Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/728 E. 2023/676 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/728
KARAR NO : 2023/676
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(Tic. Mah. Sıf.)

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat … ve davacı vekili Avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, inşaat devam ederken, davalının sözleşmeye konu taşınmazı üçüncü kişiye devrederek sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, hizmet bedeli alacağının sözleşme ve mevzuat hükümleri uyarınca yeniden hesaplanması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin bölgedeki denetim kotasını davalının inşaatına tahsis etmesi nedeniyle başka işler alamaması nedeniyle kâr kaybına uğradığını, bunun yanında sözleşmenin fesih tarihine kadar istihdam edilen personele yapılan maaş ödemelerinden kaynaklı da zararı oluştuğunu ileri sürerek, tüm bu zararları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 2.416.115,14 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili, inşaatta fiziken bir ilerleme olmadığı takdirde davacının hakediş talebinde bulunamayacağını, inşaat seviyesine göre ödemelerin yapıldığını, müvekkili firmanın ekonomik nedenlerle inşaatı tamamlayamadığını, bu nedenle yapı denetim hizmet sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 13.12.2017 tarihinde yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiği, davalı firmanın ilk hakedişi ödedikten sonra taşınmazı üçüncü kişilere devrettiği, yapı denetim hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak haksız bir biçimde feshettiği, alınan bilirkişi raprounda, 2011 yılı itibariyle davacının yoksun kaldığı kâr kaybının 2.416.115,16 TL olarak tespit edildiği, davalı tarafın rapora karşı itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.416.115,14 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1-Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alacağa temerrüd tarihinden itibaren faiz yürütülmesini
istemiştir.

2-Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafın süresinde delillerini bildirmediğini, davayı yürüten hakimin gerekçesiz olarak bilirkişi heyeti oluşturulmasına yönelik ara kararlarından dönerek yeni ara kararlar tesis ettiğini, ticari defterler olmamasına rağmen mali müşavir bilirkişi atandığını, seçilen bilirkişinin de reklam işleri ile uğraştığını, bilirkişi atanmasının yasaya aykırı olduğunu, davacının inşaat seviyesine göre alacak talep edebileceğini, kota sınırlamasına tabi olmadığından kâr kaybı oluşmadığını, davacının ticari defterleri incelenmeden karar verilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacının süresinde delillerini bildirmediğine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ayrıca bilirkişi heyeti atandıktan ve rapor sunulduktan sonra bilirkişilerin seçimine ve niteliklerine yönelik itirazlarının doğru olmadığı, davalının inşaatın yapılacağı taşınmazı 12.12.2011 tarihinde üçüncü kişiye devretmesi nedeniyle yapı denetiminin yapılmasının imkansız hale geldiği, davalının eylemiyle edimin ifası imkansız hale geldiğinden, davacının bu durumda karşı edim olarak tazminat talep edebileceği, ayrıca bu durumda davacının yapmaktan kurtulduğu masrafların da indirilmesi gerektiği, bilirkişi tarafından bu doğrultuda yapılan hesaplama sonucunda, davacının 2011 yılı hizmet bedeli alacağının KDV dahil 2.416.115,14 TL olarak belirlendiği, mahkemece bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı tarafın davadan önce ihtarname ile temerrüde düşürülmüş olmasına ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasına göre, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmemesinin hatalı olduğu, davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davanın kabulü ile 2.416.115,14 TL’nin 01.02.2012 tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; mahkemenin adelet komisyonu tarafından yayınlanan bilirkişi listesinde adı olmayan kişileri haksız ve hukuksuz olarak bilirkişi olarak atadığını, yargılama sırasında tarafların ticari kayıtları hiçbir şekilde incelenmeden karar tesis edilmiş olmasına rağmen istinaf gerekçesinde tazminattan indirilmesi gereken kısımların indirildiğinden bahsedilmesinin çelişki olduğunu, dava edilen kısma dava, ıslah ile arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, yerel mahkeme hakiminin gerekçesiz olarak önceki ara kararlarından vazgeçerek bilirkişi tayin yoluna gittiğini, davacının tek taraflı talepleriyle bu ara kararları değiştirdiğini, duruşma dışında ara kararlar tesis ettiğini, yasaya aykırı olmasına rağmen hukukçu bilirkişi tayin ettiğini, mali müşavir bilirkişi yerine reklam ve pazarlamacı bilirkişi tayin edildiğini, ayrıca hukukçu bilirkişinin de hakim tarafından adalet komisyonuna yazı yazılmak suretiyle tayin edildiğini, bilirkişi atamasına dair tüm bu işlemlerin yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ekonomik nedenlerle inşaata devam edemediğini ve taşınmazı devrettiğini, davacının 21.12.2010 tarihli yapı seviyesine göre hak ediş faturası düzenleyerek talepte bulunması gerekirken iki yıl beklediğini, yönetmeliğe aykırı davrandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yapı denetim hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. ile 370 ve 371. maddeleri

3. Değerlendirme
3.1.Mahkemece benimsenen ve hükme esas alınan 26.05.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ve 12.01.2018 tarihli ek raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece, davalı tarafın bilirkişi raporuna ilişkin itirazları da nazara alınarak, aralarında yapı denetimi konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı, yeni bir bilirkişi heyetinden, raporlar arasında çelişki oluşması halinde üçüncü bir heyetten, gerekçeli, açıklayıcı ve denetime elverişli rapor alınanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3.2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

V. KARAR
Yukarıda 3.1. numaralı bentte açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.