YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21505
KARAR NO : 2022/11239
KARAR TARİHİ : 29.09.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 gün, 2019/1560 Esas, 2019/11931 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 40.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası nedeni ile bedensel zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının meydana gelen kaza nedeni ile malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, davalı vekilince zamanaşımının dolduğu savunulmuş, mahkemece davacıda gelişen durumun bulunduğu, kesin tanının 16.03.2019 tarihinde konulduğu ve 10 yıllık tavan zamanaşımının dolmadığı gerekçesi ile davalının zamanaşımı definin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK.nin 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK’nin 72. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmış, yine, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacıda oluşan maluliyette gelişen durum olup olmadığı, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı,tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda alınan raporda davacıdaki çalışma gücü kaybının nöronik mesane tanısı aldığı tarih olan 16.03.2009 da kesin olarak belirlenebilir hale geldiğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda anılan yasa maddeleri uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl içinde dava açması gerektiği düzenlenmiştir. Bu kapsamda davacı zararını 16.03.2009 tarihinde öğrenmiş olup bu tarihten itibaren 2 yıl içerisinde davanın açılması gerekmektedir. Buna göre zararın öğrenildiği 16.03.2009 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 10.06.2014 tarihinde davanın açıldığı gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan; 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesinde; “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir.
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda eylemin taksirle yaralama suçuna vücut verdiği anlaşılmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’ya göre bu suç için öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıldır. Davaya konu trafik kazası (taksirle yaralama eylemi) 10.11.2004 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 10.06.2014 tarihinde açılmıştır. Buna göre dava tarihi itibari ile uzamış ceza zamanaşımı süresi de dolmuştur. Şu halde davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma ilamının neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29.09.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.