inandırıcılıklarını artırmak için noterde düzenlenen vekaletname ile sanık … tarafından tapu işlemlerini yapabilmesi için katılana vekaletname verilerek satış bedelinin yarısını da almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşıldığından, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç isminin Dolandırıcılık olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli ve 2016/348 Esas, 2017/403 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.