Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19926 E. 2023/1302 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19926
KARAR NO : 2023/1302
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2015 Tarihli ve 2013/554 Esas, 2015/202 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
2. Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 21.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına vecezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından atılı suçları işlemediği sabit olmasına karşın hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması nedeniyle bu hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur … tarafından bankaya ibraz edildiğinde sahte olduğu tespit edilen çekin, sanık tarafından katılan …’e alacağına karşılık olarak verildiğinin anlaşılması nedeniyle üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmalarında, suçlamaları kabul etmemiş, söz konusu çekin Hayrettin Baş tarafından kendisine verildiğini, bu kişinin açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediğini, ancak bu kişinin 0539 (…) (..) (..) numaralı telefonu kullandığını beyan etmiştir.
3. Söz konusu telefon numarasının K. H. isimli kişi adına kayıtlı olduğu dosya arasında bulun … A. Ş ‘nin cevabi yazısından anlaşılmıştır.
4. Katılan … 05.02.2014 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde, sanıktan 5.000,00 TL alacağı olduğunu, bu çeki kendisine bu yüzden verdiğini söylemiştir.
5. Çekte ilk ciranta olarak görünen şirket adresine gidildiğinde, bu adreste başka bir kişinin … yerinin bulunduğu ve çevrede yapılan araştırmada şirket ya da yetkilisini tanıyan herhangi bir kişiye rastlanılmadığına ilişkin 31.05.2013 tarihli araştırma tutanağının düzenlendiği belirlenmiştir.
6. Mahkeme tarafından çek üzerinde aldatıcılık niteliğine dair bir gözlem yapılmamıştır.
7. Mahkemece, sanığın savunmasında çeki aldığını söylediği kişiye ait açık adres ve kimlik bilgilerini bildirememesi, kendisinden önceki ilk ciranta olan şirketin de gerçekliğinin tespit edilememesi nedeniyle suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği belirtilerek, tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediği kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği hususu dikkate alınarak, katılanın beyanında sanıktan alacağı olduğunu ve bu nedenle sanığın çeki kendisine verdiğini ifade etmesi karşısında, tekrar ayrıntılı olarak ifadesinin alınması, suça konu çeki hangi ticari ilişkiye istinaden hangi tarihte sanıktan aldığının ve sanıkla aralarındaki ticari ilişkiye dair yazılı belge veya tanığının bulunup bulunmadığının sorulması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu çek aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilip yasal unsurları taşıyıp taşımadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı yöntemince tartışılarak denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme karar verilmesi,
3. Sanığı beyanında suça konu çeki Hayrettin Baş isimli kişiden aldığını söylemesi ve bu kişiye ait olduğunu söyleyerek verdiği telefon numarasının K. H. adına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, bu kişinin tanık olarak beyanına başvurulması ve sanığı tanıyıp tanımadığının, sanığa dava konusu çeki verip vermediğinin sorulması, gerekirse çek üzerindeki yazı ve imzaların tanığa ait olup olmadığı hususunda uzman bir kurum ya da kuruluştan bilirkişi raporu aldırılması,
4. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği, mahkemece menfaat miktarı ve belirtilen hususlar gözetilmeden, menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle adli para cezasının doğrudan 25.500,00 TL’ye yükseltilmesi ve bu cezadan takdiri indirim hükmü uygulanıp sonuç olarak adli para cezasının 21.250,00 TL olarak belirlenmesi ile fazla ceza tayini,
5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
6. 5271 sayılı Kanun’un 336 ncı maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden ve tekerrüre esas alınan ilamın, suç tarihinden sonra 03.12.2012 tarihinde kesinleştiği tekerrüre esas alınmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanması,
7. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2015 tarihli ve 2013/554 Esas, 2015/202 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.