Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/7401 E. 2009/3386 K. 20.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7401
KARAR NO : 2009/3386
KARAR TARİHİ : 20.04.2009

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine karşı davalı garanti eden tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkiline icra dosyasında ödeme emri tebliğ edilmediğini, müvekkili aleyhine dava açma şartlarının oluşmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini belirterek % 40 tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, icra dosyasında davalıya ödeme emri tebliğ edilmediği ve borca itiraz hakkı doğmadığı için davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gibi, davalı kefil hakkında 5464 sayılı yasanın 24/son maddesine göre, asıl borçlunun aczi sabit olmadıkça kefile gidilemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davanın temelini oluşturan icra takibi sırasında çıkarılan ödeme emrinin muhatabın adresinde tanınmadığı gerekçesiyle bila- tebliğ geri döndüğü görülmüş ise de, borca ve takibe itiraz eden davalı (kefil) … vekili, icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde ödeme emrinden yeni haberdar olduklarını, tebligat ellerine geçmediği için ödeme emrinden haberdar olur olmaz itirazda bulunduklarını bildirmiş ve icra dairesinin 16/07/2007 tarihli işlemi ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, ödeme emri normal yolla tebliğ edilmemiş olsa bile, davalı vekilinin 16/07/2007 tarihinde ödeme emrinin içeriğini öğrendiğini ve bu tarihte itiraz hakkı doğduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından dava açılmasında hukuki yarar bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, dava konusu banka kredi kartı sözleşmesinin, ihtarın ve takibin 5464 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önceki tarihleri taşıması ve anılan yasanın 24. maddesi hükmünün geçmişe şamil olacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu yöne ilişkin ret gerekçesi de kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı.