Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14418 E. 2023/235 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14418
KARAR NO : 2023/235
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1505 E., 2022/1865 K.
DAVALILAR : 1-… vekili Avukat …
2-…
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 09.02.2017
KARAR : Esastan Ret
TEMYİZ EDENLER : Davalı … vekili, Davalı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/137 E., 2022/142 K.

Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı… ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı… ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının, davalıya ait iş yerinde keresteci olarak çalışmakta iken 2015 yılında kaza geçirmiş olduğunu, bu kaza sebebiyle sol ayak diz kapağı ve kaval kemiğinin kırıldığını, bu sebeple uzun süren bir tedavi sürecine girdiğini bu sebeple geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitini taleple dava etmiştir.

II.CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde: davacının geçirmiş olduğu kaza sebebiyle kuruma başvurduğunu bu kaza sebebiyle iş kazası meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitini istediğini, iş yerinin ise kaza bildiriminde bulunmadığını, kurum tarafından yapılan araştırma sonucu iş kazası olduğuna dair yeterli belge olmadığından 2016/05 nolu komisyon kararı ile iş kazası olmadığına karar verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı şirket vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/360 Esas sayılı yargılama dosyası yapılan yargılama karşısında; davacının …’nün kolluk ve mahkeme huzurundaki beyanları ile işyerinde çalıştığı ve tanık beyanlerıyla emir ve talimat verme yetkisine sahip olduğu anlaşılan …’nün talimatları ile söz konusu işi yaptığı ve yaralandığı, davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmakla “Davacı …’ın (TC …) 28.12.2015 tarihinde geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı… ve davalı Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı… vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Dava dışı … ile müvekkil arasında hiçbir zaman iş akdi kurulmadığını, dava dışı … hiçbir zaman müvekkilin sigortalı işçisi olmadığını, bu nedenle İş Kanunu’na ve 5510 sayılı Kanuna göre davadışı …’nün işveren vekili kabul edilmesi kanunsuz ve somut dayanaktan yoksun olduğunu,

-Dava dışı … hiçbir zaman müvekkilin sigortalı çalışanı olmadığını, işveren vekili olmadığını, dava dışı … ile hiçbir hizmet veya başkaca bir sözleşme olmamakla, bu kişinin işveren vekili olması söz konusu olmadığını,

-Mahkemece … İş Kanunu’na işveren vekili olarak kabul edildiğini, …’nün işveren vekili olarak kabul edilme gerekçesi şu şekilde açıklandığını, “…işyerinde çalıştığı ve tanık beyanlerıyla emir ve talimat verme yetkisine sahip olduğu anlaşıldığından işveren kabul edilerek…” kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiğini,

-… sigorta kayıtlarına bakıldığında hiçbir zaman davacının sigortalı çalışanı olmadığını, hiçbir zaman İş kanununa göre ya da 5510 sayılı Kanun’a göre işveren vekili sayılması mümkün olmadığını, mahkemece dava dışı …’nün davalı müvekkilin çalışanı olup olmadığına ilişkin sigorta kayıtlarına bakmış olsa idi bu kişinin hiçbir zaman sigortalı çalışan olmadığını göreceğini, mahkemece davanın esasını etkileyen eksik inceleme yapıldığını,

-Bu nedenle davadışı …’nün, davacı işyerinde çalıştığı ve emir talimat verme yetkisi bulunduğundan bahisle İş Kanunu’na göre işveren kabul edilmesi ” gerekçesi Sigorta Kayıtları celp edilmediğinden somut veriye dayanmadığı gibi, İş Kanunu’na göre sigortalı çalışmayan bir kimsenin işveren vekili sayılması da imkansız olduğundan mahkemenin işveren vekili kabul edilmek kaydıyla gerekçelendirme yapması, işveren vekilinin emir talimatından bahisle kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar vermesi kanuna aykırı olduğunu,

-İşveren vekili olmayan bir kimsenin işveren adına hareket ettiğinden bahisle, iş kazası oluştuğunun tespitine dair anılı kararın bozulması gerektiğini, müvekkilin davacıya dava konusu olayla ilgili de başka bir işyerine gitme emri olmadığını,

-Kazanın iş kazası olmadığını, kaza çalışma saatleri içerisinde olmadığını,

-Yüksek mahkemece davadışı … işveren vekili kabul edilecek olsa bile kaza iş kazası olmadığını,

-Dava işyeri dışında iş ile alakalı başka bir işyerinde iş kazasının gerçekleştiği iddiası olduğunu, bu durumda 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesin b ve c bendleri değerlendirilmesi gerektiğini,

-İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,

-Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

-Gerek davacının 18:30 sularında … isimli işyerine gittiği iddia edildiğini, 18:30 sıraları iş ve çalışma saatlerinden olmadığını, işyeri çalışma saatlerine ilişkin mahkemece hiçbir araştırma yapmadığını, çalışma saatleri içerisinde kazanın meydana geldiğine ilişkin bir delil söz konusu olmadığını, müvekkili işverenin emir talimatı olmaksızın ve mesai saatleri dışında davacının, …’in işyerine giderek iş yapması müvekkil işvereni bağlamadığını, bu saatlerde işverenin işçiyi denetim ve kontrol yetkisi bulunmadığını, işverenin emir ve talimatı olmaksızın ve mesai saatleri dışında, başka bir işyerinde yaşanan kaza müvekkili işveren ile işçinin yaşadığı kaza arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığından kazanın iş kazası olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını,

-Kazanın gerçekleştiği dava dışı … ile müvekkil arasında bir iş yapımı, malzeme alımı, malzeme seçimi konusunda bir anlaşma olmadığını, bu hususta müvekkilin kendi işyeri ve işi ile alakalı ve onun talimatıyla …’in işyerinden tomruk seçimi söz konusu olmadığını,

-Davacı davadışı …’in işyerine gitmiş ve kaza o anda gerçekleştiğini, müvekkilin kendi işi için davacıyı … isimli işyerine göndermesi söz konusu olmadığını, bu durumun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu,

-Mahkemenin 3 üncü celsesinde davacı tanığı … ifadesinde ” Davacı ve ben …’in isteği üzerine, kesim yapmak için hep birlikte ormana gittik. .. … kepçeyi kullanarak, ağaçları sıktırması ile birlikte kesilmemiş ağaçlardan bir tanesi, fırlayarak davacının ayağına isabet etti. Kepçenin ışıkları etrafı aydınlattığı için ben ağacın davacının ayağına çarptığını bizzat gördüm. Davacının ayağı kırıldı. Kaza 19:30 civarlarında meydana geldi. … ve …’yü tanımıyorum. Davacı …’in emir ve talimatında çalışıyordu.”

-Mahkemenin 7 inci celsesinde tanık … ifadesinde “Ben …’ye ait iş yerinde çalışmadım, … beyi 10 yıl öncesinden tanıyorum. kendisi zaman zaman benim bahçemi temizliyordu, topladığı fındıkları da kendisi alıyordu. Bana ait iş yeri yok, sadece benim fındık bahçem var. Davacı benim yanıma zaman zaman uğrardı, beni görmek için bazen de bahçe temizlik işi var mı diye sormak için uğrardı, yoksa marangozluk ile ilgili herhangi bir iş yapmazdı, çok eskiden 15-20 yıl önce yapmıştı.

…’yü tanıyorum, … Bey benim çocukluk arkadaşımdı, … Bey ile aramızda iş ilişkisi yoktur, zaman zaman borç para alıp verdiğimiz olmuştur, bu da mahalle arkadaşı olduğumuzdan kaynaklanmaktadır. Davacı yaralandığı gün benim bulunduğum kardeşime ait iş yerine tomruk seçme amacıyla gelmedi, daha önce de bu amaçla gelmedi.”

-Tanıkların ise kazaya ilişkin bir görgüsü olmadığı gibi davacının çalıştığına ilişkin bir bilgisi de söz konusu olmadığı beyanlarıyla da sabit olduğunu,

-Tüm bu hususlar dikkate alındığında, kazanın müvekkilin işi ve müvekkilin emir ve talimatıyla gördürülen başka bir işyerindeki iş olmadığı sabit olduğunu,

-… de müvekkili ile arasında bir iş ilişkisi ya da ağaç/tomruk alım verim ticareti olmadığını da beyan ettiğini,

-Davacının tanığı ise, …’in isteği üzerine davacı ile ormana gittiklerini, …’in işyerine gittiği ve onun emir talimatında çalışırken kazanın olduğunu gördüğünü beyan ettiğini,

-Bu durumda müvekkilin yürütülmekte olan işi nedeniyle ve emri ve talimatı altında bir iş söz konusu olmadığı, davacının şahsi işi ile ilgili davadışı …’in işyerine gittiği ve onun emrinde çalışırken kazanın meydana geldiği sabit olduğunu, aksini gösterir hiçbir delil de olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.

2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacı …’ın müvekkili kurumda bulunan dosyasında yapılan incelemelerde 01.07.2016 tarihinde müvekkili kuruma başvuruda bulunduğu dilekçe ile 28.12.2015 tarihinde geçirdiği iddia ve ihbar olunan iş kazasından dolayı iş kazası meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitini istediğini, iş yeri ise iş kazası bildiriminde bulunmadığını, iş yerinden 02.09.2016-04.10.2016-17.11.2016 tarihinde iddia ve ihbar olunan iş kazası ile ilgili belgeler istemiş olup gerek cevaben gelen 02.12.2016 tarih 16.387.832 sayılı yazıları ve eklerinde gerekse davacının dilekçe ve eklerinde 2016/21 sayılı genelge ve 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi hükümleri dâhilinde iş kazası olduğuna dair yeterli belge olmadığından 2016/05 nolu komisyon kararı ile iş kazası olmadığına karar verildiğini,

-Müvekkili kuruma İş kazası bildirimi, hastane raporları verilmemiş ve işveren iş kazası bildirimini süresinde yapmadığını, davacının iddia ettiği iş kazası meydana geldiği… ünvanlı işyerinden 17.11.2016 tarih 15.799.149 sayılı yazımız ile olay ile ilgili bilgi ve belge istenmiş olup, ilgili işyerinin 02.12.2016 tarih 16.837.832 sayılı yazısında belirtilen tarihte iş kazası meydana gelmediği beyan edildiğini, 2016/21 sayılı genelge ve 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi hükümleri dâhilinde iş kazası olduğuna dair yeterli belge sunmadığından ve Kanunda belirtilen süre içinde bildirimde bulunulmadığından iş kazası tespit edilmediğini,

-Yerel Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, kolluk ifadesi hükme esas alınan dava dışı … Sapanca Asliye Ceza Mahkemesince 12.10.2016 tarihli celsede alınan ifadesinde “Benim iş yerimin dışında olmuştur. Olayın geç saatte olduğundan benim çok sonra haberim oldu. İş kazası denildiği için ifademi verdim. Mağdurun o saatte orada o işi yapıyor olmaması gereklirdi. Bu şahıs sonrasında beni aradı, ben iş kazası olmadığı için sigortaya bildirmemiştim.” dediğini, yerel mahkemece yürütülen tahkikat sırasında dinlenen tanık ifadeleri arasında büyük çelişkiler mevcut olduğunu, tanıkların bir kısmı davacıyı hiç tanımadıklarını, o iş yerinde çalışmadığını beyan ettiğini, bordro tanıklarından … alınan ifadesinde “…’ı tanımıyorum, davaya konu iş yerinde böyle biri çalışmadı, iş kazasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğunu, mahkemece davacı tarafından iddia olunan iş kazasının gerçekleşme saati ve dolayısıyla davacı ile diğer davalı arasında emir talimat ilişkisi ve illiyet bağının bulunup bulunmadığı ile ilgili yeterli araştırma yapılmadığını, Mahkemece belirtilen çelişkiler ve eksiklikler giderilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Müvekkili kurum gerekli araştırmayı tüm yönleri ile tam olarak yapmasına rağmen olayın iş kazası olduğuna dair yeterli belgeye ulaşılamadığını, tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, tanık beyanlarına, sağlık kurulu raporuna, işyeri revir kayıtlarına, tedavi belgelerine göre; 25.11.2015 -21.06.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde ağaç kesim işçisi olarak çalıştığı anlaşılan davacı işçinin meydana gelen 28.12.2015 tarihli olayın iş kazası olduğunu iddia ettiği, davalı tarafın ise işbu davaya konu olayın iş kazası olmadığını savunduğu, yerel mahkeme karar gerekçesinde de tartışılıp isabetli sonuca varıldığı üzere, olay tarihinde davalı işveren … ”in eşi …’nün Sapanca Polis Merkezi Amirliğinde “… benim ağaç işlerinden anlayan ve benim adıma ağaçları seçen sigortalı işçimizdir” ve Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/360 Esas sayılı yargılamada verdiği savunmasında “Ben bu şahsı işe yeni almıştım.” “Ağaç bakmaya oraya ben gönderdim” şeklinde beyanlarda bulunduğu, tanık … ” çalışırken emir ve talimatları …’den alıyordum” şeklinde beyanda bulunduğu tanık … “Dışarıda tomruk seçme işini patronumuz … ‘in eşi … ve bir başka işçi yapmaktadır” şeklinde beyan bulunduğu, dinlenen tanık beyanları, Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/360 Esas sayılı yargılama dosyası … Acil Yardım Hastanesinin 28.12.2015 tarihli adli raporu ve 11.01.2016 tarih ve 201646 sayılı raporu gözetildiğinde; davacının davalı işyerinde çalıştığı ve tanık beyanlerıyla emir ve talimat verme yetkisine sahip olduğu anlaşılan …’nin talimatları ile söz konusu işi yaptığı ve yaralandığı, davaya konu kazanın da meydana geldiği anlaşılmakla somut olayın iş kazası olduğunun işçi tarafından ispatlandığı, bu durum karşısında ilk derece mahkemesince davacının maruz kaldığı olayın iş kazası olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamakla Davalıların istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı… ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı… vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı şirket nezdinde çalışırken 28.12.2015 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı… ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.