Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/2723 E. 2022/10783 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2723
KARAR NO : 2022/10783
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 6183 sayılı AATUHK’nun 79. maddesinin 6. fıkrası gereğince alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/07/2018 günlü karara karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince verilen 06/03/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R

Davacı vekili; vergi mükellefi Men-ka Ltd. Şti. nin vergi borçlarından olayı 2014 yılına ait BS formlarının incelenmesinde davalı şirkete 2 adet fatura karşılığı 417.400 TL mal ve hizmet satışı yapılığının tespit edildiği, 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca davalı şirkete gönderilen 02/03/2015 tarihli haciz bildirisinin 06/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin 12/05/2015 tarihli itiraz dilekçesinde Men-ka Şirketine ödemelerin çek ve banka dekontlarıyla ödendiğinin bildirildiğini, ancak davalının çekle ödeme yaptığını belirtmesine karşın çek bedelinin henüz tahsil edilmediğini bildirmediğini, borcun ancak çek bedelinin ödenmesiyle ifa edilmiş sayılacağını, davalının haciz bildirisinin tebliğinden sonra vergi mükellefine yaptığı ödemelerden dolayı 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesine istinaden 417.500,00 TL maddi tazminatın davalı şirket ve şirket yetkilisinden tahsiline ve şirke yetkilisinin İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırılasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; dava dışı kamu borçlusu şirket ile yapılan alışverişe ilişkin 109.990 TL lik ön ödemenin banka kanalıyla yapıldığını, kalan 382.655,00 TL’lik ödemenin ise hamiline yazılı çek keşide edilerek yapıldığını, 12/03/2015 tarihli itiraz dilekçesinde müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve ödenebilir herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığı, kalan borca ilişkin ödemenin çekle yapıldığı bildirilerek itiraz edildiğini ve yapılan ödemelere ilişkin faturalar ve çek fotokopisinin de dilekçeye eklendiğini, davacının öncelikle kamu borçlusunun hesaplarına haciz/bloke koyması gerekirken bunun yapmadığını, 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca mevcut alacaklar için haciz uygulanabileceğini, ileride doğacak hak ve alacakların haczinin mümkün olmadığını, haciz bildirisine itiraz edilmekle haciz işleminin duracağı, alacağın varlığının tespiti halinde ise yeni bir haciz bildirisi tebliğ edilmeden dava açılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; her ne kadar davalı şirketin dava dışı Men-ka şirketine olan borcunu çek ile ödediğini bildirmiş olsa da, çek bedelinin 03/06/2015 tarihinde banka havalesiyle ödendiği ve bu ödemenin haciz bildirisinin tebliği tarihinden sonra yapıldığı, bankadan gelen yazı cevabında bu çekin bankaya ibraz edilmediğinin bildirildiği, çek bir peşin ödeme aracı olsa da, davalı şirketin borcunu banka kanalıyla ifa etmeyi seçtiği, davalı şirketin dava dışı Men-ka Şirketinin davacı İdareye borcu olduğunu bildiği halde kötü ödeme yaptığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 382.655,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı şirket yetkilisinin İİK’nın 338/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş; karara karşı davalılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirketin dava dışı vergi borçlusu şirketten faturalar karşılığı mal aldığı, karşılığında 20/05/2015 keşide tarihli hamiline yazılı çek verdiği, çekin bir ödeme aracı olup, mal bedellerinin bu şekilde çekin muhatap bankaya ibrazı halinde ödenmesinin mümkün olduğu, hamiline yazılı ve cirosu kabil bir senede dayanan alacakların haciz bildirisi tebliğ yoluyla haczedilebilecek alacalar arasında yer almadığı, davacı kamu alacaklısı tarafından davalıya gönderilen haciz bildirisinde dava dışı şirkete verilen çekten bahsedilmediği gibi davacı tarafından bu çekle ilgili yapılmış bir haciz bildirisinin de bulunmadığı, 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinin 6. fıkrası koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/-1.b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE ve 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 26/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.