Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/26396 E. 2022/9943 K. 12.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/26396
KARAR NO : 2022/9943
KARAR TARİHİ : 12.09.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; müvekkili şirkete kaskolu olan aracın, davalı idarenin % 100 yol kusuru nedeniyle kaza yaptığını, araç hasarı nedeniyle sigortalısına 10.221,20 TL ödeme yapıldığını belirterek ödenen bedelinin 05/10/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18/02/2014 tarihli 2013/21171 Esas 2014/2045 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş; mahkemece 09.09.2014 tarihli 2014/1405 Esas 2014/1725 Karar sayılı ilamı ile verilen direnme kararı HGK’nun 06.04.2021 tarihli 2017/17-1712 esas 2021/424 karar sayılı kararı ile bozulmuş; bozmadan sonra mahkemece, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun dayanağını 5235 sayılı Kanun’un 7. maddesinden alan, 01/09/2021 tarih ve 31535 sayılı Resmi Gazete’de yayınlan 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı gerekçe gösterilerek, davanın ticari dava olduğundan bahisle mahkemenin görevsiz olduğuna karar verilmiş, hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
Davacı …, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK’nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Kaldı ki, davanın açıldığı tarih 18/05/2011 olup, açılan bu davaya dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulanacaktır. Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu’na göre asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev değil iş bölümü ilişkisidir (TTK’nun 4 ve 5.maddeleri). Buna göre görev konusunun resen ele alınması mümkün olmayıp taraflarca iş bölümü itirazı olarak ileri sürülmesi gereklidir.
İş bölümü itirazının ise yalnız ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği hususu TTK.’nun 5. ve HUMK.’nun 187. maddelerinde düzenlenmiştir. İlk itiraz olarak ileri sürülmeyen işbölümü itirazının mahkemece kabul edilmemesi gerekir.
Somut olayda, eldeki dava ticari dava olmadığı gibi, davalı tarafından usulüne uygun ve süresi içinde ileri sürülmüş bir iş bölümü ilk itirazı olmadığı da gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.