YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7465
KARAR NO : 2023/119
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın elatmanın önlenmesi talebi yönünden kabulüne, ecrimisil yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 1988 ada 41 parselde bulunan taşınmazın müteveffa Afife Nalıncılar tarafından vakfa vasiyet edildiğini ancak mirasçılarının usulsüz olarak taşınmazı kendi adlarına tescil ettirdiğini, vakıf tarafından açılan dava sonucu taşınmazın vakıf adına tescil edildiğini, davalının anılan taşınmazda haksız olarak oturmaya devam ettiğini, cemiyet görevlileri tarafından yapılan tespitlerde bu durumun tutanak altına alındığını, davalının taşınmaza elatmasının önlenmesini, taşınmazın davacı adına tescil edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 60.682,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazın halası Afife Nalıncılar’a ait olduğunu, halası ölene kadar halası ile birlikte bu evde kaldığını, halası öldükten sonra da evin masraflarını ve aidatlarını karşıladığını, iki seneden beri zaman zaman evde kaldığını, kullanmadığı yıllara ilişkin ecrimisil talebinin haksız olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, tanık beyanları ve davacının taşınmazı boşaltması için talepte bulunulması dikkate alınarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile ecrimisil talep edilen dönemlerde davalı tarafından yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra geriye kalan 52.804,04 TL üzerinden ecrimisil isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, ecrimisil bedelinin tamamının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili, yasal mirasçı olması nedeniyle dava konusu taşınmaza yoklama amacı ile gittiğini, takdir edilen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu, taşınmaz için yapılan masrafların ecrimisil bedelinden düşülmesi gerektiğini dile getirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi, “istinaf taleplerinin esastan reddine; ecrimisil yönünden kesin, el atmanın önlenmesi talebi yönünden temyiz yolu açık olmak üzere” karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, yasal mirasçı olması nedeniyle dava konusu taşınmaza yoklama amacı ile gittiğini, takdir edilen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu, taşınmaz için yapılan masrafların ecrimisil bedelinden düşülmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
2.Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
3.Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 995 inci maddesinde, “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyi niyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.” hükmü yer almaktadır.
4.Zilyetliğinin haksız olduğunu bilen veya gerekli özeni sarf etmiş olsa bunu öğrenebilecek olan zilyet iyi niyetli zilyet olmayıp, kötü niyetli zilyettir.
5.İyi niyetli olmayan zilyet hak sahibi için de yapılması zorunlu olan giderlerin karşılığını isteyebilir. Ancak yararlı ve lüks giderleri isteyemez. İyi niyetli zilyetten farklı olarak kötü niyetli zilyedin isteyebileceği zorunlu giderler bakımından, gider ödeninceye kadar malı geri vermekten kaçınma hakkı yoktur.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görüldüğünden hem elatmanın önlenmesi talebi yönünden hem de ecrimisil talebi yönünden tesis edilen hükmün onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.