YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18769
KARAR NO : 2023/2869
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi
gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 11.07.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli ve 2015/638 Esas, 2016/285 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
25.04.2016 tarihli dilekçesi ile itirazlarının kabul edilerek dosyanın tekrar denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
13.05.2016 tarihli temyiz talebinde,
“1- Sanığın denetimli serbestlik sırasında tedavi programına uyduğu, tedavi sonrası rehberlik hizmetleri için bir kez çıkarılan davete icap etmemesi sonrası erteleme kararı kaldırılıp kamu davası açılması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki ısrar şartı oluşmadığı gözetilmeden durma kararı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
2- Gerekçeli karar başlığında da belirtildiği üzere suç tarihinin 03.06.2014 olduğu, 6545 SK’un 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği gözetilmeden sanık hakkında hüküm kurulurken aleyhe olan 6545
SK ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca fazla ceza tayini usul ve kanuna aykırı olduğundan,” usul ve kanuna aykırı bulunan kararın bozularak dosyanın mahalline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç günü saat 12:40 sıralarında … Emniyet Müdürlüğü görevlilerine yapılan anonsda, …. Mah. …. Petrol arkasında (… …..) plakalı beyaz renkli otomobil içerisinde uyuşturucu madde kullanıldığının bildirilmesi üzerine bahse konu adrese gidildiğinde aracın petrolün araç yıkama bölümünde olduğunun görüldüğü, araç yanında bulunan ve kimlik kontrolünde….olduğu tespit edilen şahsa diğer arkadaşlarının nerede olduğunun sorulması üzerine petrol içerisinde bulunan … ve …’ün aracın yanına geldiği, yapılan tespitlerde de daralı 4 gr. gelen uyuşturucu esrar olduğu değerlendirilen maddenin tespit edildiği anlaşılmıştır. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 19.06.2014 tarihli raporunda, şüpheliden ele geçirilen maddenin toz esrar maddesi olduğu bildirilmiştir, sanık olay günü arkadaşları ile birlikte uyuşturucu madde kullanmak için esrar maddesi satın aldıklarını, daha sonra petrolde hep birlikte esrarı sigaraya sararak içtiklerini, beyan etmiştir. Sanığın kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu ve erteleme kararı sonrası yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşıldığından, mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin 5 inci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve
denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi 2 inci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin 5 inci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin 8 inci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi,
b. Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi 2 inci fıkrası maddesi uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmü gözetildiğinde dosya kapsamına göre; sanığa Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 18.09.2014 tarihli davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; bu davetten sonra sanığın denetime başladığı, sanığın 20.01.2015 tarihli görüşmeye gelmemesi üzerine, sanığa Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından 21.01.2015 tarihli uyarının tebliğ edilerek
ihtarda bulunulduğu; sanığın uyarıdan sonra görüşmelere katıldığı ancak 13.08.2015 tarihli görüşmeye katılmaması üzerine, sanığa yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmadan dosyasının kapatıldığının anlaşılması karşısında; ilk uyarıdan sonra da denetimli serbestlik tedbiri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan sanığın, “13.08.2015 tarihli seminere katılmamasının’’ kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi,
3. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi uyarınca ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile yapılan değişiklikle ceza miktarının “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, Türk Ceza Kanunu’nun 7 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca lehe olan kanunun suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi birinci fıkrası olduğu gözetilmeden, ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası uygulanmak suretiyle temel cezanın “iki yıl hapis cezası” olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
4. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle
birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli ve 2015/638 Esas, 2016/285 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.