YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6589
KARAR NO : 2023/1005
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2014 tarihli, 2014/5109 Esas sayılı iddianemesiyle sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan cezalandırılması istemiyle dava açıldığı görülmüştür.
2. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2015 tarihli ve 2014/139 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, süre tutum ve kararı temyiz talebine ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği, asgari hadden hüküm kurulmasının hatalı olduğuna ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Davaya konu iddianamede, sanık …’un suç tarihinde mağdure …’e karşı cinsel saldırı suçundan dolayı cezalandırılması talep edilmiştir.
Mağdure kollukta ve mahkemede alınan beyanlarında, sokakta yürüdüğü sırada sanığın arkasından gelip kendisini kolundan tutarak öptüğünü, vücuduna ve cinsel organına dokunduğunu, yere yatırmak istediğini, bağırarak yardım istemesi üzerine, sanığın kaçmaya çalıştığını, ancak mahalle sakinlerinin sanığı yakaladığını söylemiştir.
Sanık mahkemedeki savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş, ancak hazırlık aşamasında gerek kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında, gerekse sulh ceza mahkemesindeki sorgusunda mağdureye yönelik davaya konu eylemi gerçekleştirdiğini söyleyerek suçunu ikrar etmiştir.
Hazırlık aşamasında ve mahkemede dinlenen tanıklar …, … ve … görgüye dayalı beyanlarında, sanığın mağdureye yönelik eylemini gördüklerini beyan etmişlerdir.
Bursa Adli Tıp Kurumunun mağdureye ait kati raporunda, suça konu eylem nedeniyle mağdurenin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralandığı belirtilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun raporunda; mağdure …’in mağduru bulunduğu davaya konu eylem nedeniyle ruh sağlığının etkilendiği, ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı, belirtilmiştir.
Mağdurenin aşamalardaki tutarlı beyanları, tanıkların mağdureyi destekleyen görgüye dayalı beyanları, sanığın hazırlık soruşturması sırasında alınan ifadelerindeki açık ikrarı, mağdureye ait raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mağdureye yönelik basit cinsel saldırı suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
Sanığın mağdureye yönelik cinsel saldırı eyleminden sonra, 6545 sayılı yasa ile sanığın eylemine uygun TCK nun 102/1 maddesinde değişiklik yapılmış olduğundan, hangi yasa maddesinin sanık lehine olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. 6545 sayılı yasa değişikliğinden önce TCK nun 102/1 maddesinde, cezanın alt sınırı 2 yıl, üst sınırı ise 7 yıl olarak düzenlenmiştir. Ayrıca değişiklikten önce, mağdurun ruh sağlığının bozulması halinde cezanın alt sınırı 10 yıl olarak belirlenmiştir. Buna karşılık 6545 sayılı yasa değişikliğinden sonra, sanığın eylemine uygun TCK nun 102/1. maddesi 1. cümlesinde, cezanın alt sınırı 5 yıl, üst sınırı ise 10 yıl olarak düzenlenmiştir. Adli Tıp Kurumu raporuna göre mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı anlaşılmakla, 6545 sayılı yasa değişliğinden önceki yasa maddesinin sanık lehine olduğu sonucuna varılmıştır.
Sanığın suçu işleyiş şekli ve suç işleme kastının yoğunluğu, suçun işlendiği yer ve zaman, mağdureye yönelik tehlikenin ağırlığı ve eylem nedeniyle nedeniyle mağdurenin uğrayacağı manevi zararın boyutu dikkate alındığında, TCK nun 61. maddesi uyarınca, takdiren ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre, sanık …’un mağdure …’e yönelik basit cinsel saldırı suçunu işlediği sübuta ermekle, sanığın atılı suçtan dolayı, 6545 sayılı yasa değişikliğinden önce suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan TCK nun 102/1 ve 62. Maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair, vicdani kanaate varılarak hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2015 tarihli ve 2014/139 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.