Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/31196 E. 2023/681 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/31196
KARAR NO : 2023/681
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/65 E., 2015/538 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, remi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2014/65 Esas, 2015/538 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 ncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ile 53 üncü maddesi 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, katılanın şirket ortaklığının sadece kayıtsal olduğuna, maddi veya idari bir ortaklığının olmadığına, suç tarihi itibariyle sanığın şirketi temsile yetkili olduğuna, senetteki kaşenin şirket kaşesi olduğuna, sanık tarafından şirkete çok sayıda para aktarıldığına, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, suçların sübut bulmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, Lık Lık 4×4 Elek. İnşaat Enerji Ticaret Limited Şirketi’nin katılan ile ortağı ve müdürü iken 21.06.2011 tarihinde şirketteki hissesini devrederek ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldığı halde, geçmişe dönük olarak 17.02.2011 düzenleme ve 30.04.2012 ödeme tarihli, 300.000,00 TL bedelli senedi şirkete ait kaşe dışında başka bir kaşe kullanarak şirket adına tanzim edip temyiz dışı sanık …’a verdiği, adı geçen tarafından da şirket aleyhine 26.11.2011 tarihinde icra takibi başlatıldığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın şirketteki hissesini 21.06.2011 tarihinde devrettiğine ve katılanın bu tarih itibariyle şirketi münferit olarak temsile yetkili olduğuna ilişkin şirket karar defteri, devir sözleşmesi ve ticari sicil kayıtları ile şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyası ve şirkete ait banka hesap kayıtları dosya içerisindedir.
3. Sanık … savunmalarında özetle, şirketi kurarken ve sonraki süreçte temyiz dışı sanık Muammer’den borç almak suretiyle farklı tarihlerde toplam 140.000 Euro parayı şirkete verdiğini, daha sonra bu borcunu ödemek amacıyla bahse konu senedi yetkili olduğu tarihte tanzim edip temyiz dışı sanık Muammer’e verdiğini, şirketi devrederken başka bir para almadığını savunmuştur.
4. Temyiz dışı sanık Muammer Nurdoğan savunmalarında özetle, sanık …’tan alacaklı olduğunu, bu alacağına mukabil suça konu senedin 2011 yılı Şubat ayı içerisinde sanık … tarafından verildiğini, sanık …’ın şirketin ortağı ve müdürü olduğunu bildiği için senedi kabul ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlattığını beyan etmiştir.
5. Katılan beyanlarında, şirketin sanık Muammer ile herhangi bir ticareti olmadığı ve adı geçene borcu olmadığı, ayrıca şirket kayıtlarında da yer almadığı halde bahse konu senet nedeniyle şirket aleyhine icra takibi yapıldığını belirtmiştir.
6. Suça konu senedin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen zorunlu unsurları taşıdığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Suça konu senedin şirket kayıtlarında yer almaması, senedin doğrudan temyiz dışı sanık Muammer Nurdoğan lehine düzenlenmesine rağmen adı geçen ile şirket arasında herhangi bir ilişki olmaması, sanığın alınan savunmasında suça konu senedi sanık Muammer’e olan borcu karşılığında verdiğine ilişkin ikrarı nedeniyle sanığın eylemi sabit olduğu, bu nedenle mahkûmiyet hükümleri kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. a) Suç tarihinin 26.11.2011 olduğunun gözetilmeden 17.02.2011 olarak belirlenmesi;
b) Sanık hakkında kurulan hükümler, 18.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK’nın 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen “denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine” dair hükmün suç tarihinde yürürlükte bulunmadığı dikkate alınmadan, CMK’nın 231 inci maddesinin uygulanmasına resmi belgede sahtecilik suçundan engel sabıkası bulunmayan ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaat nedeniyle cezası ertelenen sanık hakkında, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğundan” şeklindeki isabetsiz ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi nitelikli dolandırıcılık suçundan teşebbüs aşamasında kalması karşısında gerçek bir zarar oluşup oluşmadığı araştırılıp hüküm yerinde CMK’nın 231 inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tarşıtılmadan hüküm kurulmaması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR BOZMA
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2014/65 Esas, 2015/538 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.