Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/22274 E. 2023/1029 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22274
KARAR NO : 2023/1029
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/335 E., 2015/73 K.
KATILANLAR : …, …
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2015 Tarihli ve 2014/335 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 22.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii süre tutum talebinde bulunmuş, gerekçeli karar usule uygun tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesini sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in tespit edilemeyen bir şekilde elde ettiği suça konu 13.350 TL bedelli sahte çeki temyiz dışı sanık … emrine düzenlediği ya da düzenlettirdiği, bakıma muhtaç olan …’ın bu durumundan faydalanarak birinci ciranta olarak çeki imzalattırdığı ve hakkında beraat kararı verilen sanık …’e verdiği, sanık …’ün de bu çeki kullanarak katılan …’den araç aldığı iddia ve kabul olunmaktadır.
2. Sanık savunmasında suça konu çeki satmış olduğu yazar kasa rulosu karşılığında temyiz dışı sanık …’tan aldığını ve çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
3. Temyiz dışı sanık … savunmasında sağlık problemleri nedeniyle bir işte çalışamadığını, kendisine ara sıra harçlık veren ve yemek ısrarlayan sanık …’in isteği üzerine suça konu çeki imzaladığını, bu çek karşılığında herhangi bir mal almadığını ifade etmiştir.
4. Hakkında beraat kararı verilen sanık … savunmasında sanık …’e yazar kasa rulosu alması için nakit para verdiğini, kârı paylaşmak üzere anlaştıklarını, sanığın sattığı yazar kasa rulolarına karşılık müşteriden aldığını bildirdiği suça konu çeki kendisine verdiğini, bu çekle katılan …’den araç aldığını beyan etmiştir.
5. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 16.04.2014 tarihli raporunda; suça konu çek yaprağının orjinal olduğu ancak çek üzerindeki hesap numarası, çek numarası ve keşideci şirket ile banka şubesi isimlerinin silinerek yeniden oluşturulduğu, çekin ön yüzündeki imzanın …’in el ürünü olmadığı ve çekin aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
6. Suça konu çek aslı Mahkeme tarafından 15.10.2014 tarihli celsede incelenmiş, yasal unsurlarının tam olduğu tespit edilmiştir.
7. Mahkemece sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Katılan …’in hakkında beraat kararı verilen sanık …’ün tüm zararını karşıladığını beyan etmesi karşısında, katılanın uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi halinde, zararın faillerden hangisi tarafından giderildiğine bakılmaksızın, tazmin edilmesi gereken herhangi bir zarar kalmadığından, tazmine karşı çıkmayan faillerin tümü hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği göz önünde bulundurularak, zararın giderilmesine açıkça karşı çıkmayan sanık … hakkında zararın hangi aşamada giderildiğinin tespitinin yapılmasından sonra 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden hakkında fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; yapılan UYAP sorgusunda, sanığın benzer nitelikteki eylemi nedeniyle Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/366 Esas, 2018/853 Karar sayılı kararı ile özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosya ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2015 tarihli ve 2014/335 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan bozma kararının mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyen sanık …’a SİRAYET ETTİRİLMESİNE, hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, infaz kurumuna alınmış ise başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde salıverilmesi için mahalline yazı yazılmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.