Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/31056 E. 2023/1396 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/31056
KARAR NO : 2023/1396
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 4. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2014/151 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi, 168 inci maddesi, 62 nci, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 1 yıl 3 ay hapis ve 5.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kendisinin de mağdur olduğuna, suçu işlemediğine, yokluğunda hüküm tesis edilerek savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suça konu keşidecisi katılan …’in şirketi olarak gözüken 30.03.2011 keşide tarihli ikiz çekin mağdur … tarafından bankaya sunulması üzerine başlayan soruşturma kapsamında, mağdur …’nin çeki …’dan, bu kişinin de sanıktan aldığının anlaşılması üzerine sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, suça konu çeki açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği … n’dan aldığını ve …’a verdiğini, sahte olduğunu bilmediğini beyan beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir. Sanığın kovuşturma aşamasında zararı karşıladığı anlaşılmıştır.
3. Mağdurların oluşu bu şekilde anlattıkları, mağdur …’in çeki Kasım 2010’da sanıktan aldığını, mağdur …’nin de çeki …’dan 2011 yılının başlarında aldığını, katılanın ise söz konusu 64514 numaralı çekin daha önce kullanıldığını beyan ettikleri anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında; çekte yer alan ikinci ciranta imzasının sanığa ait olduğu, diğer imza ve yazıların sanığa, mağdur …’a ve katılan …’e ait olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
5.Mahkeme tarafından sanığın çeki nasıl eline geçirdiğini açıklayamaması, mağdurlar ve katılan beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiil düzenlenmiştir, aynı maddenin son fıkrasında ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmektedir. Suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Kaldı ki; iddianamede mahkum olunan suçtan cezalandırılması istemi de bulunan sanığın, esas hakkında mütalaanın verildiği celsede hazır bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşılmış; sanığın suça konu çeki nasıl elde ettiğine dair açıklama getirememesi, çeki aldığını iddia ettiği …’ın açık kimlik ve adres bilgilerini bildirememesi, aralarında ticari ilişkiye ilişkin belge sunamaması, bilirkişi raporları, mağdurlar ve katılan beyanı ile hükmün sanığın yüzüne karşı verilmesi karşısında sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi ve tekerrüre esas alınan … 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait ilamın esas numarasınını 2004/194 olarak mahalinde düzeltilmesi ile suça konu belgenin akıbeti hakkında mahallinde karar verilmesi ve tekerrüre esas alınan … 1.Ağır Ceza Mahkemesine ait ilamın esas numarasının 2004/194 Esas olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurlar … ve …’nin beyanları karşısında; suça konu çekin sanık tarafından Kasım 2010 tarihinde mağdur …’a verildiği ve suç tarihinin en aleyhe kabulle 30.11.2010 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, belirlenen suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle … 4. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2014/151 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle … 4. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2014/151 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak resmi belgede sahtecilik suçu yönünden açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.