Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/5557 E. 2008/18527 K. 01.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5557
KARAR NO : 2008/18527
KARAR TARİHİ : 01.12.2008

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 05.04.1999 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 15 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının manevi tazminat istemi ile , SGK tarafından bağlanan gelirin,ilk peşin değerinin indirilerek maddi tazminatın belirlenmesi görüşünü taşıyan hesap raporunun karara esas alınarak davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Manevi tazminatın takdirinde isabetsizlik yoktur. Ne var ki maddi tazminatın belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü görülmektedir.
Davacının hesaplanan gerçek maddi zararından davanın niteliği gereği Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin düşülerek karşılanmayan maddi zararın belirleneceği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık gerçek maddi zarardan düşülmesi gereken SGK’ca bağlanan gelirin, gelir bağlama tarihindeki ilk peşin sermaye değerinin mi yoksa 506 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 38. maddesi gereğince hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar nazara alınarak hesaplanan tüm peşin sermaye değerinin mi olduğu noktasındadır.
Sorunun çözümü için maddi zarar ile SGK tarafından bağlanan gelir kavramı üzerinde durmak gerekir. Maddi zarar sigortalının zararlandırıcı sigorta olayından önce ve sonraki durumu arasında oluşan farktan ibarettir. Başka bir anlatımla zararlandırıcı sigorta olayı olmazdan önce malvarlığı hangi durumda ise o durumla zararlandırıcı sigorta olayı olduktan sonraki durum arasındaki farktır.
Öğretide zararın hüküm tarihine göre hesaplanma gereği kabul görmüştür. Borçlar Kanunu’nun 46/II. maddesine göre hükmün verildiği anda cismanı zararın sonuçları tam ve kesinlikle belirlenemiyorsa hakim, hüküm tarihinden başlayarak iki yıl içinde hükmün değiştirilmesi hakkını saklı tutar Federal mahkemede tazminatın belirleme anını kural olarak hüküm anı olarak belirlemiştir. Borçlar Kanunu’nun 46/II. maddesindeki bu hükümden de yararlanılarak denebilir ki maddi zararın saptanmasında hüküm gününün dayanak alınması ve hüküm günündeki duruma göre zarar tutarının hesaplanması gerekir.
Bu itibarla hüküm tarihine en yakın tarihteki verilerin nazara alınarak rapor tarihine kadar gerçekleşen zararın somut olarak hesaplanması gerekir. Bu husus ” gerçek belli iken varsayıma gidilemez.” ilkesininde gereğidir. Zararın giderimine karar verilebilmesi için öncelikle zararın miktar olarak belirlenmesi gerekir. Zarar tazminatın tavan noktasıdır. Hüküm altına alınacak tazminat zararı aşamaz. Zarara neden olan olay nedeniyle olaydan zarar gören sigortalı yada ölüm halinde hak sahipleri bir fayda da sağlamışsa zararı doğuran olayla bağlantılı faydaların zarardan indirimi gerekir. Buna zararın denkleştirilmesi denir. Aksi halde zararlandırıcı olay zarar gören tarafı zenginleştirir.
506 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde iş kazası meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az % 10 azalmış olan sigortalılara sürekli iş göremezlik geliri, 23. ve 24 maddesinde meslek hastalığı veya iş kazası sonucu ölen sigortalıların eş ve çocukları ile ana ve babasına yasada belirlenen koşulların varlığı halinde iş kazası veya meslek hastalığı sigorta kolundan gelir bağlanacağı, 73/A maddesinde de tarifesine göre tesbit edilecek iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortası priminin tamamının işverenler tarafından ödeneceği bildirilmiştir. Sigortalının primin ödenmesinde herhangi bir katkısı söz konusu değildir. Bu özelliği göz önünde tutulduğunda, iş kazası sigortasından bağlanan ” gelirin” maddi zararın sigorta primleri işverenden alınmak
suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmak amacına yönelik bir ödeme niteliğinde olduğu sonucuna varılır. Bu nedenle söz konusu gelir, işverenin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ” tazminat ” kavramı içinde yer alır. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olarak açılan tazminat davaları nitelikçe sigortaca karşılanmayan zararın giderilmesi istemini amaçlamaktadır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında zarar hesabının Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan artışlar nazara alınarak hesaplanan tüm peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle yapılması gerektiğinin kabulü gerekir. Aksi takdirde Borçlar Kanunu’nun genel ilkelerine ve özellikle 506 sayılı Yasa’nın 19. 23. ve 24. maddelerine ters düşülmüş olacak, zarardan bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar nazara alınarak hesaplanan peşin sermaye değeri düşülmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri aynı zarar için hem işverenden tazminatın tümünü almak hem de kurumdan gelir almak yoluyla bağlanan gelirlerin ilk peşin değeri ile hüküm tarihine kadar yapılan artışları da kapsayan en son peşin değer arasındaki fark yönünden mükerrer yararlanma durumuna gelecektir. İşte buna engel olmak için hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar gözetilerek hesaplanan peşin sermaye değerinin düşülmesi zorunludur.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesiyle ilgili olarak verdiği iptal kararı Sosyal Güvenlik Kurumunun açacağı rücu davalarının konusunu oluşturan kurum alacağına ilişkin olup, sigortalı tarafından işverene yönelik olarak açılan tazminat davalarında uygulanma olanağı yoktur. Kaldı ki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulunun 1.7.1997 gün ve 1992/3 Esas 1994/ 3 Karar sayılı kararının bağlayıcılığını koruduğu da açıktır. Sosyal Güvenlik Kurumunun işverene yalnızca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri oranında rücu edebilmesi, davacı zararının hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanan en son peşin sermaye değeri miktarı kadar karşılandığı gerçeğini değiştirmez.
Somut olayda mahkemece SGK’ca bildirilen 27.08.1999 tarihli gelir bağlama tarihindeki ilk peşin sermaye değeri indirilmek suretiyle davacının maddi zararının belirlendiği açık olup yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki,bu yanışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı davacının hesaplanan gerçek zararından SGK’ca bildirilen 02.10.2007 günlü bağlanan gelirin son peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle yapılan hesap ile, HUMK.438/7 maddesi gereğince düzetilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;hüküm fıkrasının silinmesine,yerine;
“1-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 31.05.2007 günlü bilirkişi hesap raporunda bulunan 24.632.37 YTL gerçek zarardan SGK’ca bildirilen son peşin sermaye değer toplamı 14.672.00 YTL’nin indirimi ile kalan 9.960.37 YTL maddi tazminatın 5.4.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine
2-Manevi tazminat isteminin kabulü ile 15.000.00 YTL manevi tazminatın 5.4.1999 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine
3-Yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre maddi tazminat yönünden 1.195.24 YTL, manevi tazminat yönünden 1.500.00 YTL olmak üzere toplam 2.695.24 YTL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.347.84 YTL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 506.00 YTL harcın düşümü ile kalan 841.84 YTL harç giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir yazılmasına
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 506.00YTL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Yapılan yargılama giderinden ,kabul ve reddedilen miktarlara göre,133.65YTL’nin davacı üzerinde bırakılmasına,271.31YTL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine “yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 01.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.