YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/536
KARAR NO : 2023/383
KARAR TARİHİ : 01.02.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Usulden Red
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … Ticaret mahkemesinin 12.12.2008 tarih ve VII P. 117/08 sayılı kararı ile davalı … İnşaat Turizm A.Ş.’nin Orico Projekti şirketine 2.780.725,56 Kuna borçlu olduğuna karar verildiğini, mahkemenin işbu kararının 19.03.2009 tarihinde kesinleştiğini, yabancı mahkeme kararı davacısı Orico Projekti şirketi ile davacı şirket arasında 23.12.2011 tarihinde davaya konu alacak da dahil olmak üzere alacağın temlikine ilişkin sözleşme imzalandığını belirterek, yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karara konu alacağın Hırvatistan yasaları gereği zaman aşımına uğradığını, yine yabancı mahkeme ilamında “… İnşaat … Merkez Şubesi” taraf olup, müvekkili davalı hakkında açılmış ya da alınmış bir karar bulunmadığını, mahkeme kararındaki şirket ile vekil eden şirketin farklı tüzel kişilikler olduğunu, ayrıca … Ticaret Mahkemesi tarafından … İnşaat Merkez Şube ünvanlı şirketin 14.12.2011 tarihinde iflasına karar verildiğini, bu hususun … Ticaret Mahkemesi tarafından ilan edildiğini, ancak Orico Projecti’nin herhangi bir alacak bildiriminde bulunmadığını, Hırvatistan yasaları gereği alacağını bildirmeyen kişi ya da şirketlerin alacaklarını talep haklarının ortadan kalktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli ve 2017/73 Esas, 2018/1079 Karar sayılı kararı ile; Hırvatistan Yasaları uyarınca Hırvatistan’da tüzel kişiliği olmayan borçlular aleyhine özel iflas takibi yapılabileceği, dava konusu ilamda ilam borçlusu … İnşaat Merkez Şubesi hakkında Hırvatistan Yasaları uyarınca tüzel kişiliği bulunmayan şube yönünden iflas kararı verildiği ve iflas kararı uyarınca tüm alacaklıların ilanen davet edildiği, davacının süresinden sonra müracaat ettiği gerekçesi ile alacak talebinin reddedildiği, şube yönünden son paylaşma listesi yapılıp iflasın kapatıldığı, Hırvatistan Mahkemesi tarafından alacağa ilişkin verilen ilamın, Hırvatistan Yasalarına göre Hırvatistan’ da infaz edilemeyeceği, infazı mümkün olmayan yabancı mahkeme ilamının Türkiye’ de de infazının talep edilemeyeceği, tenfizi istenen ilamda da muhatabın bizzat şube olduğu, davacının bildirdiği gibi davalı ile Hırvatistan’daki şube arasındaki ilişkinin banka-şubesi gibi kabul edilmesi halinde Türk Kamu Düzeni nazara alındığında şube yönünden iflas kararı verilmesinin olanaklı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2020 tarihli ve 2019/1380 Esas, 2020/56 Karar sayılı kararı ile
“…tenfize konu ilamda davalının şirketin merkez şubesi olarak gösterildiği ve yabancı mahkeme ilamının merkez şube adresinde yetkili temsilcisine tebligat yapılmak suretiyle kesinleştirildiği görülmüştür. Dolayısıyla tenfize konu ilamda borçlu olduğuna karar verilen tüzel kişilik davalı şirketin merkez şubesidir. Oysa iş bu dava yabancı mahkeme ilamında davalı olarak gösterilmeyen ve söz konusu alacaktan sorumluluğu bulunmayan davalı şirkete karşı açılmıştır. Tenfizi istenen ilamdaki davalı ile iş bu dava dosyasının davalısının aynı olmadığı anlaşıldığından yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.” …
… gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/13561 Esas, 2020/2842 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiği halde HMK 353/1-b/2 bendine göre hüküm verildiği gerekçede belirtilmesine rağmen HMK 353/1-b/1 bendine göre hüküm verilmesinin gerekçe ile hükmün çelişkisini ortaya çıkardığı, bu durumda HMK 353/1-b/1 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de; açıkça vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bulunmasına rağmen bu itiraz hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2021/13 Esas, 2021/261 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyulduğu belirtilerek; tenfize konu ilamda borçlu olduğuna karar verilen tüzel kişiliğin davalı şirketin merkez şubesi olup, iş bu dava yabancı mahkeme ilamında davalı olarak gösterilmeyen ve söz konusu alacaktan sorumluluğu bulunmayan şirkete karşı açıldığı, tenfizi istenen ilamdaki davalı ile iş bu dava dosyasının davalısının aynı olmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, mahkemenin hukuki nitelendirmede bulunarak karar verdiğini, oysa tenfizi istenen ilamda mahkemenin kararı esas yönünden inceleyemeyeceğini, Hırvat hukukunda şubenin ayrı tüzel kişiliği olmadığını, davalının şubenin işlemlerinden kaynaklanan tüm sonuçları kabul ettiğini, yine vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Yargıtayın bozma kararı sonrasında dosyaya bakmakla İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinden hangisinin görevli olduğuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 ve devamındaki ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanunun 371 ve devamı maddelerinde temyiz incelemesi neticesinde bozma sebebi yapılacak hususlar ve bozma kararı üzerine yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
2. 6100 sayılı Kanunun 373 ncü maddesinin ikinci fıkrasına göre Yargıtayın bozma kararı, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya, kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesine veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira artık burada ilk derece mahkemesinin bir kararı mevcut olmadığından bozulan karar bölge adliye mahkemesinin kararıdır ve bu nedenle dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir.
3. Bölge adliye mahkemesi, yaptığı değerlendirmede bozma kararının doğru olduğu kanaatine varırsa 6100 sayılı Kanun’un 373 ncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bozma ilâmına uyma kararı verecektir. Bu kararın anlamı, ilk derece mahkemesinin kendi vermiş olduğu önceki kararının hatalı olduğu ve Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda yeniden inceleme yaparak bir karar verecek olmasıdır.
4. Bozmaya uyma kararı ile bozma kararı lehine olan taraf için bir usuli müktesep hak doğacaktır.
5. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olayda, Dairemizin 22.10.2020 tarihli ve 2020/1356 Esas, 2020/2842 Karar sayılı kararı ile bozulan karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi15. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/1380 Esas, 2020/565 Karar sayılı kararıdır. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 373 ncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bozma sonrasında dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Ne var ki dosya sehven İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesi olduğu gözetilmeden temyize konu 25.03.2021 tarihli karar verilmiştir.
6. Açıklanan nedenlerle Dairemizin 22.10.2020 tarihli bozma ilâmı doğrultusunda yetkili ve görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından gerekli incelemenin yapılarak usulünce bir karar verilebilmesi için kararın yeniden bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine iletilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.