YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5859
KARAR NO : 2023/402
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi, kâl ve eski hâle getirme davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ….Mahallesi, Kaleyamacı Mevkii 522 ada 9 No.lu parselde bulunan 6 No.lu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalı tarafın davacının sınır komşusu olduğunu ve evinin davacının evinin ön kısmında yer aldığını, davalının evinin üstüne yaptırdığı çatının mimari projeye ve komşuluk hukukuna aykırı olduğunu, hukuka aykırı inşai çalışma nedeniyle davacının tüm manzarasının kapandığını, taşınmaz üzerindeki kullanım alanına müdahale edildiğini, yapılan bu inşai çalışmaya davacının muvafakatinin bulunmadığını, inşaatın belediye kararıyla durdurulmasına karar verilmiş olmasına rağmen inşaata devam edildiğini belirterek davalı tarafça yapılan çatı ve bağlı yapılar nedeniyle imara, mimari projeye aykırı haksız tüm müdahalelerin önlenmesine, usul ve yasaya aykırı tüm yapıların tespitine, müdahalelerin men’ine ve kâl’ine, eski hâle getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafına ait ve ikâmet olarak kullandığı dava konusu taşınmazın çatısının eski olması, akması duvarlarının iklim şartlarından etkilenmesi nedeniyle yenileştirme çalışması yaptığını, söz konusu yapının kaçak yapı olmadığını ve projeye aykırılık teşkil etmediğini, asliye ceza mahkemesinde aleyhine yürütülen yargılamada beraat kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli ve 2014/454 Esas, 2015/782 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesi 03.10.2018 tarih ve 2016/2775 Esas, 2018/6298 Karar sayılı ilâmı ile mahkeme hükmünün “mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırmalar ile hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacı, dava dilekçesinde davalının binasının çatısında yaptığı imalatın imara aykırı olduğunu kendisine ait binanın manzarasını ve güneş ışığını engellediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, yapılan keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporunda; davalıya ait tabiiye betonunun davacıya ait binanın zemin kat zemin döşeme hizasına tekabül ettiği, çatı olarak yapılan imalatın 2,70 mt yüksekliğinde olduğu üzerine çalı kontn’ıksiyonu yapılırsa davacıya ait binanın zemin katının tamamının birinci katın kısmen görüşünü engellediği bildirilmiştir. Aldırılan ek raporda ise davacıya ait binanın zemin katının manzarasının önceden de kapalı olduğu ancak kısmen güneş ışığı aldığı, çatı yapılınca güneş ışığının kısmen engellendiği ancak birinci katı etkilemediği, 11.06.2015 havale tarihli hükme esas alınan ek raporla da; çatının mahya bölümünün davacının manzarasına ve ışığına engel olduğu yıkılması gerektiği bildirilmiştir. Bu durumda Mahkemece, Dairemizin yukarıda belirtilen lkeleri dikkate alınarak, konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalı, davalının binasının mevcut haliyle davacının binasının zarar görüp görmediği, zarar görüyorsa zararın ne şekilde giderilebileceği, ayrıca davalı tarafından yapılan imalat olmasaydı davacının binasının ne durumda olacağını gösteren denetime elverişli bir rapor aldırılmak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme
1. Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin V.A.2. numaralı bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesi 24.09.2019 tarih ve 2019/143 Esas, 2019/5665 Karar sayılı ilâmı ile davacı vekilinin Dairenin bozma ilâmına yönelen karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davalıya ait taşınmazın 2.70 mt. yükselen çatı kısmı ve çatı kısmı olarak gösterilen çatı imalatı nedeniyle komşuluk hukukuna aykırı olarak yapmış olduğu müdahalenin men’ine, çatı imalatının kâl’i ile taşınmazın eski hâle getirilmesine, masrafın davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temyiz dilekçesinde özetle; eğer davacının binası sıfır kotta olsa idi vekil edenin binası davacının binasının tamamının görüntüsünü engelleyecek, güneş ışığını önleyecekti. Bu yaklaşım ve kanaate göre aynı kotta yan yana bina yapmanın imkânı olmayacaktı. Zaten aynı kotta ve yan yana olan hatta bitişik nizam binaların öyle ya da böyle birbirini etkilediği tartışmasız olduğunu, imar mevzuatına aykırılık hususu idari ve idari yargıyı ilgilendirdiğini ve dava konusu edilemeyeceğini, sadece müvekkillerinin değil davacı yapısının da incelenmesi gerektiğini, davacı yapısının imara uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi, kâl ve eski hâle getirme istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737 nci maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
2. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750 nci maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761 inci maddelerinde malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
3. Taşınmaz malikinin katlanma yükümlülüğü tamamen mülkiyetin içeriğinden doğmaktadır. Mülkiyet geniş haklar, buna bağlı yetkilerin yanında söz konusu ödevlerle birlikte bir bütündür. Anayasanın 35 inci maddesinde de mülkiyet hakkının kamu yararına sınırlandırılabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı kullanılamayacağı öngörülmüştür.
4. Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır.
5. Yukarıda değinilen ölçütler kullanılırken çok titiz davranılmak, olayın özelliği gerektiriyor ise yöresel örf ve adetin mevcut olup olmadığı da araştırılmalıdır. Yöresel bir örf ve adetin mevcudiyetinden söz edilebilmesi için, o yörenin doğal ve ekonomik koşullarına, toplumun kültür seviyesine, telakkilerine, gelenek ve göreneklerine göre oluşan ve uzun süredir devam eden, pek çok kimse tarafından kabul edilen bir durumun söz konusu olması gerekir. Münferit ve devamlı olmayan olaylar örf ve adetin mevcudiyetini göstermez. Hâkim örf ve adetin tespitinde, yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerinden, gerektiğinde uzman bilirkişi görüş ve raporundan yararlanacak, hak ve nesafet kuralını göz önünde tutacaktır.
6. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hâle getirme ve tazminata hükmedilebilir.
7. Tarafların zorunlu çıkar dengeleri göz önünde tutularak, gerektiğinde uzman bilirkişilerin görüşleri alınarak, en uygun önlemin alınmasına karar verilmeli, muhtemel zarar söz konusu olduğunda “men ve yasaklama” yönünde hüküm kurulmalıdır.
8. Bilirkişi raporlarında, bir elatma bulunup bulunmadığı, bu elatmanın katlanılabilir sınırlar içerisinde mi kaldığı, yoksa taşkın kullanmanın mı söz konusu olduğu gösterilmelidir. Davanın kabulüne karar verilebilmesi için, elatmanın mülkiyet hakkının aşırı ve taşkın kullanılması niteliği taşıması gerekir. Elatma objektif ölçütlere göre hoşgörü ve tahammül sınırları içerisinde kalmakta ise elatmanın önlenmesine karar verilemez. Başka bir anlatımla, taşkın kullanma yoksa hâkimin olaya müdahalesi gerekmeyeceğinden davanın reddi gerekir.
9. Asıl olan, davacının mülkiyet hakkının korunması ve zararına sebebiyet veren durumun ortadan kaldırılmasıdır. Davacının katlanılabilir sınırlarını aşan bir zararı varsa, buna son vermek için davalının yapması gereken masraf davacının zararından daha fazla olsa bile, elatmanın önlenmesine ve eski hâle getirmeye karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin bozma ilâmı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan dahili davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.