Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/67 E. 2023/2605 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/67
KARAR NO : 2023/2605
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma, hakkı olmayan yere tecavüz etme, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma

Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma, hakkı olmayan yere tecavüz etme ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçlarından … Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2021 tarihli ve 2021/3920 soruşturma ve 2021/9013 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik müşteki vekilinin itirazı üzerine … Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/1916 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02/11/2022 tarihli ve 94660652-105-01-15793-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22/12/2022 tarihli ve KYB-2022/139081 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22/12/2022 tarihli ve KYB-2022/139081 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müştekinin, … Mahallesi 1456 ada 121 parsel üzerinde tapuya kayıtlı 63007 sokak … Apt. Dış Kapı No:… Kat:… adresinde bulunan dairenin maliki olduğu, şüphelinin apartmanın arka kısmında bulanan 70 metrekarelik yeri hiçbir hakka dayanmaksızın fuzulen işgal etmesi nedeniyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/217 esas sayılı dosyasında şüpheli aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme davasında şüphelinin yapı kayıt belgesini ibraz ederek hak iddiasında bulunduğu, ancak bu belgenin … Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce iptal edildiğini belirterek şüphelinin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, imar kirliliğine neden olmak ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin alınan beyanında üzerine atılı suçu işlemediğini beyan ettiği, şüphelinin üzerine atılı eylemin şüpheli tarafından gerçekleştirildiği yönünde müştekinin soyut beyanı dışında herhangi bir bilgi, belge ve beyana rastlanmadığı, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği, atılı suçla ilgili olarak tarafsız tanık beyanı ve kamera kaydı da bulunmadığı, şüpheli hakkındaki suç iddiasının tüm delillerin toplanmasına rağmen yeterli suç şüphesi seviyesinde olgunlaşamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müşteki vekilinin şikayet dilekçesine ekli 27/11/2018 tarihli yapı kayıt belgesinin iptal edildiğine ilişkin … Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 06/01/2021 tarihli ve E-29428382-754-16276 sayılı yazısı nazara alındığında, tapu kayıtlarının getirtilerek incelenmesi, şikayete konu binanın ruhsata aykırı yapılıp yapılmadığına ilişkin keşif yapılması, alanında uzman bilirkişiden kaçak yapı ile ilgili rapor alınması sonucu şüphenin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 Sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” ikinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında,
“Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;
(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında müşteki vekilinin şikayet dilekçesiyle 1456 ada 121 parsel numaralı taşınmazda bulunan apartmandaki bir dairenin maliki olduğu, şüphelinin ise apartmanın arka kısmındaki yeri hiçbir hakka dayanmaksızın işgal ettiği, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, bu davaya şüphelinin yapı kayıt belgesi ibraz ettiğini, ancak bu yapı kayıt belgesinin mevzuata aykırı verildiğinden daha sona talepleri üzerine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce iptal edildiği, şüphelinin söz konusu yerde yasal hakkının olmadığı, ayrıca yaptığı tadilat ile binanın fizyonomisini bozduğu, imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla şikayette bulunduğunun anlaşılması karşısında, suça konu yere ait tapu kayıtlarının getirtilmesi, şüphelinin suça konu yerde imar kirliliğine neden olacak eylemi bulunup bulunmadığı hususunda uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak rapor alınması, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden sorularak yalan beyan üzerine yapı kayıt belgesi alınıp alınmadığı hususunun araştırılması, Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası da getirtilip incelenerek suça konu yerde hakkı olmayan yere tecavüz edip etmediğinin araştırılması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir.

Bu nedenle itiraz merciince etkin soruşturma yapılmadığı dikkate alınarak, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/1916 değişik iş sayılı kararının, kısmen farklı gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.