Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/70 E. 2023/2098 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/70
KARAR NO : 2023/2098
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 15.07.2015 havale tarihli dilekçesi ile; sanığın yetkilisi olduğu şirket aleyhine yapılan icra takibi sonucunda takibin kesinleştiği, 27.08.2014 tarihinde … yerine haciz için gidildiği, haczedilen taşınır malların sanığa yediemin olarak bırakıldığı, taşınır mallar için satış ilanı verildiği, açık arttırmaya katılım olmadığı için haczedilen malların satışının mümkün olmadığı, daha sonra 29.06.2015 tarihinde aynı … yerine tekrar haciz için gidildiğinde borçlu şirketin … yerini terk ettiğini öğrendikleri ve haczedilen malların alacaklıyı zarara sokmak için mülklerinden çıkarıldığı, bu nedenlerle sanığın alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek, sermaye şirketinin iflasını istememek ve ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması suçlarından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası, 345/a ve 333/a ıncı maddeleri gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.

2…. İcra Ceza Mahkemesinin, 03.10.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında şirketin iflasını istememek suçundan beraatine, ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, ticari işletmede yöneticinin alacaklıyı kasten zarara uğratmak suçundan neticeten 6 ay hapis cezası ve 100.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

3…. Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 20.12.2018 tarihli ve 2018/908 Esas, 2018/854 Karar sayılı kararı ile; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331/1 maddesine ilişkin kurulan hükme yönelik sanık vekilinin istinaf isteminin incelemesinde; İİK’nın 349/5. ve CMK 195. maddesi uyarınca sanığa duruşma gün ve saati ile gelmediğinde yargılamanın yokluğunda bitirilebileceğine ilişkin meşruhat usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden, sanığın yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-e ve 280/1-d maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.

4…. İcra Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/132 Esas, 2019/351 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şirketin iflasını istememek suçundan beraatine, ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, ticari işletmede yöneticinin alacaklıyı kasten zarara uğratmak suçundan neticeten 6 ay hapis cezası ve 100.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

5…. Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/2440 Esas, 2021/209 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince sanık … hakkında İİK’nın 331.maddesinden verilen mahkumiyet hükmünün ve yargılama giderine ait hükmün 4 nolu bendinin kaldırılmasına, “Sanık …’nin üzerine atılı İİK’nın 331.maddesindeki suçun unsurları itibari ile oluşmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine,ifadeleri yazılmak suretiyle, CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz istemi, haczedilen taşınır malların şirket sorumlusu …’ye (…) yediemin olarak bırakıldığı, açık artırmaya katılım olmadığı için taşınır malların satışının mümkün olmadığı, daha sonra 29.06.2015 tarihinde aynı işyerine haciz için gidildiğinde borçlu şirketin işyerini terkettiği ve işyerinde Teknik … … İnş. … Mal.Ltd.Şti.’nin faaliyet gösterdiğinin öğrenildiği, …’nin ticari işletmenin sorumlu müdürü olarak ticari işletmenin borçlarını ödemediği ve alacaklıyı zarara sokmak maksadıyla mallarını mülkünden çıkardığı, bölge adliye mahkemesince delillerin ve bilirkişi raporlarının yok sayılarak somut olayla örtüşmeyen Yargıtay kararına dayanarak verdiği bozma kararının hukuki temelden yoksun kaldığı, bu sebeplerle temyiz taleplerinin kabulü ile haksız ve hukuka aykırı kararının temyiz incelemesi sonucu bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; sanığa yediemin olarak bırakılan haczedilen taşınır malların alacaklıyı zarara sokmak maksadıyla elden çıkarılmak suretiyle alacaklının zarara uğratıldığı iddiasına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
… … Ltd.Şti’nin yetkilisi olan sanık …’nin üzerine atılı şirketin iflasını istememek suçu bakımından, vergi dairesinin ve ticaret sicil müdürlüğünün cevabi yazıları ve dosyaya ibraz edilen 17.03.2017 havale tarihli bilirkişi ek raporu içeriğine göre İİK’nın 345/a ıncı maddesinde düzenlenen şirketin iflasını istememek suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın üzerine atılı İİK’nın 331 inci maddesinde düzenlenen alacaklısını zarara uğratmak kastı ile mevcudu azaltmak suçu bakımından bilirkişi kök ve ek raporları içeriğinde de belirtildiği üzere, sanığın kötüniyetle yani bilerek ve isteyerek alacaklısını zarara uğrattığı, muvazaalı bir işlemle (çek keşide ederek) şirketi suni olarak borçlandırdığı ve şirket mallarını dava dışı üçüncü bir şahsa devrettiği, şirket pasifini çoğaltan bu eylemleri nedeniyle İİK’nın 331/1 ve 333/a ıncı maddelerinde düzenlenen her iki suçun maddi ve manevi unsurunun gerçekleştiği, bu doğrultuda sanığın alacaklısını zarara uğratmak kastı ile mevcudu azaltmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bununla birlikte sanığın eyleminin bu suçu oluşturması nedeniyle aynı eylemine yönelik olarak üzerine atılı İİK’nın 333/a ıncı maddesinde düzenlenen ticari işletmede yöneticisinin sorumluluğu suçuna ilişkin ilgili yasa maddesi dikkate alındığında, sanığın eylemi bir başka suçu oluşturduğu için (alacaklısını zarara uğratmak kastı ile mevcudu azaltmak) bu suçtan kendisine ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2019/13130 Esas ve 2020/125 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; haczedilerek sanığa yediemin olarak teslim edilen menkul malların sonrasında muhafazası için gidildiğinde mahallinde bulunamamasının, alacaklısından mal kaçırmak kastıyle mevcudunu eksiltmek suçunu oluşturmadığı, yedieminin sorumluluğunun söz konusu olduğu, sanığın isnat edilen suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğu, borçlu şirket yetkilisi olan sanığa yediemin olarak teslim edilen malların daha sonra tekrar hacze gidildiğinde bulunamamasının İİK’nın 331 inci maddesindeki suçu oluşturmayacağından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu aykırılığın düzeltilmesi mümkün olduğundan; İlk Derece Mahkemesince sanık … hakkında İİK’nın 331 inci maddesinden verilen mahkumiyet hükmünün ve yargılama giderine ait hükmün 4 nolu bendinin kaldırılmasına, sanık …’nin üzerine atılı İİK’nın 331 inci maddesindeki suçun unsurları itibari ile oluşmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, ifadeleri yazılmak suretiyle, CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Sanığa isnat edilen alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudu eksiltmek suçu İİK’nın 331 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenleme karşısında, 27.08.2014 tarihinde haczedilerek sanığa yediemin olarak teslim edilen menkul malların 29.06.2015 tarihinde muhafazası için gidildiğinde mahallinde bulunamamasının, alacaklısından mal kaçırmak kastıyle mevcudunu eksiltmek suçunu oluşturmayacağı, yedieminin sorumluluğunun söz konusu olacağı hususu açıktır.

2.Borçlu şirket yetkilisi olan sanığa yediemin olarak teslim edilen malların daha sonra tekrar hacze gidildiğinde bulunamaması eylemi İİK’nın 331 inci maddesindeki suçu oluşturmayacağından sanık hakkında beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Müşteki vekilinin, haczedilen taşınır malların şirket sorumlusu …’ye (…) yediemin olarak bırakıldığı, açık artırmaya katılım olmadığı için taşınır malların satışının mümkün olmadığı, daha sonra 29.06.2015 tarihinde aynı işyerine haciz için gidildiğinde borçlu şirketin işyerini terkettiği ve işyerinde Teknik … … İnş…. Mal.Ltd.Şti.’nin faaliyet gösterdiğinin öğrenildiği, …’nin ticari işletmenin sorumlu müdürü olarak ticari işletmenin borçlarını ödemediği ve alacaklıyı zarara sokmak maksadıyla mallarını mülkünden çıkardığı, bölge adliye mahkemesince delillerin ve bilirkişi raporlarının yok sayılarak somut olayla örtüşmeyen Yargıtay kararına dayanarak verdiği bozma kararının hukuki temelden yoksun kaldığı, bu sebeplerle beraat kararı verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/2440 Esas, 2021/209 Karar sayılı kararında müşteki vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … İcra Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.