YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/453
KARAR NO : 2009/7008
KARAR TARİHİ : 13.07.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 22/07/2008
Nosu : 185/334
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine davalının 30.10.2006 tarihli 30.000.00 YTL bedelli çeke dayanarak icra takibine giriştiğini, çekin arkasındaki ciro silsilesinde yer alan müvekkili şirketin kaşesi basılı ve ciro şeklindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, şirketin kaşesinin başka şahıslar tarafından kullanıldığını belirterek, takibe konu çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekteki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığı iddiasının asılsız olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibe konu çekteki cirodaki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.10.2006 günlü 30.000 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, takibe konu çekin arkasındaki ciroda müvekkili şirketin kaşesi üzerindeki ciro imzalarının şirketin yetkililerine ait olmadığını ileri sürmüş ise de dosya içeriğinden davaya konu çeke benzer birden fazla çekin alacaklıları tarafından takibe konu edildiği davacı yanın bu takiplere itiraz etmediği gibi bunlara yönelik olarak da menfi tespit davaları açılmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; davacı şirket kaşesi kullanılarak birden fazla çekin imzalanmış şekilde tedavüle çıkarılmış olduğu açıktır. O halde mahkemece davacının söz konusu bu çekleri benimseyip benimsemediği üzerinde yeterince durularak bu tür çeklerin davacı yanca kabul edilip ödendiğinin anlaşılması halinde bir teamül oluştuğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.