YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3483
KARAR NO : 2006/5845
KARAR TARİHİ : 10.07.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde projeye aykırılıkların giderilerek eski hale getirilmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde davacılar … … ve …, davalı … Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduklarını, Davalı kooperatif tarafından 608 ada 295 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan (ve A,B,C,D,E Bloklardan oluşan) inşaatın Belediyece onaylı projesine göre kalorifer kazan dairesinin C Bloğun zemin katında olması gerekirken, E Bloğun zemin katına yapıldığını ve bu (E) Bloğa projede yer almayan baca inşa edildiğini, yine onaylı projeye göre blokların üstü açık teras iken çatı ile kapatıldığını ileri sürerek; onaylı mimari projeye aykırı olan dava konusu kalorifer kazan dairesinin, bacanın ve çatıların davalı koperatifce kaldırılıp projeye uygun hale getirilmesi ile giderlerin davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Yukarıda özetlenen dava dilekçesi içeriğinden ve tüm dosya kapsamından; davacı … …’in arsa sahibi ve davalı kooperatifin yüklenici sıfatıyla aralarında yaptıkları 30.12.1992 gün 20050 yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin tarafı oldukları, davacı … …’in de davalı kooperatifin üyesi bulunduğu ve belli bir dönem kooperatifte 2. başkan ve başkan olarak görev yaptığı, davada, davalı kooperatifin onaylı mimari projeye göre yapımını yüklendiği blok yapıları inşa ederken, dava dilekçesinde belirtilen projeye aykırı değişiklikleri yaptığı savıyla, bunların projeye uygun hale getirilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacılar ile davalı arasındaki davanın konusunu oluşturan uyuşmazlık, Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinden değil, yüklenici yapı kooperatifi ile üyesi ve arsa sahibi arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanmaktadır. Saptanan bu olgu ve durum karşısında -bilirkişi tarafından belirlenen dava değeri de gözönünde tutularak- taraflar arasındaki uyuşmazlığa genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, Sulh Hukuk Mahkemesince davanın görülüp işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.