Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9352 E. 2023/2089 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9352
KARAR NO : 2023/2089
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki imzaya, faize itiraz ve kambiyo vasfına ilişkin şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile borçlu … aleyhine başlatılan takibin durdurulmasına, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın alacaklı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Borçlular vekili dava dilekçesinde, takibe konu belgeler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, takibe konu belgelerden 300.000 TL tutarlı belge üzerinde tanzim tarihinin bulunmadığından bono vasfına haiz olmadığını, talep edilen işlemiş faiz miktarı ve komisyon miktarının fahiş olduğunu belirterek, takibin durdurulmasına / iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu …Adli Belge İnceleme Şubesi raporunda; İnceleme konusu senette yer alan imzaların kuvvetle muhtemel …’nun eli ürünü olduğu yönünde rapor düzenlendiği, davalı alacaklı tarafından yeniden rapor aldırılması yönünde talepte bulunulmadığı, alınan bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığına yönelik kesin kanaat içermediği, imza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olan ve takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğundan ve imza aidiyetinin davalı alacaklı tarafça ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı … aleyhine başlatılan takibin durdurulmasına, imzanın borçluya ait olmadığı kesin olarak ispat edilemediğinden davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekilince; senetler altındaki imzanın borçlu Ferid’e ait olup şirketi temsilen ve kendi adına müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile davacının huzurda imzaladığını, borçlu ve vekilinin borca itirazlarının olmadığını, Adli Tıp Kurumu’nun 10.06.2020 tarihli raporunda; “…söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel …’nun eli ürünü olduğu…” şeklinde kanaat bildirdiğini, bu rapora karşı borçlu vekili tarafından 10.09.2020 tarihli dilekçe ile itiraz edilerek yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunulduğunu, davalı olarak itirazlarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilerek aynı duruşmada davanın esası hakkında karar verildiğini, hükme elverişli olmayan rapor esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, gerek davacı borçlunun bilirkişi raporuna itirazı ve yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talebine, gerekse esas alınan raporun hükme elverişli olmamasına rağmen sunulan içtihatlar nazara alınmaksızın davanın kabulünün hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile hukuka ve dosya kapsamına aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Alacaklının, 17.08.2020 tarihinde raporun tebliğine rağmen itiraz etmediği, 08.10.2020 tarihli celsede rapora karşı beyanlarında yeni bir rapor alınmasına yönelik talepte de bulunmayarak, raporu kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep ettiği, sadece borçlunun yeniden rapor alınmasına yönelik talebi olduğu görülmekle, mahkemece bu durumda bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine değerlendirmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davalı alacaklı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte imzaya, faize itirazla, kambiyo vasfı şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’ nın 170 ve devamı maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.