Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14624 E. 2023/1152 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14624
KARAR NO : 2023/1152
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3001 E., 2022/2260 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 06.09.2018
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/488 E., 2022/157 K.

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum sigortalısı …’nın 17.06.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiği, kurum sigortalısı hak sahiplerine bağladığı gelirlere ait ilk peşin sermaye değeri 148.402,29 TL ve tedavi giderleri 8.279,31 TL toplam 156.68160 TL nin ödendiği, 06.11.2017 tarihli SGK müfettişi inceleme raporunda davalının kusurlu bulunduğu, 5510 sayılı Kanun madde 21/1 göre iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalının sağlığını koruma iş güvenliği ile ilgili hükümlere aykırı hareketi sonucu meydana gelirse, Kuramca sigortalıya veya hak sahibi kimselere yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamı sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olarak işverene ödettirileceğinden şimdilik 11.000 TL talep ve dava edilmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağı, kolluk evrakları ve tanık beyanlarına göre sigortalının gelen sesler üzerine elinde bulunan sigara ile tankerin kapaklarını açtığını, böyle bir görevi bulunmayan sigortalının olayda tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile BAM kararı sonrasında yapılan yargılamada davalı vekilince dava konusu borç için yapılandırma başvurusunda bulunulduğu belirtilmiş olup, davacı kurum ile yapılan yazışmalarda davalı şirketin 7256 sayılı Kanun kapsamında borcunu yapılandırdığı ve taksitlerini düzenli ödediği, yapılandırma ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece yapılandırma kapsamında tüm borcun bitmesinin beklenilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu ve Kurum lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılandırma kanunu çerçevesinde borcun ödenmiş olması, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Kanun’un ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmüne amir olmasına göre, bir nevi yapılandırma başvurusunun kabul edilmesi sonucu tarafların sulh olduğu anlaşılmakla davanın konusuz kaldığına ilişkin mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; müvekkil Kurumun yaptığı takiplerin, yapılandırma kapsamında tüm borcun bitmesinin beklenilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu ve Kurum lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun 21/1 maddesi hükümleridir.

2) Yapılandırma kanunu çerçevesinde borcun ödenmiş olması, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Kanun’un ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmüne amir düzenlemesini içerir.söz konusu yapılandırma kanunu çerçevesinde borcun ödenmiş olması, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Kanun’un ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmüne amir düzenlemesini içerir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 7256 sayılı Kanun hükümlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.