Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2005/11113 E. 2006/1451 K. 27.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11113
KARAR NO : 2006/1451
KARAR TARİHİ : 27.02.2006

Davacı … ile davalı … aralarındaki galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasına dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 9.11.2004 günlü ve 2004/57-596 sayılı hükmün onanması hakkında Dairece verilen 19.9.2005 günlü ve 2005/6782-7990 sayılı ilama karşı davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı 10.2.2004 havale tarihli dilekçesinde, kesinleşen mahkeme kararı ile … Paşa Vakfı’nın evladı olduğuna karar verildiğini, … Paşa’nın torunlarından …’in aynı zamanda … …’nın da torunu olduğunu ileri sürerek … … Paşa Vakfı’nın galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporu esas alınarak, davacının vakfeden ile soybağını ispatlayamadığı, ispatlasa bile dava konusu vakıflara ait vakfiyelerde gallenin evlada bırakılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacının temyiz isteği de Yargıtay’ca reddedilerek karar onanmıştır.
Davacı 7.11.2005 tarihli karar düzeltme dilekçesinde, Yargıtay’ca da onanarak kesinleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/63-415 sayılı kararı ile … … Paşa’nın oğlu Maktülzade …’nın kurduğu vakfın galle fazlasına müstahak evladı olduğunun tespitine karar verildiğini, ayrıca … .Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/811-2004/16 sayılı kararı ile de Maktülzade … Vakfı evlatlarının açtığı davada davacıların … … Paşa Vakfının galle müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiğini ileri sürerek onama kararının kaldırılarak mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının bozulmasını istemiştir.
Vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için, öncelikle vakıf ile kan bağının ispatlanması sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda; davacının, Dairemizin 2005/3854-5070 ilamı ile onanan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/63-415 sayılı kararı ile Maktülzade … Vakfı’nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği, bu vakfedenin Merzifonlu … … Paşa’nın oğlu olduğu böylece davacının dava konusu edilen vakıf kurucusu ile kan bağını ispatladığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde bulunan 26.10.2004 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünün (a) bendinde 1089 ve 1091 tarihli vakfiyelerde galle fazlasının evlada bırakılmadığı; ilk vakfiyede galle fazlasının başka bir vakfa eklenmesinin ikinci vakfiyede ise lüzum görülecek hayrat cihetine ve fakir müslümanlara harcanmasının şart kılındığı belirtilmesine karşın, (b) bendinde hizmet karşılığı olmayan vazife şeklinde şart koyup belli bir meblağın kuşaktan kuşağa evlada verilmesi öngörülmüş ise de, davacının vakfedene onun aracılığı ile soyunun ulaştığını iddia ettiği “Maktülzade …”nın adının tahsis edilen evlatlar arasında bulunmadığını, (c) bendinde ise 1091 tarihli vakfiyede vakfedenin tevliyet görevini evlada bıraktığı ancak mütevelli dışında olan evlatlara vakfın nezaret görevini verip mütevelli ve nazırlara bu görevleri karşılığı gündelik tahsisat yapıldığı, vakfın mazbutaya alınması sebebiyle tevliyet ve nezaret görevleri kaldırılmış bulunan bu vakıf evlatlarına herhangi bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi söz konusu raporun (a) bendi ile (b) ve (c) bentleri kendi içerisinde çelişmektedir.
Şöyle ki; (a) bendinde evlada galle fazlası bırakılmadığı belirtilmiş iken, (b) bendinde hizmet karşılığı olmayan vazife şeklinde evlada kuşaktan kuşağa vakıftan belli bir meblağın ödenmesi, (c) bendinde ise aynı şekilde mütevelli dışındaki evlada nazırlık görevi verilip bunun karşılığında vakıftan gündelik tahsisat verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece; davacının, kesinleşen mahkeme kararı ile Maktülzade … Vakfı’nın evladı olduğu tespit edildiğine ve bu kişinin … … Paşa’nın oğlu olduğu anlaşıldığına göre, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/811-2004/16 ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/206-222 sayılı dava dosyaları getirtilip yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişi raporundaki çelişki de giderilerek, gerektiğinde konunun uzmanı bilirkişilerden rapor alınıp oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken kendi içinde çelişkili bulunan rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, davacının karar düzeltme isteminin açıklanan nedenlerle HUMK.nun 440-442. maddeleri uyarınca kabulüne, Dairenin 19.9.2005 gün ve 2005/6782-7990 sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASINA, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz onama harcı ile karar düzeltme red harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 27.2.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.