Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14026 E. 2023/1042 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14026
KARAR NO : 2023/1042
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2999 E., 2022/1984 K.
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 13.12.2017
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/357 E., 2021/108 K.

Taraflar arasındaki fiili çalışmaların tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken davalı kurumca davacının 21.12.2004-24.10.2005 tarihleri arasında … Kargo limited şirketi ünvanlı işyerinde fiilen çalışması bulunmadığı gerekçesiyle aylıklarının durdurulduğunu, kurum işleminin iptali için … 4. İş Mahkemesine 2016/117 E. sayılı dava açtıklarını belirterek, davacının … Kargo limited şirketindeki çalışmalarının gerçek çalışmaya dayandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket usulüne uygun ilanen tebligat üzerine davaya cevap vermemiş, duruşmalara yetkilisi ya da vekili katılmamıştır.

2. Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde, kurum işleminin yasaya ve mevzuata uygun olduğunu, hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK denetmenlik raporuna, vergi kaydına, bilirkişi raporuna, … 4. İş Mahkemesi’nin 2016/177 Esas sayılı dosyasına ve tüm dosya kapsamına göre; davacının hizmeti iptal edilen 21.12.2004-24.10.2005 tarihleri açısından başlangıçta sigorta bildiriminin olduğu, dolayısı ile hak düşürücü sürenin geçmediği, işyerinin bu tarihler itibari ile yasa kapsamında olduğu, ancak işyerinin faaliyet gösterip gelir kazandığını gösterir gelirlerini vergi dairesine bildirmediği, hatta bu tarihler itibari ile vergi kaydının dahi resen terkin edildiği, dinlenilen tanık … ve 4. İş dosyasında dinlenilen tanık …’ nin hizmetlerinin de davacıyla aynı şeklide iptal edildiği, dolayısı ile bu tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, mahkememizde dinlenilen muhasebeci tanık …’ un işyeri adresi olarak bildirdiği adres ile davacının denetmene verdiği adresin ve …’in bildirdiği adresin davacının verdiği adresten farklı oldukları, yine mahkememizde dinlenilen tanıklar … ile … ‘un sigorta müfettişlerinde çalışan olarak davacının ismini vermedikleri, mahkememizde soyut nitelikte çalıştığını iddia etmelerinin inandırıcı olamayacağı, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde şirketin herhangi gelir elde ettiğinin belli olmadığı ve bu gelirlerin idaresinin bir muhasebeci … tarafından takip edildiği anlaşıldığından tahsilat işi için bir kişinin daha çalıştırılmasının da inandırıcı olmadığı, şirket adına tahsilat yapan kişinin şirketin adresini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, dolayısı ile davacının fiilen çalıştığının ispatlanamadığı, dolayısı ile denetmenlik raporunun aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Davacının ilgili dönemde şirkette çalışmış olduğu, sigortasının yapıldığı, primlerinin ödendiği ortada iken SGK tarafından 10 aylık hizmet süresi iptal edilmiş, emekli maaşı kesilmiş, iptal tarihine kadar ödenmiş olan yaşlılık maaşları için de icra takibi yapılmıştır. Kanunun 93 üncü mad. zamanaşımı süresini 10 yıl olarak tespit etmiştir. Müvekkilim … Kargo Ltd. Şti.’de 21.12.2004-24.10.2005 tarihleri arası çalışmış; 2008 yılında emekli olarak yaşlılık aylığı almaya hak kazanmıştır. Müvekkilimin 2004-2005 tarihleri arası çalışmasına ilişkin kurum işlemi 10 yıllık zamanaşımına uğramıştır. SGK denetmenleri tarafından da 2008 yılında çalışmalarının yaşılık aylığı almaya yeterli olduğu tespiti ile Kurum tarafından emekli edilmiştir. Kurumun müvekkilime yaşlılık aylığı bağlamasından 7 yıl sonra 2015 yılında 2004-2005 yılları arasındaki 10 aylık çalışmasının iptal edilmesi ve hizmet tespiti davası açılması için süre verilmesi hukuka aykırıdır. Mahkemece verilen karar açıkça adil yargılanma hakkına aykırıdır ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal etmiştir. Denetmen raporunda diğer sigortalılara müvekkili tanıyıp tanımadıkları sorulmamıştır Mahkemece resen ifade için çağrılan bordrolu tanıklar … ve … müvekkilimin işyerinde çalıştığını duruşmada açıkça beyan etmişlerdir. Huzurdaki davada …, … ve … dinlenmiş, …’in ise … 4. İş Mahkemesi’nin 2016/117E. dosyasındaki ifadesi ile yetinilmiştir. Ancak bu dört tanığın beyanları kabul görmemiş, SGK denetim raporu aksi ispat edilemez bir belgeymiş gibi kabul edilmiştir. Müvekkilin çalıştığı şirket birden fazla işyeri olan bir şirkettir.” gerekçeleriyle, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının 21.12.2004–24.10.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmasının tespiti gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmeti iptal edilen 21.12.2004-24.10.2005 tarihleri açısından başlangıçta sigorta bildiriminin olduğu, dolayısı ile hak düşürücü sürenin geçmediği, işyerinin bu tarihler itibari ile yasa kapsamında olduğu, ancak işyerinin faaliyet gösterip gelir kazandığını gösterir gelirlerini vergi dairesine bildirmediği, hatta bu tarihler itibari ile vergi kaydının dahi resen terkin edildiği, dinlenilen tanık …’in ve 4. İş dosyasında dinlenilen tanık …’ nin beyanları ile hizmet cetvelleri de dikkate alındığında bu tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, zaten bu tanık isimlerinin aynı dönem bordrolarında da görülmediği, mahkemede dinlenilen muhasebeci tanık …’ un işyeri adresi olarak bildirdiği adres ile davacının denetmene verdiği adresin ve …’in bildirdiği adresin davacının verdiği adresten farklı oldukları, yine mahkemede dinlenilen tanıklar … ile …’un sigorta müfettişlerinde çalışan olarak davacının ismini vermedikleri halde, mahkemede soyut nitelikte çalıştığını iddia etmelerinin inandırıcı olamayacağı, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde şirketin herhangi bir gelir elde ettiğinin belli olmadığı ve bu gelirlerin idaresinin bir muhasebeci tarafından takip edildiği anlaşılmakla birlikte tahsilat işi için bir kişinin daha çalıştırılmasının da inandırıcı olmadığı, şirket adına tahsilat yapan kişinin şirketin adresini bilmemesinin ve nizalı dönem bordrolarında en fazla 5 kişi olarak bildirilen kişilerin SGK’ya verdiği ifadeye göre de davacıyı tanımamalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu nedenle de mahkeme aşamasında davacının çalıştığını belirten bir kısım tanık beyanlarına da itibar edilemeyeceği değerlendirilerek, dolayısı ile davacının fiilen çalıştığının ispatlanamadığı ve denetmenlik raporunun aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, şirket faaliyetinin vergi kaydına göre 31.08.2014 tarihine kadar devam ettiğini, çalışmalarının iptal edildiği dönemde de sigorta kaydı bulunan işçiler olduğunu, kurum işleminin zamanaşımına uğradığını, fiili çalışmasının gerçek olduğunu ve bordro tanıklarıyla da ispat edildiğini belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının müfettiş raporu ile iptal edilen 21.12.2004–24.10.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

3. Değerlendirme
Eldeki davada, Mahkemece verilen hüküm eksik araştırmaya dayalıdır.

Somut olayda, dava konusu dönemin 21.12.2004–24.10.2005 arasına yönelik olduğu, davacının bu dönem davalı şirkette geçen çalışmalarının müfettiş raporuyla iptal edildiği, söz konusu raporda işyerinin sahte olmadığı ancak bir kısım çalışmaların fiili çalışmaya dayalı olmadığının tespit edildiği, raporda fiili olarak …, …, …, …, …’ın çalışmış olduğu tespitinin yapıldığı, denetim raporunda isimleri geçen ve fiili olarak çalıştıkları tespit edilen bordro tanıklarından muhasebeci … ve …’in müfettişe verdikleri beyanlarında davacının ismini çalışan olarak belirtmedikleri halde, yargılamada davacının çalıştığını beyan etmeleri karşısında bu husus tanıklardan sorularak çelişkinin giderilmesi gerekirken çelişkinin giderilmediği, tanık beyanlarında işyerinde çalıştığı belirtilen ve yemekleri yapan … ile diğer çalışan …’ın adresleri tespit edilip beyanlarına başvurulmadan karar verildiği anlaşılmakla, söz konusu eksiklikler giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.