YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/404
KARAR NO : 2023/1153
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2088 E., 2022/2179 K.
2- … Reklam San. ve Tic. A.Ş. vekilleri Avukat …
3-… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 09.05.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/312 E., 2022/486 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı şirketlerin aynı gruba dahil şirketler olduğunu, davacının ilk olarak … Reklam San. ve Tic. A.Ş.’de 27.07.2011 tarihinde işe girdiğini ve 05.11.2012 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra yine grup şirketlerden … Mühendislik’te 18.07.2013’ten 22.09.2016 tarihine kadar kaynakçı-montaj ustası olarak çalıştığını, davalı işyerinde 2.000,00 TL maaş alan ayrıca AGİ, servis ve yemek hizmetinden yararlanan davacıya maaş ve diğer ödemelerin bir kısmının bankadan diğer kısmının da elden zarf içerisinde personel müdürü tarafından ödendiğini, fabrikadaki normal çalışma saatlerinin 08:00-18:00 saatleri arasında olduğunu, öğleden önce ve öğleden sonra 15’er dakika olmak üzere iki çay molası ve yarım saatlik öğle molası olduğunu, iş yoğunluğuna göre 21:00’e kadar fazla mesai yapılmakta olup hafta sonları da (Cumartesi ve Pazar günleri) sabah 08:00’den akşam 17:00’a kadar çalışma yapıldığını, fazla mesai, hafta sonu çalışmaları ve ödemelerinin eksiksiz yapıldığını, iş yoğunluğuna göre sürekli fazla mesai yapılmakta olup bu mesailerin bazen fabrika içerisinde bazen fabrika dışında yapıldığını, fabrika dışındaki mesailerin ödemesinin hiç yapılmadığını, her ay fabrika dışında yapılan çalışmaların en az 1 hafta sürdüğünü, davacıya sigorta primlerinin aldığı ücret üzerinden değil de sadece bankaya yatan kısmı üzerinden yatırıldığını, bu nedenle işyeri tarafından sigorta primlerinin eksik ödendiğini beyanla davacının davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca sigorta prim bedelinin gerçek kazanç üzerinden tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı şirketler vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışmasının … Tic. A.Ş. ünvanlı şirkette gerçekleştiğini, bu nedenle … Reklam San. ve Tic. A.Ş. yönünden husumet itirazında bulunduklarını, davacının iddiasının aksine davalı şirkette elden maaş ödemesi olmadığını, davacının 18.07.2013-09.12.2016 tarihlerinde davalı işyerinde mobilya tabelacı olarak çalıştığını, aylık net ücretinin 1.400,00 TL olduğunu, işçinin talepleri uyarınca işten çıktığı son ay ise net ücretinin 2.000,00 TL yapıldığını, davalı işyerinde haftanın 5 günü 08:00-18:00 saatleri arasında çalışma yapıldığını, ancak iş yoğunluğuna göre bazen 19:00’a veya 20:00’a kadar çalışma yapılabildiğini, cumartesi günleri iş olur ise dönemsel olarak ve daha kısa sürelerle çalışma yapıldığını, milli ve dini bayramlarda davalı işyerinde çalışma yapılmadığını, davacı fazla çalışma yaptığı zamanlarda çalışmaların ücretinin bankaya ödendiğini, davacının fesih sırasında işyeri özlük dosyasının içindeki ibranameyi imzaladığını, ibraname içeriğinde davacının tüm ücretlerini ve haklarını noksansız aldığını, hiçbir hak ve alacağı kalmadığını ikrar ettiğini, ibraname uyarınca davacının eksik ödenen priminin olmadığının sabit olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması gerekmekte iken başvurulmadığını ve dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, hizmet tespiti süresi için dava açma süresi olan 5 yıllık zamanaşımı sürenin geçtiğini, kurum kayıtlarında davacının belirtilen tarihlerde bahsi geçen işyerinde çalıştığını gösterir hiçbir belge ve bilgiye rastlanmadığını, davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, davacının işyerinde tespiti istenen dönemlerde çalışmalarına delil olabilecek yazılı belgeler aranması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalılardan ilk olarak … Reklam San. ve Tic. A.Ş.’de 27.07.2011 tarihinde işe girdiğini ve 05.11.2012 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra yine grup şirketlerden … Mühendislik’te 18.07.2013’ten 22.09.2016 tarihine kadar kaynakçı-montaj ustası olarak çalıştığı; davacı vekilinin davacının prime esas kazançlarının gerçek ücretten bildirilmediği yönündeki iddiasını gerek hangi yıl ne kadar ücret aldığı yönünde beyanda bulunmaması gerekse davacı tarafın yazılı delil başlangıcı olabilecek şekilde bilgi ve belge sunmamış olması nedeniyle iddiasını ispat edilemediği; imzalı bordrolardan brüt ücret üzerinden SGK ya prime esas kazanç bildiriminin yapıldığı; prime esas kazanç bildirimlerinin bordrolarda ki brüt ücretler ile SGK ya bildirilen prime esas kazançlara uyumlu olduğu anlaşıldığından davacının hizmet tespiti-prime esas kazancın tespiti davasının reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının, şirket yetkilisi müdür olan … ile tartıştığı gerekçesi ile işten çıkarıldığını, ancak işten çıkarılmadan önce 1,5 -2 ay bekletildiğini, bu süre zarfında işten çıkarma ve olası açılabilecek davaların önüne geçmek için kılıf uydurulmaya başlandığını, işyeri kendince bir takım tedbirler almaya başladığını, zira işten çıkarılacağı belli olan bir kişinin maaşını neden hemen hemen 2 katına çıkarıp 2.000 TL yapsınlar ki aslında yaptıkları zam değil elden ödemeyi kaldırmak olduğunu, ayrıca başkaca tedbirler de aldıklarını,
-Bunlardan birinin iş yerinde süre gelen elden ödemeleri kaldırmak olduğunu, bu kapsamda tüm çalışanlara sanki zam yapılmış gibi birden ücretlerde iki katına varan artış gösterildiğini, oysa ki reel anlamda zam yapılmadığını, sadece elden ödemelerin kaldırılmış ve tüm ödemelerin banka yolu ile yapılmaya başladığını, Nisan 2017 ayından itibaren tüm çalışanların maaşlarında birden iki katına yakın artış olduğunu, bunun sebebinin elden ödemenin kaldırılması ve tüm ödemelerin banka yolu ile yapılmaya başlaması olduğunu, aslında gerçek manada maaşlara bu denli iki katına varan bir artış yapılmasının söz konusu olmadığını,
-İkinci olarak 2 Nisan 2017 ayından itibaren maaşların yattığı bankanın da değiştirildiğini, bu tarihten önce maaşların İş Bankasından ödenirken bu tarihten sonra maaşların T. Halk Bankasında açılan hesaplara ödenmeye başlandığını,
-Dolayısı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi tarafından bu hususların gerektiği kadar değerlendirilmediğini ve incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu nedenle eksik, hatalı ve yanlı bir rapor olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu itibarla bu hukuka aykırı kararın ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini, konunun uzmanı yeni bir bilirkişi heyetinden gerektiğinde yerinde inceleme ve araştırma yetkisi de verilerek, Nisan 2017 tarihinden önce maaşların yattığı T. İş Bankası hesapları ile Nisan 2017 tarihinden sonra elden ödemenin kaldırılarak maaşların yattığı T. Halk Bankası hesapları üzerinde gerektiğinde her iki şirket çalışanlarının maaşlarının incelenmesini iki tarih arasında görülecek belirgin yaklaşık 2 katı oranında maaş artışı varmış gibi gösterilen miktarlar arasında farkın belirlenmesini,
-Ayrıca yine bilirkişi tarafından bu iki tarih arasında yani Nisan 2017 öncesi ve sonrasındaki SGK kayıtlarının incelenmesini talep ettiklerini,
-Bu incelemeler yapıldığı takdirde elden ödeme yapıldığını ve davalının davacının prime esas kazancını eksik bildirdiği açıkça ortaya çıkacağını, zira Nisan 2017 tarihinden önce asgari ücret seviyesinden SGK’ya bildirim yapılırken Nisan 2017 den sonra gerçek ücret üzerinden bildirim yapılmaya başlandığını, bu tarihler arasındaki ücret farkının iki katı oranında olmasının da bu hususu doğruladığını, zira davalının gerçekte 2 katı oranında zam yapmasının söz konusu olmadığını, sadece elden ödemeyi kaldırdığını, bunu yaparken de maaşların yattığı bankayı dahi değiştirdiğini, tüm bu hususları ortaya çıkaracak hükme ve denetime elverişli, tüm şüpheleri izale edecek yerinde ve tüm çalışanlarla ilgili Nisan 2017 öncesi ve sonrası için her iki banka hesapları ve SGK kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını teminen yeni bir heyetten yeni bilirkişi raporu aldırılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile ve yetersiz bilirkişi raporuna istinaden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Müvekkiline maaşının bir kısmının elden verildiğini gösteren, davalı şirketin muhasebesi tarafından nakit ödemenin gerçekleştirildiği zarf asıllarının dosyaya sunulduğunu, sunulan zarflar içerisinde banka harici elden ödenen miktarların zarf kapaklarında ayrıca şerit halinde bir yazı ile belirtildiğini, iddialarının ispatına yönelik olarak en somut delil olduğunu,
-Maaş ve diğer ödemelerin bir kısmının elden bir kısmının banka yoluyla ödendiğine dair dosya kapsamında dinlenen bordro tanıkları ve davacı tanıklar tarafından açıkça beyan edilerek doğrulandığını, Mahkemece gerek tanıklarının beyanı gerekse kamu tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyip yalan söyledikleri ayan beyan ortada olan davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesi ve kararın buna göre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
-Durumun bu şekilde olduğu ve davalı şirkette elden ödeme yapıldığı hususu gerek dinlettikleri tanıkları ve gerekse Mahkemece re’sen celbedilip dinlenen bordro tanıklarının beyanları, banka kayıtları ve dosyaya sunmuş olduğumuz şirket tarafından elden ödeme yapılırken muhasebe yetkilisince işçiye verilen içinde zarf örneklerinden ve bu zarf üzerindeki ödeme dökümünü içeren bilgisayar çıktısı ile sabit olduğunu, haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini,
-Müvekkilinin tüm dönemlere ait banka kayıtlarının celp edilerek incelenmesi gerekirken sadece son döneme ait banka kayıtlarının celp edilerek buna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunun eksik olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini,
-Davacının iş akdi feshedildikten çok kısa bir süre sonra işyerindeki tüm çalışanların ücretlerinin bankaya yatırılmaya başlandığını ve elden ödeme yapılmasına son verildiğini, ayrıca ücretlerin yattığının banka da değiştirildiğini, hal böyle olunca yani gerçek ücret üzerinden bankaya yatırılmaya başlanınca, daha önce SGK’ya bildirilen kazanç ile bu tarihten sonra bildirilen kazanç arasında aşağı yukarı iki katına yakın bir artış olduğunu, hiçbir işverenin bu denli işçisine % 100 e yakın artış yapmayacağına göre bu husus dahi işyerinde elden ödeme yapıldığını ve bu düzenleme ile elden ödemeye son verildiğini açık bir şekilde gösterdiğini,
-Bu nedenle Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesi karar verilmiş olup, Mahkemece bu hususun araştırılmasını, Banka değişikliği yapılmadan önceki tüm banka hesaplarının ve değişiklik yapıldıktan sonraki hesapların tek tek incelenmesi ve böyle % 100 e yakın bir artışın söz konusu olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yanlı ve hatalı rapora göre karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini, kararın bu nedenle ortadan kaldırılmasını, yeni bir bilirkişi heyetinden işyerinde, banka kayıtlarında ve tüm muhasebe ve SGK kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere yetki verilmesini ve banka değişim öncesi ve sonrası dönemdeki prime esas kazançlar arasındaki farkın tespit edilmesini ve bu konuda yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,
-Ayrıca işyerinde elden ödeme yapıldığına dair video görüntüsü bulunduğunu, bu görüntüde muhasebe yetkilisinin imza karşılığı elden ödeme yaptığına dair görüntüler olduğunu, bu görüntülerin de gözardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olmasının da hatalı olduğunu, bu görüntülerin ve dosyaya sunulu zarf ve üzerindeki şerit dökümleri ve bunları destekler nitelikte dinlenen tanık beyanları işyerinde elden ödeme yapıldığını – asgari ücret kadar kısmın banka, kalan kısmın ise elden ödendiği- açık bir şekilde kanıtladığını,
-Her ne kadar Mahkeme kararında yıllar itibarıyla ne kadar kazanç elde edildiği belli olmadığı belirtilse de bu hususun da gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığı dönem itibarıyla elde ettiği aylık ve yıllık kazançlar ve diğer yan ödemeler liste halinde 23.01.2019 tarihinde dilekçe ile sunulduğunu, buna göre;
-01.01.2011 – 31.12.2011 döneminde aylık net 900 TL ücret ve aylık ort. 250-350 TL. faz. mesai 01.01.2012 – 31.12.2012 döneminde aylık net 1100 TL ücret ve aylık ort. 300-500 TL faz. mesai 01.01.2013 – 31.12.2013 döneminde aylık net 1300 TL ücret ve aylık ort. 350-600 TL faz. mesai 01.01.2014 – 31.12.2014 döneminde aylık net 1450 TL ücret ve aylık ort. 400-700 TL faz. mesai 01.01.2015 – 31.12.2015 döneminde aylık net 1650 TL ücret ve aylık ort. 500-800 TL faz. mesai 01.01.2016 – 31.12.2016 döneminde aylık net 2000 TL ücret ve aylık ort.600-1000 TL faz. mesai olarak bildirildiğini, alınan bu ücretlerin ve fazla mesailerin asgari ücret kısmı kadarı 2011 yılından 2016 yılına kadar İş Bankasından, 2017 yılından sonra Halk Bankası kanalı ile kalan kısmının ise elden ödendiğini,
-Bu liste dosyaya sunulmasına rağmen Mahkemece sunulmadığının belirtilmesi ve bu listenin esas alınmak suretiyle haklı davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddinin hatalı olduğunu,
-Gerek bordro tanıkları gerekse davacı ve davalı tanıkları işyerinde elden ödeme yapıldığını beyan ettiklerini, keza davalı tanıklarından …’e dosyaya sunmuş bulundukları elden ödeme yapıldığına dair zarflar gösterildiğinde bu zarfların varlığını kabul ettiğini, dosyada sunulu bulunan zarflar ve içeriğindeki şeritten açıkça elden ödeme yapıldığının anlaşıldığını, böyle bir zarfın varlığı davalı … tarafından dahi inkar edilmemiş olmasına rağmen mahkemece bu zarfın davalıya ait olduğunu ıspatlamadığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu,
-Davalı … …’in Mahkemeye sundukları zarfa itiraz etmemekle birlikte bunun içeriği ile ilgili doğruyu söylemediğini, iddia edildiğinin aksine dış montaja giden personele verilen yemek ve konaklama paraları, bu zarf içinde değil, muhasebe tarafından açıktan elden verileceğini, hatta çoğu zaman da para olmadığından maaş hesaplarına daha sonra gönderileceğini, iş avanslarının da üretim şefinin bilgisi dahilinde onun belirlediği kadar yatacağını,
-Dosya kapsamında davalı şirketin tanığı olarak dinlenen …’ın “elden ödeme yapılmadığı” konusunda müvekkilinin aleyhine tanıklık yaptığını, daha sonra kendisinin de işten çıkarılması neticesinde davalı şirkete dava açtığını ve bu davada şirket tarafından elden ödeme yapıldığını beyan ve iddia ettiğini, işbu dosyada yaptığı tanıklığa tezat olarak kendi ifadesinde iddialarını kanıtlar şekilde beyanda bulunarak … 3. İş Mahkemesinin 2021/188 E. sayılı dosyası ile davalı şirkete işçi alacağı bahsi ile dava açtığını,
-Hatta bu sebeple ilgili … 3. İş Mahkemesi …’ın tanık beyanını içerir duruşma tutanağını mahkemeden istediğini, bu hususun dahi davalı … …’ın elden ödeme yapılmadığına ilşkin beyanının gerçeği yansıtmadığını dolayısı ile hükme esas alınamayacağının açıkça gösterdiğini,
-Bu hususun Mahkeme tarafından değerlendirilmemiş ve araştırılmamış olup eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kararın bu nedenle de bozulması gerektiğini,
-Ayrıca işyerinde her ay fazla mesai yapıldığını, bunlarla ilgili de SGK’ya bildirim yapılmadığını, oysa ki reklam şirketinde mesaisiz montaj olması asla söz konusu olmadığını, çünkü çoğu zaman gece çalışıldığını, sabah yine işyerine gelindiğini, çünkü AVM tarzı yerlede ancak saat 22.00 den sonra çalışmaya izin verildiğinden gece sabaha kadar bile çalışma olduğunu, hal böyle iken bunlarla ilgili kazançların da SGK’ya bildirilmesi gerekirken bildirilmediğini, bu sebeple de davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde reddinin hatalı olduğunu,
-Dosyaya sunulan ve tanıklarca belirtilen işverenlik tarafından elden ödeme verildiği belirtilen zarf örnekleri ve tanık beyanlarının davayı ıspatladığını, davacının mağduriyetine sebep olması nedeni ile davacının bu hak arayışındaki taleplerinin reddine karar verilmesinin anayasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça 23.01.2019 tarihli dilekçe ile 01.01.2011-31.12.2016 tarihleri arasında iddia ettiği pirime esas kazanç miktarları dönemsel olarak belirtilmiştir. İddia edilen prime esas kazanç miktarlarının (01.10.2011-31.12.2013 dönemi dışında ) yazılı belge ile ıspatlanması gerekmekte olup dosyada bu kapsamda herhangi bir belge veya yazılı delil başlangıcı olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça sunulan zarfların veya elden ödemeye ilişkin görüntülerin yazılı delil/yazılı delil kapsamında olmadığı açıktır.
Yazılı delille ıspat zorunluluğu olmayan dönem yönünden ise tanıkların davacının ücretinin tespitine yönelik somut beyanlarının olmadığı da anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlere göre davacının iddiasını ıspatlayamadığı ve davanın reddine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davacının istinaf isteminin HMK353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun77, 78. 5510 sayılı Kanun 80. maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…