YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17918
KARAR NO : 2023/602
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Katılan vekilinin yüzüne karşı verilen hükme karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.05.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanık … hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere karşı sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 Tarihli ve 2013/382 Esas, 2015/72 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile 80,00 TL adli para cezasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca neticeten hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.
B. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 Tarihli ve 2013/382 Esas, 2015/72 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan,
5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği lehine vekalet ücreti hükmedilmediğine ilişkindir.
2. Sanıklar müdafinin temyiz isteği suça konu senetteki borçlu imzasının sanıklara ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmadığına ve eksik inceleme sonucu karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilen sanık … kendisinin alacaklı, müteveffa …’in borçlu, …’in eşi olan sanık …’in ise kefil olduğu 06.04.2012 keşide tarihli 51.450,00 TL bedelli suça konu senede dayalı olarak …’in yasal mirasçıları olan … ve katılan … aleyhine icra takibi başlatmıştır.
2. Katılan … suça konu senette babası. adına atılı bulunan borçlu imzasının babasına ait olmadığını bildirmiş, icra takibi sonucunda maaşına haciz konulduğunu belirterek olay nedeniyle şikayeti üzerine soruşturma başlamıştır.
3. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.03.2013 tarihli raporunda; borçlu … adına atılı bulunan imzanın …’in el ürünü olmayıp, adı geçenin orijinal imzaları model alınmak suretiyle takliden atılmış imza olduğu ve bu imzanın sanıklar … ile …‘in elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli kaligrafik ve karakteristik ilgi ve irtibata rastlanılmadığı belirtilmiştir.
4. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 17.09.2014 tarihli raporunda; senetteki borçlu imzası ile …’e ait mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, istif, eğim, doğrultu, hız, seyir, alışkanlıklar ve kalem baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın …’in el ürünü olmadığı belirtilmiştir.
5.Sanık … savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve eşi …’in sanık …’den aldığı borç karşılığında suça konu senedin düzenlendiğini, kendisinin de senede kefil sıfatıyla imza attığını, eşi öldükten sonra sanık …’e borçlarını ödeyemediklerini beyan etmiştir.
6. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık … savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve …’e borç para verip karşılığında senet aldığını, … ile sanık …’in bizzat yanında senedi imzaladıklarını beyan etmiştir.
7. Mahkemece suça konu senet aslı 03.06.2014 tarihli celsede incelenmiş, yasal unsurlarının tam olduğu ve aldatma kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiş yine icra takibi üzerine katılanın maaşı üzerine haciz konulması için yazı yazıldığı anlaşılmıştır.
8. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık …’in yalnızca …’in çocukları olan katılan … ve … hakkında icra takibi başlattığı, senette kefil sıfatıyla imzası bulunan ve …’in eşi olması nedeniyle yasal mirasçısı konumunda olan sanık … hakkında icra takibi başlatmadığı tespit edilmiştir.
9. Mahkemece sanık …’in vermiş olduğu borç para karşılığında suça konu senedi kendisinin doldurup, …’in borçlu, sanık …’in ise kefil olarak imzaladığını beyan etmesine rağmen, sanık …’in suça konu senedi eşi olan müteveffa …’in doldurduğunu söyleyerek aynı ortamda oldukları olay hakkında çelişkili beyanlarda bulunmaları, sanık …’in sanık …’in, müteveffa eşi …’in piyasaya olan borçları için poşet içerisinde …’da bulunan evlerine parayı getirdiğini ve bu para karşılığında senedin evde düzenlendiğini beyan etmesine rağmen, dosyada mevcut TİB kayıtlarından senedin keşide edildiği tarihte sanık …’in …’da olmadığının tespit edilmesi, her iki sanığın varlığını iddia ettikleri borcun veriliş sebebine ilişkin birbirinden farklı beyanları, sanık …’in, suça konu senette kefil konumunda bulunan aynı zamanda müteveffa …’in mirasçısı olan sanık … hakkında icra takibi yapmaması ve sanık …’in senet borçlusu …’e para gönderdiğine dair herhangi yazılı bir belge ibraz edememesi karşısında sanıkların iştirak iradesi ile hareket ederek suça konu senedi sahte olarak düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, sahte olarak düzenledikleri senedi tahsil amacıyla icra takibine konu etmek suretiyle de kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının … Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları, temyizlerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılan vekilinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik 1 hafta geçtikten sonra 25.05.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu ve hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanık … Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının … Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin,05.03.2015 tarihli ve 2013/382 Esas, 2015/72 Karar sayılı kararırına yönelik katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık … Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının … Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2013/382 Esas, 2015/72 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden oy birliğiyle, kamu kurum ve kuruluşlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan ise oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2015 tarih 2013/382 esas ve 2015/72 karar sayılı kararında gerekçe kısmında;
“Katılan …’in aşamalardaki istikrar gösteren beyanları, suça konu senette borçlu … adına atılan imzaların kendisine ait olmadığının dosyada mevcut 27/03/2013 tarihli uzmanlık raporu ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesi’nin 17.09.2014 tarihli raporuyla açıkça tespit edilmesi, sanıklardan …’in vermiş olduğu borç para karşılığında suça konu senedi kendisinin doldurup, …’in borçlu, diğer sanık …’in ise kefil olarak imzaladığını beyan etmesine rağmen, sanık …’in suça konu senedi eşi olan müteveffa …’in doldurduğunu söyleyerek aynı ortamda oldukları olay hakkında çelişkili beyanlarda bulunmaları, sanık …’in diğer sanık …’in, müteveffa eşi …”in piyasaya olan borçları için poşet içerisinde …’da bulunan evlerine parayı getirdiğini ve bu para karşılığında senedin evde düzenlendiğini beyan etmesine rağmen, dosyada mevcut TİB kayıtlarından senedin keşide edildiği tarihlerde, sanık …’in …’da olmadığının tespit edilmesi, yine her iki sanığın varlığını iddia ettikleri borcun veriliş sebebine ilişkin birbirinden farklı beyanları, sanık …’in, suça konu senette sanık … da kefil olup, müteveffa .’in mirasçısı olmasına rağmen, kendisi hakkında icra takibi yapmaması, sanık …’in senet borçlusu …’e para gönderdiğine dair herhangi yazılı bir belge de ibraz edememesi karşısında; sanıkların iştirak iradesi ile hareket ederek, katılanın babası …’den kalan mirası ele geçirmek amacıyla suça konu senedi sahte olarak düzenlemek suretiyle Resmi Belgede Sahtecilik, sahte olarak düzenledikleri … bu senedi tahsil amacıyla … 37.İcra Müdürlüğü’nün 2012/20860 esas sayılı dosyasıyla icra takibine koymak suretiyle de Kamu Kurum ve Kuruluşlarının … Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık suçlarını işledikleri hususunda, heyetimizde tam bir vicdani kanaat oluşmakla, sanıkların eylemlerine uyan, 5237 sayılı TCK’nın 204/1,158/1-d ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına, sanıklardan … hakkında verilen hükmün yasal koşulları oluştuğundan CMK’nın 231.maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek, haklarında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” denilerek resmi evrakta sahtekarlık ve kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılıktan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık … vekilince mahkeme kararı temyiz edilmiştir.
Suçların subuta erdiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Burada asıl sorun dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığına ilişkindir.
Mağdur … 22/11/2012 tarihli şikayet dilekçesinde, mal paylaşımı için dava açtığını, ölen babasının mirasçılarından kendisi ve kızkardeşi hakkında … 37. İcra müdürlüğünün 2012/20860 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin kendisine 08/10/2021 tarihinde tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, maaşının 1/4 üne haciz geldiğini, imzaya itiraz ettiğini, itirazının sonuçlanmadığını beyan etmiştir.
Mağdurun aylığından kesilme olduğu konusunda; ne dilekçesinde, ne de soruşturma ve yargılama aşamasında beyanı bulunmamaktadır. Mahkemece de icra dairesinden bu durum sorulmamış ve icra takip dosyası getirtilip incelenmemiştir. Gerekçeli kararda da, mağdurun zararın gerçekleşip gerçekleşmediği, ne kadar zararının olduğu belirtilmemiş, mağdur hakkında icra takibi yapan, … hakkında dolandırıcılık suçundan (mağdurun) herhangi bir zarar gerçekleşmediğinden teşebbüs hükümleri uygulanmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş, mağdur hakkında icra takibi yapmayan … hakkında ise mağdurun zararı gerçekleşmişcesine tamamlanmış dolandırıcılık suçundan ceza tertibi yoluna gidilmiştir. Mahkemece, mağdurdan veya icra dairesinden maaştan kesilme olup olmadığının sorularak tespit edilmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden dolandırıcılık suçundan mahkeme hükmünün bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun dolandırıcılıkla ilgili hükmün onanması görüşüne katılmıyorum. 13.02.2023