YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11723
KARAR NO : 2008/6071
KARAR TARİHİ : 03.06.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, gayrimenkul alım-satımı nedeniyle verilen kaparonun, satımını gerçekleşmemesi nedeniyle istirdadına ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkiline ait işyerinin satışı konusunda davacı ile anlaşmaya varıldığını, davacının 15.000 YTL kaparo vererek geri kalan kısım için ödeme vaadinde bulunduğunu, davacının kalan bedeli ödeyemediğini, bu nedenle devrin gerçekleşemediğini, ön anlaşma başlıklı belgede geçen 20.000 YTL’nın 14.3.2006 tarihli anlaşmayı kapsayan ve daha önce verilen 15.000 YTL kaparoya eklenen 5.000 YTL’nin toplamından oluşan bedel olduğunu, davacı tarafından aynı alacak sebebine dayalı takiplerin hükümsüz olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, sonraki alınan belgenin ilk alınan kaparoyu kapsamadığı, hususunun davacı yanca kanıtlanamadığı gerekçesiyle mahkemenin 2006/364 esas sayılı dosyası yönünden davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline, birleşen 2006/395 esas sayılı dosyadaki davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya ait gayrimenkulün satın alınması hususunda anlaştıklarını, satış bedeline mahsuben elden ve belge karşılığında bir miktar para ödediğini, satış işlemi gerçekleşmediğini ileri sürerek, ödenen toplam 35.000.00 YTL’nın tahsilini talep etmektedir.
Davacı, alacağının kanıtı olarak 14.3.2006 tarihli belge ile 17.3.2006 tarihli “ satış öncesi ön anlaşma” başlıklı belgeye dayanmıştır.
Tarafların imzasını taşıyan 14.3.2006 tarihli belgede satın alınan taşınmaza (dükkan-işyeri) karşılık kaparo olarak 15.000 YTL’nın davalı tarafından alındığı belirtilmiş,.17.3.2006 tarihli belgede ise, davalı …’nun adına kayıtlı dükkanın davacı …’a sattığını, peşinat olarak aynı tarihte nakit ve elden 20.000 YTL teslim aldığını, dükkan satışından taraflardan herhangi birinin, herhangi bir sebepten dolayı vazgeçmesi halinde peşinat olarak alınan 20.000 YTL’nın geri ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Taşınmaza ilişkin satışın resmi şekilde yapılması gerektiğinden, ancak anılan belgeler adi yazılı şekilde yapıldığından geçerli olmayıp makbuz hükmünde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda 14.3.2006 tarihli belge ile ödenen ve 17.3.2006 tarihli belge ile aynı tarihte ve davalıya nakit olarak ödendiği belirtilen 20.000 YTL alacağın kanıtlandığı gözetilerek bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine,03.06 .2008 gününde
-KARŞI OY YAZISI-
Sayın çoğunluğun saygın görüşüne göre;
Kaparo ile peşinatın farklı olduğundan hareketle 14.3. ve 17.3. tarihe ayrı belgenin 2 ayrı ve toplam 35.000 YTL alacağı oluşturduğunun ve buna göre hüküm ittihazının gerektiğine ilişkindir.
Bağlama kuralının belirlenmesi için önce kaparonun ne olduğunun izahı gerekir.
Taraflarca düzenlenen ve uyuşmazlığın dayanağı olan taşınmaz satışına ilişkin 14.3. ve 17.3. günlü sözleşmelerin yasanın öngördüğü biçim koşuluna (BK. 213 madde) uygun yapılmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenle her iki sözleşmede (hukuki işlem) geçersiz olup, mutlak geçersizlik söz konusu olduğuna göre böyle bir sözleşme ile de kabul edilen edim ve karşı edimin ifası uygun düşmeyeceği gibi ceza-i şart da geçersizdir.
Taraflar arasında düzenlenen her iki sözleşmenin tapulu taşınmazların mülkiyetinin devri borcu doğuran bir sözleşme olarak yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmadığından hukuken geçersizdir (BK.213 Tapu K. 26.Noterlik Kanununun 6/3 maddeleri).Asıl edimin geçersiz bulunması sebebiyle de fer’i edimin ifası istenemeyecektir. Kaparo olarak alınanın iadesi de gerektiği hususundaki açık kabule göre (Kaparo-cezai şart) belirlenecek biçim koşulunun sonucunda takdir edilemeyecektir. Belirtmek gerekir ki; Yasanın şekil, ehliyet ve içerik bakımından aradığı koşulları içermeyen hukuki işlem mutlak olarak geçersizdir. Diğer bir ifade ile de hukuki sonuç doğurmayan böyle bir işlem, hüküm ifade etmez. Oysa bireyin iradesinin bir görüntüsü olan hukuki işlem, subjektif hakların başlıca kaynaklarından birini oluşturur ve bu nedenle hukuki işlemin bir varlığı ve kıymeti vardır. Geçersizlik olgusunun varlığı durumunda, maddi bir olay olan hukuki işlemi, bizzat kendi etki ederek onu tamamen kaldırır,bir yerde geçersiz işlem yokluğa eşittir, ve olayda hukuki sonucu bu geçersiz belgeye göre çıkaramayız (J.Güral-Hükümsüzlük Nazariyeleri karşısında TMK’nun sistemi sh.31.). Çok özel durumlarda MK’nun 2.maddesinden hareketle geçersiz sözleşmeden hukuki sonuç çıkarılması (Y.İ.B.K.30.9.1988 gün, 2/2 sayılı) bu yargıyı değiştirmez. (HGK 10.11.1993 gün, 13-125-711 K)
Kaparo (Pey Akçesi), bir sözleşmeye varıldığının kanıtı olarak taraflardan birinin diğerine, genellikle borçlu tarafından alacaklıya verilen para veya menkul bir edimdir. Halk dilinde pey akçesine “kaparo” veya “bağlama parası” da denilmektedir. Amacın ise anlaşmanın bir delili olarak bir şeyin verilmesidir. Alınan pey akçesi (kaparo) nun alacağa mahsup edilmekte, alacaktan düşülmesi gerektiği hususu anonim olarak yerleşmiştir. Mahalli anketin bunun aksi olmadığı açıktır (T.Uygur BK.genel hükümler C.II.1990.sh. 732.733)
…., kaparo (pey akçesi) nin bir ceza koşulu değil alacağa saymak (mahsup) üzere ödenen başlangıçta bir tutar veya edim olmasına göre somut olayın çözülmesi gerektiği açıktır.
Davacı tarafından davalıdan satın alınması düşünülerek tanzim olunan 14.3.2006 günlü ilk belgede şu kayıtın yer aldırıldığı görülmektedir. “Kayıtlı dükkanı (işyerini) boş olarak satın aldım. Kaparo olarak 15.000 YTL verdim”.
2.belge ise satış öncesi ön anlaşma başlıklı olup “taraflardan herhangi birinin herhangi bir sebepten dolayı vazgeçmesi halinde İlyas Baysal’dan peşinat olarak aldığım 20.000 YTL nakit olarak geri ödeyeceğimi taahhüt ederim. 17.3.2006” şeklinde düzenlenmiştir.
I.belgede ödenen 15.000 YTL olduğu ve 14.3.2006 tarihinde düzenlendiği 2.belgenin ise 17.3.2006 tarihinde düzenlenmesine göre de “…..’dan peşinat olarak teslim aldığım 20.000 YTL” ibaresi ve açıklamalarının geçmesine göre ödenen yalnızca 20.000 YTL’dir.Aksi düşüncede ise “ peşinat olarak aldığım 20.000 YTL” ibaresi ve açıklaması yerine her ikisinin toplamı olan 35.000 YTL yazılacağı düşünülmelidir.
İşte kırılma noktasının 17.3.2006 günlü belgenin (satış öncesi ön anlaşma ) 3.satırında yazılan ve toplam ödemenin 20.000 YTL şeklinde yazılmasındaki açıklık olduğu görülecektir.
Kaparoyu açıklarken ifade edilenin bağlama parası şeklindeki halk dilindeki karşılığının olduğunun ilmi ve yargısal inançlarla izah edilmesi sonucunda toplam ödemenin 20.000 YTL olduğunun kabulü yazılı belgelere de uygun olacağı açıktır.
Bu bağlamda, hiç kimsenin kendi aleyhinde bir belge tanzim etmeyecek olmasına; anonim olan ve halk dilindeki ifadenin karşılığının 17.3.2006 günlü belge ile gösterilmesine göre ilk derece mahkemesinin delilleri takdir ederek ittihaz ettiği kararın onanması gerektiğinden saygın çoğunluğun görüşüne karşı oyumuzdur.