Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/199 E. 2023/1212 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/199
KARAR NO : 2023/1212
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/843 E., 2021/2029 K.
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat … 2-T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili Avukat … 3- T.C. Ziraat Bankası A.Ş. T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 31.07.2017
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/61 E., 2021/70 K.

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmaların Vakıf nezdinde geçtiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ziraat Bankası bünyesinde sözleşme imzalayarak İş Kanunu hükümlerine tabi olarak geçirilen çalışmaların Emekli Sandığı ile ilişkilendirilmesi işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ve iptaline, bahse konu çalışmaların 506 sayılı Kanun’un geçici 20 nci maddesi kapsamında TC. Ziraat Bankası AŞ. T. Halk Bankası AŞ. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı’nda geçtiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir

II. CEVAP
1.Davalı TC. Ziraat Bankası AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28.12.1987 tarihinde Karamanlı/Burdur Şubesinde takip memuru olarak, “memur” statüsünde göreve başladığını, 4603 sayılı Kanun uyarınca İş Kanunu kapsamında çalışmayı kabul ederek 04.03.2002 tarihinde çalışma statüsünün işçi olarak değiştirildiğini, 4603 sayılı Kanun’un 2/3 üncü maddesi uyarınca Emekli Sandığı ile irtibatının devam ettirildiğini, Genel Müdürlük emrinde “Müdür” unvanı ile görev yapmakta iken, ikale kapsamında 04.04.2016 tarihinde emekliye sevk edildiğini, TZHEMSAN ile değil Emekli Sandığı ile irtibatlandırılmasının yasal zorunluluk olduğunu, 04.03.2002 tarihinden 15 yıl geçtikten sonra davanın açıldığını, Vakıf Senedine göre 16.08.2002 tarihinden sonra bankalarda işe başlayacak olanların kapsama alındığını, 5434 sayılı Kanun’un ek 71. maddesinin davacı hakkında uygulanamayacağını, Banka Esas Sözleşmesinin 6 ıncı maddesi uyarınca Banka sermayesinin tamamının kamuya ait bulunduğunu, sigortalılıkta isteğe bağlılığın değil zorunluluğun esas olduğunu, bu konuda Bankaya takdir yetkisinin bırakılmadığını beyanla; öncelikle davanın husumetten reddine, aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı …. T. Halk Bankası AŞ. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Ziraat Bankası AŞ’de 1987 yılında işe başlayarak T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirildiğini, 2002 yılında Banka ile belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalayarak özel hukuk hükümlerine tabi olarak çalışmaya devam ettiğini, 2016 yılında Emekli Sandığından emekli olduğunu, 29 yıl Ziraat Bankasında çalıştığını, Emekli Sandığı ile irtibatlı olduğunun bilinci ile primlerini Emekli Sandığına ödediğini, davayı ikame edene kadar davalı Vakfa hiç başvurusunun olmadığını, Vakfın, SGK dışında ayrı bir sosyal güvenlik kuruluşu olduğunu, Ziraat Bankasının özelleştirilmeyip sadece özelleştirmeye hazırlanmak için yeniden yapılandırma sürecine girdiğini, Vakıf Senedi uyarınca Ziraat Katılım Bankası AŞ’de işe başlayanların sosyal güvenlik bakımından Vakıftan yararlanabildiklerini, 4603 sayılı Kanun uyarınca “Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut personeli hakkında aylık, özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları mevzuatın uygulanmasına devam olunur.” düzenlemesinin yer aldığını, davacının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Emekli Sandığı iştirakçisi bulunduğunu, davalı Vakfın, Emlak Bankasının Ziraat Bankasına devri sonrasında kurulduğunu, dolayısıyla 2001 yılında gerçekleşen bu devir öncesinde Ziraat Bankasında çalışmakta olan davacının Vakıfla hiçbir irtibatının sağlanamayacağını, davacının 5434 sayılı Kanun’un ek 71 nci maddesinde yer verilen seçim hakkından yararlanamayacağını, seçim hakkinin özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların kamu payının %50’nin altına düşenler, satılan ya da devredilenlerde tanındığını, Ziraat Bankasının özelleştirme programına alınmadığını, % 100 kamu sermayesi olduğunu, davacının zorunlu nedenle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa tabi bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Ziraat Bankasında 5434 sayılı Kanuna tabi olan davacının 4603 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonrada 5434 sayılı Kanunla ilgisinin devam edeceğini, bu nedenle davacının hizmetlerinin Vakfa aktarılmasının mümkün bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “1-Davacının SGK’ya yönelik emekli sandığı ile ilişkilendirme işleminin iptaline ilişkin talebi yönünden HMK’nun 114/1b maddesine göre dava şartı olan yargı yolunun caiz olmaması davada idari yargının görevli olması nedeniyle davanın usulden reddine, 2-Davalı …Ş’ye yönelik davanın husumet yokluğundan reddine, 3-Davacının 506 Sayılı Kanun geçici 20 maddesi kapsamında davalı sandıkla ilişkilendirilerek sandıktan aylık bağlanmasına ilişkin talebi yönünden davasının reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin 4603 sayılı Kanun gereğince banka ile belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığı halde, Emekli Sandığı ile ilişkilendirildiğini, T.C. Ziraat Bankasının KİT statüsünden çıkarılarak A.Ş. olarak yeniden örgütlendirildiğini, kamusal yetkisinin bulunmadığını, kendisinden sonra işe giren aynı pozisyonda çalışan personelle farklı rejime tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olacağını, davanın emekli sandığı aylığının iptali davası olmadığını, davanın müvekkilinin banka ile sözleşme imzaladıktan sonraki dönem bakımından Emekli Sandığı ile ilişkilendirmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ve davalı bankanın işveren sıfatı ile davacı hakkındaki iş ve işlemlerden öncelikle sorumlu olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı … vekili istinaf başvurusunda; SGK’a yönelik Emekli Sandığı ile ilişkilendirme istemi yönünden idari yargı görevli olduğundan usulden ret kararı verildiği halde Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul v e yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, “Dosya kapsamına göre; davacının 28.12.1987 tarihinde davalı …’nda memur statüsünde çalışmaya başladığı, 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 04.03.2002 tarihinde özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi imzaladığı, 4603 sayılı Kanunun 4/12 nci maddesi uyarınca tercih hakkı tanınmaksızın 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı iştirakçiliğinin devam ettirilmesinin zorunlu olduğu, davalı bankanın tamamının kamuya ait ve satış ve devirinin de söz konusu olmaması karşısında 5434 sayılı Kanunun ek 71. Maddesinin uygulanma yeri bulunmadığına dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı … yönünden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği halde lehine vekalet ücreti verilmemesi yerinde görülmediğinden…” gerekçesiyle,

“1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,

2-Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile, … 3. İş Mahkemesinin 16/03/2021 tarih ve 2020/61 E. 2021/70 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine

3-Davacının SGK’ya yönelik emekli sandığı ile ilişkilendirme işleminin iptaline ilişkin talebi yönünden HMK’nun 114/1b maddesine göre dava şartı olan yargı yolunun caiz olmaması davada idari yargının görevli olması nedeniyle davanın usulden reddine,

4-Davalı …Ş’ye yönelik davanın husumet yokluğundan reddine,

5-Davacının 506 sayılı Kanun geçici 20 nci maddesi kapsamında davalı sandıkla ilişkilendirilerek sandıktan aylık bağlanmasına ilişkin talebi yönünden davasının reddine…” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar etmekle birlikte, görevsizlik kararında aleyhe vekalet ücreti verilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1987 tarihinden itibaren davalı Banka bünyesinde çalışan davacının 4603 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra 04.03.2002 tarihinde özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi imzalaması sonrası 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı iştirakçiliğinin devam ettirilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi, davalı Vakıf senedi

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacının işvereninin davalı Banka olması, 5434 sayılı Kanun ile ilişkilendirme işleminin de yine davalı Banka tarafından yapılması sonucu, davalı Banka yönünden esastan red yerine husumetten red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının (4) ve (9) nolu bentlerin silinerek hükümden çıkarılmasına,

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının (8) nolu bendinin silinerek yerine “Davalılar T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Türkiye Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,” ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.