Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/883 E. 2023/1461 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/883
KARAR NO : 2023/1461
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

… 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2017 tarihli ve 2017/468 Esas, 2017/710 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca her iki katılana yönelik ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 100,00 … lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 28.02.2018 tarihinde kesinleştiği, akabinde … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/850 Esas, 2020/1612 Karar sayılı kararı ile eski hale getirme talebi ve yasal süreden sonra yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli ve 2021/25429 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165518 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165518 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- 5237 sayılı Kanun’un 58/1. maddesinde yer alan, ‘Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.’ şeklindeki düzenlemeye nazaran, tekerrüre esas alınan … 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli ve 2013/102 esas, 2014/459 sayılı kararının kesinleşme tarihinin 16/09/2014 olduğu, … 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/12/2017 tarihli kararına konu suçun bu tarihten önce 03/…/2014 tarihinde işlenmesi sebebiyle anılan kararın tekerrüre esas alınamayacağı cihetle, adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca bir mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, ‘Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.’ şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, ‘Uzlaşma teklifinde bulunmak için …; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu … uzlaşma teklifi anlamına gelmez.’ şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, ‘uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.’ şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, ‘Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.’ şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere … yapması, şayet belirtilen şekilde … yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak, mernis adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise mernis adresine aynı Kanun’un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, sanık … ve müşteki … …’ın Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma büro tarafından bilinen son adreslerine çıkarılan tebligatların iade geldiği, muhatapların mernis adreslerine tebligat çıkarılması gerekirken tebligat çıkarılmadığı, dosyada da mernis adreslerinin olmadığına ilişkin kayda rastlanılmadığı, bu haliyle ilgili kişilere yapılan tebligatın usulsüz olduğu, katılan … Alsaeedi’nin adresine ise hiç tebligat çıkarılmadığı, uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen raporun usulünce tanzim edilmediği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27…..2018 tarihli ve 2018/8577 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2018 tarihli ve KYB-2018/58029 sayılı Tebliğnamesi ile; “sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; tekerrüre esas kabul edilen … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/102 esas, 2014/459 sayılı kararının kesinleşme tarihinin 16/09/2014 olduğu, bununla birlikte sanığın üzerine atılı suç tarihinin ise 03/…/2014 olması karşısında, şartları oluşmadığı hâlde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinde isabet bulunmadığından” bahisle kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.10.2018 tarihli ve 2018/4814 Esas, 2018/6136 Karar sayılı ilamı ile; “tekerrüre esas alınan … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarih ve 2013/102-2014/459 sayılı ilamının kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması ve tekerrüre esas başka ilamın da olmaması nedeniyle, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağına ilişkin kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, … 25. Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 28.12.2017 tarih ve 2017/468-710 sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiyle, hüküm fıkralarından TCK’nın 58. maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin kısımların ÇIKARILMASINA, hükümlerin diğer bölümlerinin aynen korunmasına” karar verildiği anlaşılmıştır.
2. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”, aynı Kanun’un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
3. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında, “Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. Bu işlem uzlaştırmacının, büroya başvurarak teklif formunu vermesi üzerine gerçekleştirilir.
” denilmektedir.
4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” ve aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şartları oluşmadığı hâlde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hukuka aykırılık yönünden kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.10.2018 tarihli ve 2018/4814 Esas, 2018/6136 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği, aynı hususta Dairemizce yeniden karar verilemeyeceğinden kanun yararına bozma istemindeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiş, bununla birlikte, uzlaştırma bürosunun öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkartması, tebligatın iade edilmesi durumunda da muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ işlemi yapmasının gerektiği, katılan … Alsaeedi’nin bilinen adresine gönderilen tebligatın iade edildiği, ancak dosya kapsamında MERNİS adresine aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan herhangi bir tebligata rastlanmadığı, sanığa 14…..2017 tarihinde muhtara teslim şeklinde tebliğ yapıldığı bildirilmiş ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığın tebliğ tarihinde hükümlü olarak cezaevinde bulunması nedeniyle tebliğin usulsüz olduğu, katılan … … Megan’a da doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğundan, kanun yararına bozma talebindeki (2) numaralı düşünce bu nedenle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin (2) numaralı düşünce yönünden KABULÜNE,

3. … 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2017 tarihli ve 2017/468 Esas, 2017/710 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

4. Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.