Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6177 E. 2023/756 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6177
KARAR NO : 2023/756
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndan kaynaklanan yasal önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinin davaya konu 7616 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, müvekkillerine herhangi bir resmi bildirim yapılmaksızın taşınmazın 1/34 payının davalı tarafından 25.04.2013 tarihinde satın alındığını ve önalım hakkının doğduğunu belirterek davalılar adına kayıtlı olan 1/34’er payın müvekkilleri adına eşit olarak tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın tapu kaydında hukuki niteliğinin arsa olarak görülmesine rağmen aslında bu taşınmaz üzerinde onu kapsayan 6 katlı bir yapının bulunduğunu ve bu binada fiili taksimin olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2016 tarih ve 2014/236 Esas, 2016/176 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma sebepleri
1. Fiili taksim iddiasının mahkemece yeterince araştırılmadığını,

2. Davacılar ile önceki paydaş ve onların paylarını sattığı davalıların taşınmaz üzerindeki binada hangi bölümleri kullandıklarının tespit edilmediğini ve buna yönelik eksik araştırmaların tamamlanması gerektiğini belirtmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 25.03.2022 tarih ve 2020/244 Esas, 2022/83 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Kararın kanuna aykırı olduğunu,

2. Taraflar arasında fiili taksime yönelik bir kararın alınmadığını,

3. Bilirkişi raporunda da müvekkilleri tarafından kullanılan herhangi bir yerin bulunmadığının tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndan kaynaklanan yasal önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Önalım davasına konu payın bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü kişiye satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Taşınmaz mülkiyetinin içeriğinden genel anlamda, taşınmazın yatay kapsamıyla birlikte dikey kapsamının da anlaşılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, akla ilk olarak arzın sadece bir toprak yüzeyinden ibaret olduğu gelse de aslında üç boyutlu bir yapıya sahip olup bu nedenle arza sahip olan kişi, 4721 sayılı TMK’nın 718/1 hükmüne göre mülkiyet hakkının kullanılmasında yarar olduğu ölçüde arzın altına sahip olduğu gibi arzın üstündeki hava tabakasına da sahip olmaktadır. Hukuk sistemimizin temelini oluşturan Roma Hukukunun Digesta metinlerinde bu husus, “Cuius est solum eius usque ad coelum (ad sidera) et usque ad inferas” (Cengiz Koçhisaroğlu, Özlem Söğütlü: Roma Hukukundan Günümüz Hukukuna Işık Tutan İlkeler Kavramlar ve Digesta Metinleri) şeklinde ifade edilmiştir. Ancak az önce de ifade edildiği gibi söz konusu mülkiyetin sınırının TMK’nın 718/1 inci maddesi ölçüsünde olması gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle davaya konu taşınmaz gibi arsa niteliğine sahip olan bir taşınmazdaki fiili taksim olgusu, sadece arzda değil; onun üzerinde yer alan dikey kapsamında da bulunması mümkündür.

Dairemizin bozma kararına uyan mahkemece dava konusu taşınmazda yapılan keşif, … yazı cevabı ve tapu müdürlüğünden gönderilen tedavüllü tapu kaydı birlikte incelendiğinde; dava konusu taşınmazda malik olan …’nin taşınmazı …’dan satın aldığı, …’ın ise dava taşınmaz hissesini davacıların murisi …’tan satın aldığı, ….’den gelen yazı cevabında …’ın dava konusu taşınmazda bağımsız su aboneliğinin bulunduğu, yine tapu kaydında hisseder bulunan dava dışı … ve … da dava konusu taşınmazda davacılardan hisse satın aldığı keşif tarihi itibariyle dava konusu taşınmazda bulunan yapının 5 inci katında ikamet ettikleri yine…’den gelen müzekkere cevabında … ve …’nın dava konusu taşınmazda aboneliğinin bulunduğu, davacılardan hisse satın alan dava dışı …. ve …’nın dava konusu taşınmazda bağımsız bölümlerde ikamet ettiği bu haliyle dava konusu taşınmazda fiili taksimin olgusunun ortaya çıktığı anlaşıldığından davacı tarafın önalım hakkını ileri sürmesinin TMK’nın 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.