Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7014 E. 2023/833 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7014
KARAR NO : 2023/833
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki asıl davada elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; birleştirilen davada tapu iptali ve tescil istenmesinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmasız olarak davalı-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından, duruşmalı olarak da davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.06.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı-birleştirilen davada davalı vekili Av. …, diğer taraftan davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu…Mahallesi, 2572 Sokak, No:36-38 adresinde bulunan taşınmazın müvekkilinin izni olmadan davalı tarafından işgal edildiğini belirterek, davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki binanın kâl’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil bedelinden 6.000,00 TL’lik kısmının her aya uygulanacak kademeli faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakanının adına kayıtlı 499 parsel sayılı taşınmazda 140/10000 hisseye tekabül eden yerde oluşan dava konusu 2190 ada 38 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin miras bırakanı adına tescil edilmesi gerekirken usulsüz olarak yapılan imar uygulaması, parselasyon ve bunlara dayanak encümen kararı ile davalı adına tescil edildiğini, müvekkilleri tarafından idari işlem ve encümen kararının iptali hususunda dava açıldığını belirterek, dava konusu taşınmazın miras hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; idari yargıda açılan davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini, 38 kapı numaralı yerin miras bırakanlarının kök parsel olan 499 parsel sayılı taşınmazdaki payına tekabül eden yerde kaldığını, içerisinde çok eski tarihlerden bu yana kiracı bulunduğunu, bu binanın yaklaşık 30 yıldan fazla süredir müvekkillerinin murisine ait olduğunu, murisin bu yeri içinde bulunan binayla birlikte 1980 senesinde dava dışı üçüncü kişiden aldığını, murisin tüm mirasçılarının davada yer alması gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, idari yargıda açılan davalar müvekkili aleyhine sonuçlanırsa taşınmazın bedeli karşılığında müvekkilleri adına tescil edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin mülkiyet hakkının İmar Kanunu’nun 18 inci maddesi uyarınca oluştuğunu ve idarenin işleminin kesinleştiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden taşkınlığın imar uygulaması ile oluştuğu, verilen süreye rağmen yapının bedelinin davacı tarafından depo edilmediği bu nedenle elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istenemeyeceği, davalı … 2190 ada 1 parsel sayılı taşınmazda malik olmadığından onun yönünden davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği, davacı tarafça sunulan kararın eldeki dosya için emsal teşkil etmeyeceği gerekçesiyle; birleştirilen dava yönünden ise tapu kayıtlarının oluşumuna dayanak idari işlem ayakta olduğundan yolsuz tescilden söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde; tüm iddia ve savunmalarını tekrarlayarak eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; yapının imar uygulamasından önce yapıldığının ispatlanamadığını, müvekkilinin imar öncesinde inşa ettiği binanın emsal mahkeme kararıyla yıkımına karar verildiğinden davalıların imar uygulaması sonrasında yaptırdıkları kaçak binanın da yıkımına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kaçak yapının bedelini ödemeye zorlanamayacağı, 36 numaralı yapı ile birlikte 38 numaralı yapının da bedelinin depo ettirilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı … yönünden husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, ecrimisil talebinin kabulünün gerektiğini, hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar parseline elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemlerine; birleştirilen davada ise tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 10.07.2019 gün ve 30827 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kalkan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesinin 9 uncu fıkrası şöyledir:
“Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.”

3. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Geçmişe etkili olmama kuralı” kenar başlıklı 1 inci maddesi ise şöyledir:
“Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları, bu tarihten sonra dahi, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan kanunlara göre belirlenir.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen olaylara, Kanunda öngörülmüş ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, Türk Medenî Kanunu hükümleri uygulanır.”

4. “Geçmişe etkili olmama kuralı” Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde de düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
A. Asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
1. 7181 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesinin 9 uncu fıkrasının geçmişe etkili olmama kuralı nazara alınarak somut olayda uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. Anılan maddede, bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe bu yapıların eski malikleri tarafından kullanılmasına devam olunacağı hüküm altına alınmıştır.

2. Davaya konu 36 numaralı yapının, davalıların miras bırakanının paydaşı olduğu 499 sayılı kadastral parselde yapılan imar uygulaması sonucu oluşan davacıya ait 2190 ada 38 sayılı imar parselinde kalıp kalmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu ise de, tarafların iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere ve özellikle 09.12.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 30.06.2016 tarihli ek fen bilirkişi raporlarındaki açıklamalara göre; Mahkemenin yapının imar uygulaması ile davacı taşınmazına taşkın hâle geldiğine yönelik kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Yıkımı istenen 36 numaralı yapının, davalıların miras bırakanının paydaşı olduğu 499 sayılı kadastral parsel içinde iken, imar uygulamasından sonra tamamen davacının imar parselinde kaldığı ve bir kısım davalı adına kayıtlı 2190 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 38 numaralı yapı ile tek bir bina olarak inşa edildiği, 36 numaralı yapının yıkılması hâlinde 38 numaralı yapının da kullanılamaz duruma geleceği bilirkişi raporu ile saptandığından ve her iki yapının bedeli depo ettirilmeden elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilemeyeceğinden Mahkemece verilen süreye rağmen davacının yapıların bedelini depo etmemesi sebebiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinin reddine karar verilmiş olması da isabetlidir.

4. Öte yandan; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapının imara aykırı ve ruhsatsız olması, idari yaptırımı gerektiren bir husus olup, bu durum eldeki davada İmar Kanunu’nun 18 inci maddesinin uygulanmasına engel değildir.

5. Diğer taraftan; davalıların imar uygulaması sonucu, iradeleri dışında taşkın duruma gelen çekişmeli binayı kullanmalarının haksızlığından ve hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği için, ecrimisille sorumlu tutulamayacakları da açıktır.

6. Bunlarla birlikte; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemli davalarda dava değeri el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibarettir. Mahkemece, yargılama giderlerine bu ilke gözetilerek hükmedildiği anlaşılmıştır.

B. Birleştirilen dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise;
Dava konusu taşınmazın oluşumuna dayanak idari işlemlere karşı İdare Mahkemelerinde açılan davalar reddedilerek kesinleştiğinden, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer temyiz nedenleri yönünden; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca;
1. Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 3.815,00 TL’nin asıl davada davacı-birleştirilen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleştirilen davada davacılara verilmesine,

2. Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 3.815,00 TL’nin asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılardan alınarak asıl davada davacı-birleştirilen davada davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.