YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/575
KARAR NO : 2023/672
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait tesislerde birtakım imalatlar yaptığını, toplam iş bedelinin 130.821,88 TL olduğunu, davalının iş bedelini ödememesi üzerine hakkında icra takibine giriştiklerini, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından düzenlenen faturaların iade edildiğini, taraflar arasında akdi ilişki olmadığını, davacının fatura konusu mal ve hizmetleri teslim ettiğini ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08/06/2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/227 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, itirazın iptâli ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 22.02.2017 tarihli ve 2016/4275 Esas, 2017/727 Karar sayılı kararıyla, taraflar arasında, imal edilen kazan ve depolama tanklarının teslimi ve montoji işini konu alan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, iş bedelinin götürü olarak 140.000,00 TL + KDV olarak belirlendiği, davacı yüklenicinin eseri teslim ettiğini, davalı iş sahibinin de ödemeleri ispatla yükümlü olduğu, götürü bedelli sözleşmelerde hakedilen imalât bedeli ya da fazla ödeme bulunup bulunmadığının tespiti için gerçekleştirilen imalâtın işin bütününe göre fiziki oranı belirlenip, bu oran götürü bedele uygulanmak suretiyle hakedilen bedelin hesaplanması ve ödemelerle mukayese edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece delil tespit dosyası da getirtilerek, mahallinde keşif yapılmak suretiyle, sözleşme konusu imalatın, davalı iş sahibinin işyerinde mevcut olup olmadığının saptanması, dava dosyası içinde bulunan bir kısım sevk irsaliyesinde davalı iş sahibinin çalışanı olduğu ileri sürülen …’ın imzası bulunduğundan bu kişinin davalı iş sahibinin çalışanı olup olmadığı ve iş sahibi adına yapılan sözleşme konusu işi teslim alıp almadığının araştırılması, teslimin varlığı kanıtlandığı takdirde sözleşmenin götürü bedelli olduğu gözetilerek gerçekleştirilen imalâtın sözleşme ile üstlenilen işin bütününe göre fiziki oranının tespit edilmesi ve bu oranın sözleşmede kararlaştırılan götürü bedele uygulanmak suretiyle hakedilen imalât bedeli alacağının, alınacak raporla gerekçeli ve denetime elverişli bir biçimde hesaplattırılması, diğer bir uyuşmazlık konusu olan ödemeler bakımından ise; davacı yüklenici, davalı iş sahibinin 07.04.2009 tarihinde 25.000,00 TL ödeme yaptığını kabul ettiğinden kabul edilen ödeme miktarı ile varsa kanıtlanan diğer ödemeler taraf defterleri de incelenerek hesaplanması ve bilirkişi raporu ile tespit edilen iş bedelinden düşülmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı, öte yandan, dava dilekçesinde asıl alacak tutarı olan 130.821,88 TL üzerinden harç yatırıldığı halde, harcı yatırılmayan işlemiş faiz alacağı hakkında da hüküm kurulmasının taleple bağlılık ilkesine (HMK 26. md.) aykırı olduğu ve alacak miktarı likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın işin teslimi ve ödemeler konusunda olduğu, davacı tarafından teslim edildiği iddia edilen işlerin sevk irsaliyesinde yer almadığı, sevk irsaliyesini imzalayan …’ın davalı iş sahibinin çalışanı olduğu, davacı yüklenicinin toplam bedeli 172.244,60 TL olan iş teslim ettiği, bunun karşılığında davalının da toplam 186.500,00 TL ödeme yaptığı, sonuç olarak davalı tarafın davacıya borcu kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, raporda hukuki yorumlarda bulunulduğunu, davalının ticari defterleri usulune uygun tutulmamasına rağmen davalı lehine delil olarak kabul edildiğini, dava konusu yapılan imalatların müvekkili tarafından yapıldığını, yüklenici ile iş sahibi arasında çok uzun yıllara yayılan ticari ilişki olduğunu, raporda bahsi geçen ödemelerin daha önce yapılan işlere ilişkin ödemeler olduğunu belirtilerek, kararın bozulması istenmiştir.
2-Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428, 438/7,8,9. 439/2. maddeleri ve 818 sayılı BK’nın 355 vd.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan taraflara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.