Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/35315 E. 2023/93 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/35315
KARAR NO : 2023/93
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/524 E., 2021/1104 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2018 tarihli ve 2018/472 Esas, 2018/423 sayılı Kararıyla, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgüt üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olduğu, temadinin 10.04.2018 tarihinde … ilinde kesildiği, bunun yanı sıra FETÖ/PDY’nin işleyiş mekanizması içinde asker şahısların tayinen gittiği her yeni görev yerinde örgütsel bağlantısının kurulması için diğer bir örgüt mensubunca devir alındığının bilinen bir gerçek olması ve sanığın da halen Ankara ilinde görev yapması karşısında sanığın eylemlerinin ağırlıklı olarak yoğunlaştığı en son çalışma ile ikamet yerinin ve aynı zamanda eylemsel temadinin kesildiği yerin Ankara ili ağır ceza mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı CMK’nın 12 ve devamı maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilmiştir.
2. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2018/647 Esas, 2020/161 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 inci, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/524 Esas, 2021/1104 sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.09.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
HTS kayıtlarının hukuka aykırı elde edildiğine, tek başına mahkumiyete yeterli delil olmadığına, içtihatlara göre HTS kayıtlarının yardımcı delil niteliğinde olduğuna örgüt üyeliğine delil olamayacağına, şüpheli sıfatı olmayan kişiler hakkında bu kararın verilemeyeceğine, sabit hatlarda ücrete mukabil herkesin aramasının mümkün olduğuna, tanıkların dinlenilmesinde vazgeçilmiş ise de tanık M.Ö. yargılamanın hiç bir aşamasında bulunmadığına, bilirkişi raporundaki çelişkiler ve arama kayıtları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve söz konusu çelişkilerin giderilmesine yönelik karşı baz bilgileri ve ek bilirkişi raporu temin edilmeden verilecek kararın hatalı olacağı da belirtilmek suretiyle itirazda bulunulduğu halde hatalı ve eksik inceleme ile karar verildiğine, hts kayıtlarına yönelik bilirkişi raporu ile mahkeme tarafından yapılan değerlendirmelerin hukukla bağdaşmayacağına, özellikle bilirkişi raporundaki çelişkiler incelendiğinde adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, etkili başvuru hakkı ve hak arama hürriyeti haklarının açıkça ihlal edildiğine bu nedenlerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabul
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda; aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu ankesörlü-sabit telefon aramalarına ilişkin makul bir açıklama getiremeyen sanığın, aranma sayısı, aramaların ardışık ve periyodik olması, ardışık aramaya konu edilen şahısların aynı rütbede ve kuvvete mensup asker kişiler olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, dosya kapsamında mahkemece telefon aramaların makul görünmemesi hususları dikkate alındığında, sanığın örgütün iletişim metodlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemi ile arandığının sabit olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen “grup olarak arandığı” tespitinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği ve bilirkişinin bu konudaki görüşlerine teknik veriler üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde kanaat açıklaması olarak yer verdiği, netice olarak Yargıtay yerleşik uygulaması ve kararları da değerlendirildiğinde söz konusu teknik tespitin sanığın örgütün iletişim metodlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemi ile arandığına ilişkin sübutu değerlendirmede kullanılabileceği, sanığın ardışık olarak arandığı tespit edilen askeri personel U. Ziyal’ın hakkında yürütülen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/112042 soruşturma numaralı ve 2018/55180 esas sayılı soruşturmasında etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanlarının da mahkemenin kabulünü doğruladığı, örgütün ancak mahrem yapılanmasında bulunan kişiler ile bu şekilde irtibat kuracağı, “Gizlilik” şartı örgüt üyeliği suçunun bir unsuru değilse de, sanığın hiyerarşik yapı içerisine girdiği, örgüt ile arasında üyelik için gerekli bulunan organik bağın oluştuğunu ispatlayan bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın sübut bulan ve zaman içerisine yayılan eyleminin gösterdiği ısrar, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, bizzat örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği, sanık ile örgüt arasındaki organik bağın açıklanan şekilde kurulduğu, sanığın soyut inkara yönelik savunmalarının cezadan kurtulmayı amaçladığı, sanığın örgüt içerisinde bulunduğu konum, üstleri ile olan ilişkisi, karar, emir ve insiyatif alma yetkisi dikkate alındığında sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılmasına dair hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan FETÖ/PDY ‘nin mahrem sınıf olan silahlı kuvvetler içinde de bu amaç doğrultusunda örgütlendiği ve örgüt mensuplarının mahrem imamlar aracığıyla takip ve kontrol ettiği belirlenmiştir.
2.Ayrıntıları Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerektiğinden; HTS kayıtlarına göre sanığın adına kayıtlı ve kendisinin kullanımında olduğunu kabul ettiği hattının ankesörlü telefonlarla/sabit hatlardan kendi rütbesindeki asker şahıslarla 16 kez ardışık ve tekil olarak arandığı, HTS kayıtları, buna ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
4. Sanık …’ın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK’nın 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmemesi hususu infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2018/647 Esas, 2020/161 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.