Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7967 E. 2023/809 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7967
KARAR NO : 2023/809
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ :Hırsızlık

Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2013 tarihli ve Esas No: 2013/456, İddianame No: 2013/191 sayılı iddianamesi ile; düğünlerde müzisyenlik yapan şikâyetçinin … isimli şahsın kalması için evinin bitişiğinde bulunan bir odayı gösterdiği, şikâyetçinin yanında arkadaşı …’da olduğu halde söz konusu odaya gittiği, şüpheli ve arkadaşları … ve …’ın da alkol almak amacı ile söz konusu odaya geldikleri, bir süre sonra … ve …’ ın söz konusu evden ayrıldıkları, …’ın daha sonra ayrıldığı, herkesin ayrılmasından sonra odaya tekrar gelen şüphelinin şikâyetçinin pantolonun cebinde bulunan 200,00 TL para, ABD dolarlarının ve … marka ve model cep telefonunu aldığı, şikâyetçinin durumu sabahleyin fark ettiği, şikâyetçinin gece yanında bulunan şüpheli ve arkadaşlarının parayı görmediklerini iddia etmeleri üzerine kolluğa müracaat ettiği, şüphelinin ilk savunmasında suçlamayı kabul etmediği ancak daha sonra kendiliğinden şikâyetçinin eşyasını iade ettiği, bu kez savunmasında suçlamayı kabul ettiği şüphelinin geceleyin şikâyetçiye ait eşyayı çaldığı iddiasıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1.b, 143, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Sanık hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/241 Esas, 2013/599 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-a , 143, 168/1, 62 , 53. maddeleri gereğince 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 20/12/2013 tarihinde kesinleşmiştir.
3. … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.11.2015 tarihli ve 2015/241 Esas, 2015/618 Karar sayılı kararı ile sanığın denetim süresi içinde 23.03.2014 tarihinde, 5237 sayılı Kanun’un 191/1 maddesindeki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçunu işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hüküm açıklanmış olup; … Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/290 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/2-a, 143, 168/1, 62. 53. maddeleri gereğince 11 ay 20 gün hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, süresi içerisinde verdiği 21.06.2016 yazı işleri müdürü havale tarihli dilekçesinde özetle, suç işleme kastı ile hareket etmediğini, olay gecesi psikolojik haplar kullandığını, içki içiğini, cebinde başkasına ait eşyaların olduğunu farketmesi üzerine iade ettiğini, kötüniyetle hareket etseydi iade etmeyeceğini, lehine olarak pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmektedir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Müzisyenlik yapan şikâyetçi …, arkadaşı … ile birlikte, 23.03.2013 tarihinde, …’a ait düğünde müzisyenlik yaptıktan sonra, … tarafından, evinin köy odası olarak kullanılan bölümünde geceyi geçirmesi için saat 21.30 sıralarında yerleştirilmişler, odada bulunan genç grubundan bazıları ayrılmış, sanık ve …, … odada kalmışlar, sanık ve … bir süre sonra içerisinin sıcak olduğunu söyleyerek ayrılmışlar, şikâyetçi sabah uyandığında pantolonunun cebinde bulunan 200,00 TL, 50 veya 60 adet 1 Dolar, 1 adet 100 Dolar ve cep telefonunun yerinde olmadığını görerek 23.03.2013 tarihinde saat 10.00 sıralarında şikâyetçi olmuştur.
2.Şikâyetçi soruşturma aşamasındaki beyanında “Sabah kalktığımızda bana ait pantolonları dağınık vaziyette gördük, yastığımın altına koyduğum pantolonumun cebinden çalındı” demiştir.
3. Sanık savunmasında, olay gecesi akrabası olan …’ın düğününe gittiğini, düğün sahibi içki içmeleri için kendilerine boş bir oda gösterdiğini, ardından odaya davulcuların geldiğini, 8-10 tane bira içtiğini, psikolojik haplar da kullandığını, yan etki yaptığını, kendine geldiğinde amcasının evinde olduğunu, pantolonunun çamur içinde olduğunu, banyoya attığını, polisler karakola çağırınca suçu kabul etmediğini, daha sonra eve gelerek pantolonunu kontrol ettiğini, cebinde paraları ve cep telefonunu farkettiğini, vicdanının rahat etmediğini, karakola giderek durumu anlattığını, paraların ve telefonun cebine nasıl girdiğini bilmediğini, alkolün ve hapların etkisi ile kendinde olmadığını, cebinden çıkanları sahibine iade ettiğini söylemiştir.
4. Şikâyetçi aynı gün saat 18.00 sıralarında karakola gederek verdiği ek beyanında, sanığın 35 adet 1 Dolar, 1 adet 100 Dolar, 2 adet 50,00 TL, 2 adet 10,00 TL, 5 adet 5,00 TL ve cep telefonunu sim kartı ile birlikte iade ettiğini, tarafına yapılan kısmî ödemeyi kabul ettiğini, şikâyetçi olmadığını bildirmiş, 04.06.2013 tarihli duruşmada ise, cep telefonunun, 250,00 TL ile yaklaşık 150 dolarının çalındığını, sanığın amcasının telefonunu ve parasını iade ettiğini söylemiştir.
5.Sanığa, ek savunma hakkı verilerek 5237 sayılı Kanun’un 142/2-a ve 168/1. maddeleri uygulanmıştır.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunması karşısında, sanığın eylemi sübuta ermekle, sanık hakkında mahkûmiyet kararı kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.Ancak;
TCK’nın 142/2-a maddesinde, kişinin “Malını koruyamayacak durumda olması” veya “Ölmesinden” yararlanılarak işlenen hırsızlık suçu nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Burada kastedilen, malı çalınan kişinin felakete uğramış olması ya da ölmesi dolayısı ile malını koruyamayacak durumda bulunmasından yararlanılarak suçun işlenmesidir. Akıl hastalığı, yatalak hasta, trafik kazası sonundaki şok hali veya aile bireylerinin birinin ölmesi gibi nedenlerle içine düşülen bilinçsizlik, panik veya üzüntü hallerinde hırsızlık suçunun işlenmesi daha kolay olacağı için bu ağırlaştırıcı neden getirilmiştir. Uyku halinde bulunan kişilere karşı işlenen hırsızlık suçlarında ise TCK’nın 142/2-a maddesi uygulanmayacaktır. Bu durumda eşya nereden alınmış ise ona göre değerlendirme yapılmalıdır. Çünkü böyle hallerde mağdur hırsıza karşı önceden önlem alabilecek durumdadır.
Bu açıklamalar ışığında, şikâyetçinin soruşturma aşamasındaki beyanı nazara alınarak, suçun işlendiği sırada, suça konu para ve cep telefonunun cebinde bulunduğu pantolonunun tam olarak nerede bulunduğu şikâyetçiye açıklattırılıp, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b maddesinde ifade edilen çerçevede elde veya üstte taşınan eşya kapsamında olup olmadığı tartışılıp, bu kapsamda olmadığının anlaşılması halinde eylemin aynı Kanun’un 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde TCK’nın 142/2-a maddesi gereğince mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/290 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.