YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/41026
KARAR NO : 2023/723
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/33 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, hakkında beraat hükmü verilen temyiz dışı diğer sanıklar … ve ile işbirliği içinde birlikte hareket ederek, katılana ait suça konu çek yaprağını tespit edilemeyen şekilde ele geçirip, 10.09.2011 keşide tarihli, 35.000.TL bedelli olacak şekilde doldurarak tedavüle koydukları iddia edilmiştir.
2. Suça konu çek ile ilgili olarak aşamalarda alınan uzmanlık raporlarında;
a. Jandarma Genel Komutanlığı … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan 06.08.2013 tarihli uzmanlık raporuna göre, suça konu çekin orjinal olduğu, ancak çek üzerinde bulunan yazı ve rakamların silinerek, yerine söz konusu yazı ve rakam yazılmak suretiyle tahrifat yapıldığı, sade vatandaşlar açısından aldatma niteliğinin bulunduğu, çekin arka yüzündeki “…” yazı ve imzanın …, “…” yazı ve imzanın … eli ürünü olduğu, keşideci imzasının … ve çekin arka yüzündeki “…” imzasının … eli ürünü olmadığı,
b. Jandarma Genel Komutanlığı … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan 09.05.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre, suça konu çekin arka yüzündeki “a” yazı ve imzanın eli ürünü olduğu,
c. Emniyet Genel Müdürlüğü … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 14.10.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre, suça konu çekin orjinal olduğu, ancak çek ve keşideci ile ilgili bilgilerin bulunduğu makine yazısı ile yazılmış bölümlerinde tahrifat yapıldığı, çekin aldatma niteliğinin bulunduğu rapor edilmiştir.
3. Katılan …, suça konu çek üzerindeki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını, bahse konu çekin kopya olarak tamamen sahte olarak üretildiğini, çekte lehtar ve ciranta olarak görünen şahısları tanımadığı gibi herhangi bir ticari ilişkisinin de mevcut olmadığını beyan etmiştir.
4. Sanık …, aşamalarda çelişkili savunmalarda bulunarak, suça konu çekin arka kısmındaki ciranta imzasının kendisine ait olduğunu, ancak bunun dışında diğer yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, diğer sanıklar … ve … Kızılboğa ile … ilinde Afet Konutları yapım işinde ortak olduklarını, bu … nedeniyle inşaat malzemesi alırken esnafın tüm ortakların cirosunu istediğini, bu nedenle sıra gözetmeksizin ciroladıklarını, çekin aslında sanık …’ye ait olduğu şeklinde savunmada bulunmuştur.
5. Temyiz dışı sanık …, sanık savunmasını doğrulamayarak, çekin arka yüzündeki Sankabel isimli firmanın, kaşe ve … isminin yer aldığı yazı ve bu ismin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, suça konu çeki alacağına karşılık sanık …’dan ciro etmeden aldığını, çek karşılığında bankadan kredi çekeceğini, ancak çek sahibinin yetersiz skora sahip olduğunu söylendiğinden kredi çekemediğini ve çekin karşılıksız olduğunu öğrenmesi üzerine cirosunu silmeden çeki yeniden sanık …’a verdiğini, sanığın da çeki … Kızılboğa’ya verdiği şeklinde savunmada bulunmuştur.
6. Temyiz dışı sanı, sanık savunmasını doğrulamayarak, … İlçesinde yat işiyle uğraştığını, önceden doğan alacağına karşılık suça konu çeki …’dan aldığını, çek kırdırma yoluna gitmek istediğini, ancak kırdıramayınca internet üzerinden çekin keşidecisine ulaştığını, keşidecinin böyle bir çekin olmadığını söylemesi üzerine çekten kaynaklı icra takibi başlattığı şeklinde savunmada bulunmuştur.
7. Soruşturma aşamasında suça konu çekte 1.ciranta konumunda bulunan ve müşteki sıfatı ile beyanı alınan …, keşideciyi tanımadığını, suça konu çek arkasındaki “…” ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, Demir Çelik San. Ltd. Şti. isimli bir şirketinin de bulunmadığını beyan etmiş, alınan uzmanlık raporlarında da imzanın …’e ait olmadığı, ayrıca … Ticaret Sicil Müdürlüğünden alınan cevabi yazıda bahse konu şirket kayıtlarına rastlanılmadığının bildirildiği tespit edilmiştir.
8. Mahkemece, suça konu çek üzerinde gözlem yapılarak aldatıcılık niteliğinin varlığı tespit edilmiş, temyiz dışı sanıklar … ve …’nin aşamalarda değişmeyen savunmaları, katılan beyanları, alınan uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, sahte olduğunu bildiği çeki tedavüle koymak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi “29.02.2012” olarak yanlış yazılmış ise de; dosya kapsamında, sanıklar savunmaları ve katılan beyanlarından, suça konu çekin en son hangi tarihte tedavüle konulduğu tespit edilememiş ve çekin keşide tarihi olan “10.09.2011” katılanın şikayet tarihi olan “28.07.2011” tarihinden sonra olması sebebiyle, en aleyhe kabulle suç tarihi “28.07.2011” olarak kabul edilmiş, bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığa verilen ceza miktarı, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması kapsamında kalmakta ise de; mahkemece yeterli ve denetime imkan verecek şekilde gerekçe gösterildiği anlaşılmakla, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesine ilişkin sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/33 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.