YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28658
KARAR NO : 2023/1237
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (nitelikli dolandırıcılık) suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 83.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2020 tarihli ve 11-2016/48474 numaralı tebliğnamesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise, somut olayda uygulanma yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve bu hususta sanığın ek savunmasının alınmaması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi talep edilerek, dosya Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, çeklerin sahte olduğunu bilmeden ticari amaçlı olarak kullandığına, hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için her türlü şüpheden uzak, maddi ve kesin delil bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nın ticaret ile uğraştığı, suç tarihinde katılan …’den 60.000,00 TL değerinde inşaat malzemesi satın aldığı, karşılığında keşidecisi katılan … olan suça konu 2 adet sahte çeki vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; suça konu çekleri …’da hayvan ticareti yaptığı açık kimlik bilgilerini bilmediği bir kişiden aldığını, sahte olduklarından haberi olmadığı beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Adli Emanetin 2012/823 sırasında muhafaza altına alınan çekler üzerinde Mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığı; bununla birlikte … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 04.10.2013 tarihli ve DYB-13-16740, 10.03.2014 tarihli ve DYB-14-04932, 02.03.2015 tarihli ve DYR-BLG-15-01319 sayılı uzmanlık raporlarına göre; çeklerin tamamen sahte olup, aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu, ön yüzde yer alan yazılar ve keşideci imzalarının sanık, katılan … ve cirantalar A.B ile A.Ö’nün eli ürünü olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte kaligrafik özellik ve itiyadi unsur tespit edilemediği anlaşılmıştır.
4. Katılanlar … ve … beyanlarında; olayın iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini belirterek, sanıktan şikayetçi olmuş ve katılma talebinde bulunmuşlardır.
5. Mahkemece tanık olarak beyanları alınan cirantalar A.B. ve A.Ö, sanığın arkadaşı olduklarını ve ricası üzerine çeki ciroladıklarını, çekin kimden nasıl alındığını bilmediklerini söylemişlerdir.
6. Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararı ile sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanık hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda; Mahkemenin sübuta ilişkin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın bu hususa yönelik temyiz sebepleri kabul edilmemiş; Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2015 tarihli ve 2015/620 Soruşturma, 2015/303 Esas sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sanığın iki kez cezalandırılması talep edilerek kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek savunmasının alınmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine muhalefet edildiği gerekçesiyle bozma isteyen tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği halde; somut olayda, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi dikkate alınmadan uygulama yapılması suretiyle sanık hakkında eksik adli para cezası tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Gerekçeli karar başlığında 27.11.2012 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, 20.03.2011 olarak mahallinde düzeltilmesi; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğundan, suça konu çek asılları duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazılarak, yasal unsurları taşıyıp taşımadıkları ve aldatıcılık niteliklerinin bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla
kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından; suça konu çeklerin aynı anda katılan …’e verildiğinin ve farklı zamanlarda düzenlendiklerine dair dosya kapsamında delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
Yasaya aykırı bulunmuştur.
3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Siverek Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17.11.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair yönlerden, eleştirilen husus dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.