Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/10161 E. 2008/4913 K. 06.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10161
KARAR NO : 2008/4913
KARAR TARİHİ : 06.05.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin 01.02.1994 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verilmesi nedeniyle daha sonra yürürlükten kaldırılan TTK.nun 285. ve 288. maddeleri uyarınca artırılan sermayenin 1/4’ünün davalı bankaya bloke edildiğini, bu miktarın 500.000.000.-TL.sinin açılan dava sonucu davalıdan tahsil edildiğini, bakiye 687.500.000.-TL.nin 11.02.1994 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsili için yapılan icra takibinin davalının faize itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1.187.500.000.-TL.nin müvekkili bankaya 08.02.2004 tarihinde yatırıldığını, Bankalar Kanunu’nun 104. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımının söz konusu olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının takip talebinde asıl alacak için harç yatırdığını, faiz alacağını ayrı bir kalem olarak gösterip talep etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının davaya konu icra takip dosyasında 687.50.-YTL. bakiye alacak için icra takibi yaparak bu bedelin harcını yatırdığı, faiz talep etmesine rağmen 11.02.1994 tarihi ile takip tarihi arasındaki faiz alacağı miktarını belirtmediği ve harcını da yatırmadığı, faiz alacağı için usul ve yasaya uygun icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu icra takibinde, 687.500.000.-TL. alacağın 11.02.1994 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ve diğer fer’ileriyle birlikte tahsili istenmiştir. Davalı vekilince, asıl alacak kabul edilmiş, ancak faiz ve fer’ileri yönünden kısmi itirazda bulunulmuştur. Davacı vekili itiraz edilen kısım yönünden gösterdiği dava değerine göre harcını yatırmak suretiyle işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
İlamsız icra takibinde takipten önce temerrüdün gerçekleşmesi halinde asıl alacak ile temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi miktarları ayrı ayrı gösterilmek ve toplamı üzerinden harcı yatırılmak suretiyle talepte bulunulabileceği gibi asıl alacağa takipten önce gerçekleştiği iddia edilen temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi şeklinde de talepte bulunulabilmesini engelleyen bir yasa hükmü mevcut değildir. Kaldı ki, takipten
önce temerrüdün oluşmadığının saptanması halinde temerrüdün takiple gerçekleştiğinin ve talep edilen asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihine kadar faiz yürütülmesi gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.