Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14517 E. 2023/763 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14517
KARAR NO : 2023/763
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/273 E., 2022/252 K.
DAVALILAR : 1- … vekili Avukat …
2- … mirasçısı … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.03.2012
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı yanında ev hizmetlerinde 23.08.2006 – 02.05.2011 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ev hizmetlerinde daimi olarak değil ihtiyaç olduğunda, çağrı üzerine çalıştığını, davalının ikametgah adresinin … olduğunu, zaman zaman Denizli’ye geldiğini, bu dönemlerde davacının ev işlerinde günlük olarak yardım etmek üzere çalıştığını, davalının Denizli’de ne kadar süre ile kaldığının belli olmadığını, davacı gibi başka kişilerin de ev işleri için çalışmaya geldiğini, davacının da başka yerlere ev işleri yapmak üzere gittiğini, gerek davacının süreklilik arz etmeyen hizmeti, gerekse davalının sadece davacıya bağlı kalmayarak başka kişileri de ev hizmetinde çalıştırmasından dolayı davacının iddialarının gerçek dışı ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yöntemince araştırma yapılmasının gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin en son 18.01.2022 tarihli ve 2019/30-2022/9 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalılar murisi …’a ait ev hizmetleri işinde 23.08.2006-02.05.2011 tarihleri arasında 507 gün hizmet akdiyle asgari ücretle çalıştığının ve bu hizmetlerinin SGK’na bildirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.06.2022 tarih, 2022/5844 Esas – 2022/8774 Karar sayılı kararı ile;
“Eldeki dava dosyasında, Mahkemece verilen karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 15.11.2018 tarih, 2017/3242 esas, 2018/8345 karar sayılı ilamı ile “…Yapılacak iş, ev hizmetinin geçtiği davalı işyeri sahibine ait taşınmazın tapu kaydını getirmek, davalı işyerinin kapsam ve kapasitesini araştırmak hatta gerektiğinde keşif yapılarak taşınmazın durumunu belirlemek, SGK ilgili İl Müdürlüğü’nden gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle dava konusu taşınmaza o tarihte komşu konutlarda ikamet eden veya işyeri bulunan kişileri, komşu konutlarda çalışanlar ile site yöneticilerini tespit ederek bu kişilerin tanık olarak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının tüm mesaisini davalıya ait konutun ev hizmetlerine hasredip hasretmediği, davacının başkaca konutlarda ev hizmetinde bulunup bulunmadığı, davalıya ait taşınmazın bahçesi, büyüklüğü, ısınma sistemi göz önünde bulundurularak çalışmanın tam zamanlı olup olmadığını saptamak, kısmî zamanlı çalıştığının kabulü halinde davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saatlik çalışmanın bir günlük çalışma olduğu kuralı ile davacının harcadığı mesainin kaç iş gününe karşılık geldiğini belirlemek, böylelikle tespit edilen hizmet süreleri yönünden infazda da tereddüte yol açmayacak şekilde sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.” denilmek suretiyle bozulmuş, Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmek suretiyle davacının davalı nezdinde ihtilaf konusu dönemde geçen çalışmaları araştırılmış ise de bozmaya yanlış bir anlam verilerek davacının kısmî zamanlı çalıştığının kabulü ile kurulan hüküm hatalı olmuştur. Gerçekten Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında davacının ihtilaf konusu dönemde başka işyerlerinde de çalışıp çalışmadığı, bu haliyle davacının tüm mesaisini davalıya ait konutta ev hizmetlerine hasredip hasretmediğinin araştırılması istenmiş, davacının başka işyerlerinde çalışmasının olması halinde kısmi zamanlı çalıştığının kabulü ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi hükmü gereği yapılacak hesaplama ile sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları da dikkate alındığında, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının başka işyerlerinde geçen çalışmasının olmadığı, davalıya ait konutta ikamet etmediği, sabah gelip akşam gittiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı nezdinde geçen çalışmasının tam zamanlı çalışma olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. ” denilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme sonucu kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda “davacının tam zamanlı olarak çalıştığının, tanık beyanı ile doğrulandığı, çalışmasının çalışılan dönemlerde tam gün olarak değerlendirileceği , haftanın altı günü çalıştığının tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacının ev hizmetlerinde çalışması dikkate alındığında evde kalınmayan dönemlerde çalışma olmayacağı, çalışmamasının aralıklı ve kesintili olarak kabulü gerektiği, evde kalınan dönemlerin elektrik, su vb. Faturalarla bilirkişi tarafından tespit edildiği davacının bu sürelerde çalıştığının kabulü ile davacının aynı zamanda okula giden çocukları olması nedeniyle pazar günleri çalışmadığının kabulü ile resmi tatillerde de çalıştığı ancak dini bayramlarda ise çalışmadığı, örf ve adet gereği bu zamanlarda işin niteliği de dikkate alındığında çalışmanın yapılmadığının kabulü ile bilirkişi tarafından belirlenen 23/08/2006 tarihi olduğu kabulü ile dosyada fatura olmayan aylar için yapılan hesaplamalarda 23.08.2006 tarihi olduğu kabulü ile telefon faturalarının olduğu aylar bakımından tamamında aylık 14 gün , dosyada fatura olmayan aylar için yapılan hesaplamalarda , davacı iddiasını doğrulayan kamu tanığı bulunmadığı, dinlenen davacı tanıkları da davacının oğlu ve davacının ev komşusu olması nedeniyle dikkate alınmamış, davalı tanıkları ifadeleri esas alınarak davacının yılda 4 ay 14 gün çalışması bulunduğu kanaatine varılarak, 906 gün asgari ücret üzerinden iş akdi ile çalıştığının tespitine karar verilerek, tespiti istenen 1713 günün 906 günü çalıştığı ve davanın red ve kabul kararı 906/1713 gün olarak yargılama giderlerine hükmetmek gerekmiştir.” denilmek suretiyle,

“Davanın kısmen kabulü ile davacının davalının murisi …’a ait ev hizmetleri işinde 23.08.2006 – 02.05.2011 tarihleri arasında,
-24.08.2006 – 31.08.2006 tarihleri arasında 6 gün,
01.09.2006 -31.12.2006 tarihleri arasında 101 gün ,
01.01.2007- 31.12.2007 tarihleri arasında 304 gün,
01.01.2008-31.08.2008 tarihleri arasında 209 gün,
01.04.2009- 31.08.2009 tarihleri arasında 130 gün ,
01.04.2010 – 31.08.2010 tarihleri arasında 130 gün ,
01.04.2011- 02.05.2011 tarihleri arasında 26 gün toplam 906 gün asgari ücret üzerinden iş akdi ile çalıştığının tespiti ile bu hizmetlerin SGK ‘ya bildirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ” şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya her ay düzenli olarak ücret ödendiğini, davacının sadece ev temizliği yapmış olsa idi kendisine her ay düzenli bir ücret ödemesinin yapılmayacağını, sadece temizlik yaptığı gün için ücret ödemesinin yapılmasının gerekeceğini, ayrıca davacının işveren şehirden ayrıldıktan sonra işsiz kalacağından, çalışmak için işverenin şehre dönmesini beklemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı … mirasçısı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile davalı arasında iş hukukundan doğan bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, aralarında iş ilişkisinin zorunlu unsurlarından olan bağlılık unsurunun hiçbir zaman oluşmadığını, davalının Denizli’deki adresinde düzenli bir ev temizliği ihtiyacının bulunmadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, haftanın altı günü, günde dört saat geldiği şeklindeki farazi varsayım ile yapılan tespitin hatalı olduğunu, hatalı şekilde kurulan hükmün aleyhe hususlarını kabul etmediklerini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın yöntemince araştırılması gerektiğini yineleyerek Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ev hizmetlerinde geçen fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2- Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir.

3- İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5 inci maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal Güvenlik Mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır.

4- Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3 üncü ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6 ncı maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir.

5-506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3 üncü maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. D) (Değişik: 11/8/1977 – 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”

6-Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca; “…Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”.

7- Ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.

8- Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.

9- Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanunlarda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır.

10- Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanununun 5/1 inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1 inci maddeleri uyarınca, İş Kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanununun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.

11- Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz (Okur A. R., Ev Hizmetlerinde (İşlerinde) Çalışanların Sigortalılığı, Kamu-İş Dergisi, Cilt 7, Sayı 3, 2004, s. 10).

12- Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir (Mollamahmutoğlu H., İş Hukuku, Turhan, …, 2004, s. 179).

13- Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ((N. Gökçek Karaca, F. Kocabaş, Ev Hizmetlerinde Çalışanların Karşılaştıkları Sorunların Türkiye Açısından Değerlendirilmesi, Kamu-İş Dergisi, 2009, cilt 10, sayı 4, sayfa 172’den atfen; Çenberci M., 1475 sayılı İş Kanunu Şerhi, 1986, s.190-191; Mollamahmutoğlu, a.g.e., s. 179; Çelik N., İş Hukuku Dersleri, B. 20, Beta, …, 2007, s. 70; Süzek S., İş Hukuku, B. 2, …, Beta 2005, s. 180; Okur A., a.g.e. s. 348-349; Erkul İ-Karaca N, 4857 sayılı İş Kanunu Uygulaması, Nisan Yayınları Eskişehir 2004, s. 67; Tunçomağ K., İş Hukuku, … 1988, s. 44-46; Akyiğit E., İçtihatlı ve Açıklamalı 4857 Sayılı İş Kanunu Şerhi, C. 1, B. 3, … 2008, s. 285; Güven E., Aydın U., İş Hukuku (Yeni İş Yasaları) B. 3, Barış Yayınları, … 2007, s. 32; Tunçomağ K-Centel T., İş Hukukunun Esasları, B. 4, … 2005, s. 38; Narmanlıoğlu Ü, İş Hukuku (Ferdi İş İlişkileri), B. 2, … 1994, Barış Yayınları, s. 71; Eyrenci Ö- Taşkent S- Ulucan D, Bireysel İş Hukuku, Legal Yayınları, … 2004, s. 43).

14- Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.

15- Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.

16- Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır.

3. Değerlendirme
1. Mahkemenin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.