YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14003
KARAR NO : 2008/21531
KARAR TARİHİ : 25.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, prim borçlarının 25.3.1997 tarihinden itibaren iptali ile SSK sigortalılığının devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının tarım … sigortalılığının ve prim borçlarının 25.03.1997 tarihinden itibaren iptali ile 506 sayılı Yasa’ya göre babasından bağlanan ölüm aylığının ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile, davacının tarım … sigortalısı olmadığının ve yetim aylığının ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmünün uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi ile Geçici 26.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 28.02.1991 tarihli giriş bildirgesine göre muhtar beyanına dayanılarak 01.04.1991 tarihinden itibaren tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği,ilk prim ödemesinin 13.06.1991,son prim ödemesinin 25.03.1997 tarihinde yapıldığı, 2001,2002,2003,2004 ve 2005 yıllarında prim kesintilerinin bulunduğu, 01.05.1994-15.11.2005 tarihleri arasında Çay Fabrikası Üreticisi olarak kayıtlı olduğu, 01.05.1994-15.11.2005 tarihleri arasında Ziraat Odasına kayıtlı olduğu Kurumun cevabına göre davacının yaptığı prim ödemelerinin 31.01.1997 tarihine kadar olan sigortalılık süresini karşıladığı davacının 15.11.2005 tarihine kadar tarım … sigortalılık şartlarını taşıdığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, mahkemece 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesi uyarınca daha önce prim ödemesi bulunan davacının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle yani 31.01.1997 tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulmasına karar verilmesi gerekirken davacının tarım … sigortalısı olmadığı şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek, yerine,
“1-Davanın kabulü ile, davacının tarım … sigortalılığının 31.01.1997 tarihi itibariyle durdurulmasına ve yetim aylığının ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tesbitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 25.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.